Gazze Şeridi'nde İsrail'in sürdürdüğü saldırılar ve insani yardım kısıtlamaları nedeniyle temiz suya erişim neredeyse tamamen kesildi. Günlerdir susuzlukla mücadele eden küçük bir Filistinli çocuk, sızdıran bir su tankerinin vanasından damlayan suları toplayarak susuzluğunu gidermeye çalıştı. O anlar, Gazze'de yaşanan insanlık dramını bir kez daha dünyanın gündemine taşıdı.
Suya erişim temel bir hakken Gazze'de lüks haline geldi
Birleşmiş Milletler ve uluslararası yardım kuruluşlarının raporlarına göre, Gazze'de temiz içme suyu kaynakları büyük ölçüde tahrip edildi veya İsrail'in ablukası nedeniyle kullanılamaz durumda. Bölgede yaşayan 2 milyonun üzerinde insan, günlük ihtiyaçlarını karşılamak için yetersiz miktarda ve kirli suya mahkum edilmiş durumda. Çocuklar, kadınlar ve yaşlılar en fazla risk altındaki gruplar arasında yer alıyor.
Görgü tanıkları, su tankerlerinin bölgeye çok seyrek ulaştığını ve gelen suyun da genellikle yetersiz kaldığını belirtiyor. Sızdıran tankerlerden damlayan suları toplamak, Filistinliler için günlük bir mücadele haline gelmiş durumda. Kameralara yansıyan görüntülerde, küçük çocuğun tankerin altına tuttuğu kapla birkaç damla suyu biriktirmeye çalıştığı görülüyor.
İsrail'in kısıtlamaları ve uluslararası tepkiler
İsrail, 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne yönelik saldırılarını sürdürüyor ve insani yardım girişlerini ciddi şekilde kısıtlıyor. Su, gıda, yakıt ve tıbbi malzeme gibi temel ihtiyaç maddelerinin bölgeye ulaştırılması engelleniyor. Uluslararası kuruluşlar, bu durumun bir insani felakete yol açtığı uyarısında bulunuyor.
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, defalarca ateşkes çağrısı yaparak su ve diğer yardımların kesintisiz ulaştırılması gerektiğini vurguladı. Ancak şu ana kadar kalıcı bir çözüm sağlanamadı. Dünya Sağlık Örgütü, temiz suya erişimin olmamasının salgın hastalık riskini artırdığına dikkat çekiyor. Kolera, tifo ve ishal gibi su kaynaklı hastalıkların yayılma ihtimali her geçen gün artıyor.
Filistinli yetkililer ve insan hakları örgütleri, İsrail'in su kaynaklarını kasıtlı olarak hedef aldığını ve bunun bir savaş suçu teşkil ettiğini belirtiyor. İsrail ise su altyapısına yönelik saldırıların Hamas'ı hedef aldığını iddia ediyor, ancak sivillerin çektiği acılar uluslararası toplumun büyük tepkisini çekiyor.
Gazze'deki su krizi, sadece bugünün değil, uzun yıllardır süren ablukanın bir sonucu. Altyapının çökmesi, deniz suyu arıtma tesislerinin çalışamaz hale gelmesi ve yakıt yokluğu nedeniyle su pompaları çalışmıyor. İnsanlar, kuyulardan veya deniz suyundan arıtılmamış su içmek zorunda kalıyor. Bu da hastalıkların hızla yayılmasına neden oluyor.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi, Gazze'de suyun hayati önem taşıdığını ve acil müdahale gerektiğini bildiriyor. Ancak yardım konvoylarının bölgeye girişi güvenlik gerekçeleriyle sık sık engelleniyor. Mısır üzerinden gönderilen yardımlar da yetersiz kalıyor.
Dünyanın sessizliği ve sorumluluk
Bir damla su için saatlerce bekleyen çocukların görüntüleri, dünyanın vicdanını sızlatıyor. Ancak uluslararası toplumun etkili adımlar atmaması, Gazze'deki insanlık dramını derinleştiriyor. BM verilerine göre, bölgede 1 milyondan fazla çocuk su, gıda ve sağlık hizmetlerinden yoksun durumda.
Uzmanlar, su krizinin önlenmesi için derhal ateşkes sağlanması, insani koridorların açılması ve su altyapısının onarılması gerektiğini vurguluyor. Aksi halde ölümlerin artacağı ve bölgenin yaşanmaz hale geleceği uyarısında bulunuyorlar.
Gazze'de yaşananlar, sadece bir bölgesel çatışma değil, aynı zamanda küresel bir insan hakları sorunu. Temiz suya erişim, en temel insan hakkıdır ve bunun engellenmesi hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamaz. Bir çocuğun sızdıran bir tankerden damlayan suyu toplaması, insanlığın ortak sorumluluğunu hatırlatıyor. Dünya, bu tablo karşısında daha fazla sessiz kalamaz.