Gazze'de üç yıldır devam eden İsrail saldırıları, bölgeyi büyük bir moloz yığınına çevirirken, Filistinlilerin karşı karşıya olduğu bir başka kriz daha ortaya çıktı: tapu kayıtlarının yok olması. İsrail'in hava saldırıları ve toprak işgalleri sırasında, Filistinlilerin toprak mülkiyetini gösteren resmi belgelerin büyük bölümü imha edildi. Bu durum, binlerce ailenin evlerine ve arazilerine geri dönme umutlarını da tehlikeye atıyor.
Tapu kayıtlarındaki kayıp, mülkiyet haklarını tehdit ediyor
Filistin Yönetimi'nin elindeki tapu kayıtlarının önemli bir kısmı, Gazze'deki hükümet binalarının ve arşivlerinin vurulması sonucu yok oldu. Özellikle 2023 ve 2024 yıllarındaki yoğun saldırılarda, Gazze Şeridi'ndeki arazi ve mülk kayıtlarının tutulduğu merkezi arşivler hedef alındı. Uzmanlara göre, kaybolan belgeler arasında on binlerce ailenin tapusu bulunuyor. Bu belgeler olmadan Filistinliler, topraklarının yasal sahibi olduklarını kanıtlamakta zorlanıyor.
Uluslararası hukukçular, tapu kayıtlarının yok edilmesinin sadece bir mülkiyet sorunu değil, aynı zamanda Filistinlilerin topraklarından kalıcı olarak sürgün edilmesine zemin hazırlayan bir adım olduğunu belirtiyor. İsrail'in, Filistinlilerin geri dönüş hakkını baltalamak için bu belgeleri sistematik olarak hedef aldığı iddia ediliyor. Ancak İsrail tarafı, bu suçlamaları reddediyor ve saldırıların Hamas'ı hedef aldığını savunuyor.
Gazzeliler çözüm arıyor: Dijital arşivler ve tanık ifadeleri
Tapularını kaybeden Gazzeliler, mülkiyetlerini kanıtlamak için alternatif yollar arıyor. Bazı aileler, ellerinde bulunan eski fotoğraflar, satış sözleşmeleri veya tanık ifadeleriyle haklarını savunmaya çalışıyor. Ancak bu belgelerin de büyük kısmı enkaz altında kaldı. Filistinli avukatlar, uluslararası kuruluşlara çağrıda bulunarak, kayıtların yeniden oluşturulması için bir mekanizma kurulmasını talep ediyor. Birleşmiş Milletler ve diğer insani yardım kuruluşları, konunun yakından takip edildiğini ancak somut bir adım atılmadığını bildiriyor.
Gazze'deki yerel yönetim yetkilileri, tapu kayıtlarının bir kısmının dijital kopyalarının bulunduğunu, ancak bunlara erişimin kısıtlı olduğunu ifade ediyor. Elektrik kesintileri ve iletişim altyapısının çökmesi nedeniyle dijital arşivlere ulaşmak da güçleşmiş durumda. Bu belirsizlik ortamında, birçok Gazzeli aile, evlerinin ve arazilerinin geleceği konusunda endişeli.
İsrail'in toprak politikaları ve uluslararası tepkiler
İsrail'in Gazze'deki saldırıları, sadece tapu kayıtlarını değil, aynı zamanda Filistinlilerin yaşam alanlarını da yok etti. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Gazze'deki konutların yaklaşık %60'ı hasar gördü veya tamamen yıkıldı. Bu yıkım, Filistinlilerin topraklarına geri dönüşünü fiilen imkansız hale getiriyor. Uluslararası toplum, İsrail'in bu politikalarını eleştirirken, tapu kayıtlarının yok edilmesi konusunda henüz etkili bir yaptırım uygulanmış değil.
Filistinli insan hakları örgütleri, tapu belgelerinin imhasının savaş suçu olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin bu konuda soruşturma başlatması için çağrılar yapılıyor. Ancak sürecin uzun ve zorlu olacağı, mağdurların adalete erişiminin sınırlı kalacağı belirtiliyor. Bu arada, Gazze'deki aileler, bir yandan günlük hayatta kalma mücadelesi verirken, diğer yandan mülkiyet haklarını korumanın yollarını arıyor.
Sonuç: Tapuların yok edilmesi, Filistinlilerin geleceğini tehdit ediyor
Gazze'de yaşanan insani kriz, her geçen gün yeni boyutlar kazanıyor. Tapu kayıtlarının yok edilmesi, Filistinlilerin en temel haklarından biri olan mülkiyet hakkını ortadan kaldırıyor. Bu durum, İsrail'in toprak politikalarının bir parçası olarak görülüyor ve Filistinlilerin topraklarından kalıcı olarak sürgün edilmesine hizmet ediyor. Uluslararası toplumun bu konuda daha fazla sorumluluk alması ve Filistinlilerin haklarını koruması gerekiyor. Aksi halde, Gazze'de yaşanan yıkımın izleri, sadece fiziksel değil, hukuki ve insani boyutlarıyla da onlarca yıl sürecek.