Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bakanlık araştırmalarına göre gençlerin yüzde 40’ının evliliğe sıcak bakmadığını duyurdu. CHP Aile ve Sosyal Hizmetler Politika Kurulu Başkanı Aylin Nazlıaka ise bu oranı “ekonomik ve sosyal krizin itirafı” olarak değerlendirdi. Nazlıaka, açıklamasında gençlerin gelecek kaygısı ve maddi zorluklar nedeniyle evlilikten uzaklaştığını vurguladı.
Bakan Göktaş’tan çarpıcı veriler
Bakan Göktaş, TBMM’de düzenlenen bir programda yaptığı konuşmada, TÜİK verileri ve kendi bakanlıklarının saha araştırmalarına atıfta bulundu. Göktaş, “Gençlerimizin yüzde 40’ı evlilik kurumuna sıcak bakmıyor. Bu oran, özellikle 18-29 yaş aralığında daha belirgin” dedi. Bakan, bu durumun nedenleri arasında işsizlik, konut sorunu ve artan yaşam maliyetlerini sıraladı.
CHP’den sert tepki
CHP’li Nazlıaka, bakanın açıklamalarını sosyal medya ve parti sözcülüğü üzerinden değerlendirdi. Nazlıaka, “Bu veriler, Türkiye’de gençlerin umutsuzluğunun bir göstergesidir. Ekonomik kriz o kadar derin ki gençler aile kurmaktan vazgeçiyor. Bakanlık bu tabloyu itiraf ediyor ama çözüm üretmiyor” ifadelerini kullandı. Nazlıaka, hükümetin gençlere yönelik sosyal politikalarının yetersiz kaldığını savundu.
Ekonomik göstergeler ne söylüyor?
Uzmanlar, genç işsizlik oranının yüzde 20’nin üzerinde seyretmesi ve kira fiyatlarındaki artışın evlilik kararlarını doğrudan etkilediğini belirtiyor. TÜİK verilerine göre, ortalama evlenme yaşı da son 10 yılda 27’den 29’a yükseldi. Boşanma oranlarının artması ve tek ebeveynli hanelerin çoğalması da gençlerin evliliğe mesafeli yaklaşmasına neden oluyor. Toplumsal cinsiyet rolleri ve kadınların iş hayatına katılımındaki artış da bu eğilimi güçlendiriyor.
Siyasi partilerden farklı yorumlar
AK Parti kanadı, sorunun küresel bir fenomen olduğunu ve sadece Türkiye’ye özgü olmadığını savunurken, CHP ve İYİ Parti ise hükümetin ekonomi yönetimini suçluyor. MHP, aile kurumunun güçlendirilmesi için yeni teşvikler gerektiğini belirtti. Muhalefet, gençlere istihdam ve konut sağlanmadan bu eğilimin değişmeyeceğini vurguluyor.
Türkiye’de genç nüfusun evlilikten uzaklaşması, yalnızca bir aile kurumu sorunu değil, aynı zamanda ülkenin uzun vadeli sosyolojik ve ekonomik yapısına dair önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Siyasi aktörlerin bu konuyu seçim malzemesi yapmak yerine, somut politikalar geliştirmesi gerekiyor. Aksi takdirde, bu eğilim önümüzdeki yıllarda nüfus yapısını ve sosyal güvenlik sistemini daha da zorlayabilir.