Avrupa Parlamentosu (AP) Milletvekili Barry Andrews, Avrupa Birliği'nin (AB) İsrail ile mevcut ortaklık anlaşmasını askıya alması gerektiğini söyledi. Andrews, bazı AB ülkelerinin yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünleri yasaklama kararını memnuniyetle karşılarken, bu adımı atmayan Almanya ve İtalya'yı eleştirdi. İrlandalı vekil, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'i de yetersiz liderlikle suçladı.
Yerleşim Ürünleri Yasağında AB İçinde Ayrılık
Avrupa Birliği'nde, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin etiketlenmesi ve bazı ülkelerde yasaklanması konusunda uzun süredir devam eden bir tartışma var. 2015 yılında AB Komisyonu, yerleşim ürünlerinin menşeini belirten etiketleme yönergelerini yayımlamıştı. Ancak bazı üye ülkeler bu yönergeleri daha ileri taşıyarak söz konusu ürünlerin ithalatını yasaklama yoluna gitti. Barry Andrews, bu kararı memnuniyetle karşıladığını ifade ederek, "Yasa dışı yerleşimlerden gelen ürünlerin yasaklanması, uluslararası hukuka uygun bir adımdır. Ancak bu adımı atmayan ülkeler, AB'nin ortak değerlerine gölge düşürüyor" dedi.
Andrews, özellikle Almanya ve İtalya'yı hedef alarak, bu ülkelerin İsrail ile ticari ilişkilerini sürdürmesinin AB'nin tutarlılığına zarar verdiğini belirtti. Almanya ve İtalya, tarihsel ve stratejik nedenlerle İsrail ile yakın ilişkilere sahip. Almanya, İsrail'in güvenliğini kendi devlet çıkarı olarak tanımlarken, İtalya da Akdeniz'deki dengeleri gözetiyor. Ancak Andrews'e göre, bu ülkelerin tutumu, AB'nin insan hakları ve uluslararası hukuk konusundaki kararlılığını zayıflatıyor.
Von der Leyen'e Yetersiz Liderlik Eleştirisi
Barry Andrews, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'i de sert sözlerle eleştirdi. Andrews, von der Leyen'in İsrail-Filistin meselesinde dengeli ve etkili bir liderlik sergileyemediğini savundu. "Von der Leyen, AB'nin ortak dış politikasını şekillendirmekte yetersiz kaldı. İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerine karşı somut adımlar atılmadı" diyen Andrews, Komisyon Başkanı'nın bazı üye ülkelerin baskısı altında kaldığını ima etti.
Von der Leyen, göreve geldiğinden bu yana İsrail ile AB arasındaki ilişkilerde denge politikası izlemeye çalıştı. Ancak özellikle 2023'teki Gazze çatışmaları sırasında AB'nin tutumu eleştirilere maruz kaldı. Andrews, "AB'nin sessizliği, uluslararası arenada itibar kaybına yol açıyor. Von der Leyen'in liderliği, üye ülkeler arasında bölünmüşlüğü gidermekte başarısız oldu" ifadelerini kullandı.
AB-İsrail Ortaklık Anlaşması ve Askıya Alma Çağrıları
AB ile İsrail arasındaki ilişkiler, 2000 yılında yürürlüğe giren Ortaklık Anlaşması'na dayanıyor. Bu anlaşma, ticaret, siyasi diyalog ve işbirliği alanlarını kapsıyor. Ancak anlaşmanın 2. maddesi, insan hakları ve demokratik ilkelere saygıyı şart koşuyor. İnsan hakları örgütleri ve bazı AB milletvekilleri, İsrail'in Filistinlilere yönelik ihlalleri nedeniyle bu anlaşmanın askıya alınması gerektiğini savunuyor. Barry Andrews de bu çağrıyı yineleyerek, "AB, anlaşmanın 2. maddesini işletmeli ve İsrail ile ortaklığı askıya almalıdır. Aksi halde AB'nin uluslararası hukuka bağlılığı sorgulanır" dedi.
AB'nin İsrail ile ticaret hacmi yıllık 30 milyar avronun üzerinde. İsrail, AB'nin önemli ticari ortaklarından biri. Ancak yerleşim ürünleri, toplam ticaretin küçük bir kısmını oluşturuyor. Buna rağmen, yasa dışı yerleşimlerden gelen ürünlerin yasaklanması sembolik ve hukuki açıdan büyük önem taşıyor. AB ülkeleri arasında bu konuda görüş ayrılıkları devam ediyor.
İrlanda'nın Filistin Yanlısı Tutumu
İrlanda, uzun süredir Filistin yanlısı bir politika izliyor. İrlanda hükümeti, İsrail'in yerleşim faaliyetlerini defalarca kınadı ve 2024'te Filistin devletini tanıma kararı aldı. Barry Andrews'in açıklamaları da bu geleneksel tutumun bir yansıması. Andrews, "İrlanda olarak, uluslararası hukukun yanında durmaya devam edeceğiz" diyerek, diğer AB ülkelerine de çağrıda bulundu.
İrlanda'nın bu tutumu, AB içinde İsrail karşıtı cephenin güçlenmesine işaret ediyor. Ancak Almanya, Avusturya, Macaristan gibi ülkeler İsrail'e desteklerini sürdürüyor. Bu bölünmüşlük, AB'nin ortak bir dış politika oluşturmasını zorlaştırıyor.
Sonuç ve Beklentiler
Barry Andrews'in çağrısı, AB'nin İsrail politikasında bir dönüm noktası olabilir mi? Şu an için AB Komisyonu'ndan resmi bir yanıt gelmedi. Ancak AP'de İsrail karşıtı seslerin yükselmesi, önümüzdeki dönemde ortaklık anlaşmasının gözden geçirilmesi ihtimalini artırıyor. Uluslararası hukuk uzmanları, AB'nin İsrail ile ilişkilerini askıya almasının hukuki olarak mümkün olduğunu, ancak siyasi irade gerektirdiğini belirtiyor. Andrews'in çağrısı, AB'nin değerler ve çıkarlar arasındaki dengeyi nasıl kuracağı sorusunu yeniden gündeme getiriyor. Avrupa kamuoyunda Filistin'e destek artarken, hükümetlerin bu baskıya ne kadar direneceği belirsizliğini koruyor.