Gazze Şeridi'nin orta kesiminde bulunan Aksa Şehitleri Hastanesi'nde diyaliz tedavisi gören hastalar, jeneratörlerin çalışmasını sağlayacak yakıtın tükenmesiyle birlikte her an hayatını kaybetme riskiyle karşı karşıya. Hastane yönetimi, elektrik kesintileri ve yakıt tedarikindeki aksaklıklar nedeniyle diyaliz cihazlarının yalnızca acil durumlarda çalıştırılabildiğini bildiriyor. Bu durum, böbrek yetmezliği çeken yüzlerce hasta için ölüm kalım meselesi haline geldi.
Jeneratör krizi derinleşiyor
Gazze'deki sağlık altyapısı, yıllardır süren abluka ve son dönemdeki çatışmalar nedeniyle büyük zarar gördü. Aksa Şehitleri Hastanesi de bu durumdan en çok etkilenen merkezlerden biri. Hastanenin müdürü Dr. Muhammed El-Hüseyni, yaptığı açıklamada, 'Jeneratörlerin çalışması için günlük en az 10 bin litre yakıta ihtiyacımız var, ancak elimizdeki stok sadece birkaç gün yetecek kadar. Diyaliz hastaları haftada üç kez tedavi olmak zorunda; her dört saatlik bir seansı kaçırmak, kalp yetmezliği veya diğer ölümcül komplikasyonlara yol açabilir' dedi.
Hastalar çaresizlik içinde
Hastanenin diyaliz bölümünde tedavi gören 42 yaşındaki Ahmed Ebu Ali, 'Burada her an ölebiliriz. Jeneratör durduğunda makineler de duruyor, o zaman nefes alamıyorum, vücudum şişiyor. Geçen hafta bir hastamızı kaybettik çünkü makine çalışmadı' diyerek yaşadığı dehşeti anlattı. Benzer durumdaki hastalar, aileleriyle vedalaşarak hastaneye geliyor ve her seansın son seansları olabileceği korkusuyla yaşıyor.
Uluslararası yardım çağrıları
Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA) ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Gazze'deki sağlık krizine dikkat çekiyor. WHO Sözcüsü, 'Aksa Şehitleri Hastanesi'ndeki durum, Gazze'deki sağlık sisteminin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Acil olarak yakıt ve tıbbi malzeme desteği ulaştırılmazsa çok sayıda ölüm yaşanabilir' uyarısında bulundu. Ancak yardım kuruluşları, abluka ve güvenlik sorunları nedeniyle malzeme ulaştırmanın giderek zorlaştığını belirtiyor.
Gazze'de yaşanan bu insani kriz, uluslararası toplumun daha etkin müdahalesini gerektiriyor. Sağlık hizmetine erişimin temel bir insan hakkı olduğu gerçeğinden hareketle, diyaliz hastalarının hayatta kalma mücadelesine kayıtsız kalmak, insanlık adına kabul edilemez bir durumdur. Bölgedeki çatışmaların sona ermesi ve kalıcı bir barışın tesisi, bu tür trajedilerin önlenmesi için tek çözüm gibi görünüyor.