İsrail ordusunun Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 73 bin 456'ya yükseldi. Gazze'de ateşkesin sağlandığı 10 Ekim 2025'ten bu yana ise İsrail'in saldırılarında 1320 kişi hayatını kaybetti, 4 bin 385 kişi yaralandı. Sağlık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, son 24 saatte Gazze'de 12 kişi daha yaşamını yitirdi. Böylece toplam can kaybı 73 bin 456'ya, yaralı sayısı ise 167 bin 188'e ulaştı.
Saldırılar Ateşkese Rağmen Sürmekte
Ateşkes anlaşmasının imzalanması ve yürürlüğe girmesiyle birlikte Gazze'de büyük ölçüde sükunet sağlanmıştı. Ancak anlaşmanın uygulanmasında yaşanan ihlaller ve zaman zaman artan gerilimler, can kayıplarının devam etmesine yol açıyor. Özellikle ateşkesin başladığı 10 Ekim 2025'ten bu yana geçen sürede, İsrail güçlerinin açtığı ateş sonucu 1320 kişinin hayatını kaybettiği, 4 bin 385 kişinin ise yaralandığı bildirildi. Bu rakamlar, ateşkesin korunmasının ne kadar kırılgan olduğunu gözler önüne seriyor.
Uluslararası Toplumun Tepkisi ve Ara Bulucu Çabalar
Uluslararası toplum, Gazze'deki insani durumun vahametine dikkat çekmek için sık sık ateşkes çağrısında bulunuyor. Birleşmiş Milletler (BM) ve insan hakları örgütleri, İsrail'in sivillere yönelik saldırılarını kınarken, kalıcı barışın sağlanması için iki devletli çözümün gerekliliğini vurguluyor. Mısır ve Katar gibi ara bulucu ülkeler, taraflar arasındaki diyaloğu sürdürmek ve ateşkesin kalıcılığını sağlamak için yoğun diplomatik çaba harcıyor. Ancak şu ana kadar kalıcı bir çözüm için somut bir ilerleme kaydedilebilmiş değil.
İnsani Kriz Derinleşiyor
On binlerce can kaybı, Gazze'de yaşayan tüm toplumu derinden etkilemiş durumda. Saldırılar nedeniyle çok sayıda sivil evini terk etmek zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu Filistin Mültecilerine Yardım ve Bayındırlık Ajansı'nın (UNRWA) verilerine göre, Gazze'de yerinden edilen kişi sayısı 1,9 milyona ulaştı. Bu durum, barınma, gıda, temiz su ve sağlık hizmetleri gibi temel ihtiyaçlarda ciddi sıkıntılara yol açıyor. Ayrıca, altyapının büyük ölçüde tahrip olması, insani yardımların ulaştırılmasını da güçleştiriyor. Çocuklar ve kadınlar, bu insani krizin en kırılgan gruplarını oluşturuyor.
Gazze'deki sağlık sistemi, büyük bir yıkımla karşı karşıya. Hastanelerin bir kısmı ya bombalanmış ya da sağlık malzemesi eksikliği nedeniyle hizmet veremez durumda. Bu durum, hastaların ve yaralıların tedavi süreçlerini olumsuz etkilerken, salgın hastalık riskini de artırıyor. Su kaynaklarının kirlenmesi ve hijyen koşullarının yetersizliği, özellikle çocuklarda bağırsak enfeksiyonları ve diğer hastalıkların yayılmasına neden oluyor.
Sivil Kayıpların Önlenmesi İçin Uluslararası Hukukun Uygulanması Şart
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında sivil kayıpların bu denli yüksek olması, uluslararası insancıl hukukun ve savaş kurallarının ciddi şekilde ihlal edildiğini gösteriyor. Sivillerin korunması, uluslararası hukukun en temel ilkelerinden biridir. Bu nedenle, saldırıların sivilleri hedef almaması ve orantılılık ilkesine uyulması gerekmektedir. Uluslararası toplumun, işlenen suçların hesabını sorması ve benzer trajedilerin yaşanmaması için gerekli adımları atması büyük önem taşıyor.
Orta Doğu'da kalıcı barışın tesisi, yalnızca Gazze'deki çatışmaların sona ermesiyle değil, aynı zamanda Filistin halkının meşru haklarının tanınması ve adil bir çözüm bulunmasıyla mümkün olacaktır. Uluslararası toplumun bu konuda daha etkin ve kararlı bir tutum sergilemesi, bölgede istikrarın sağlanması için kritik bir rol oynamaktadır. Ancak mevcut tablo, ateşkesin yetersizliğini ve barışın tesisinin önündeki engellerin ne kadar derin olduğunu göstermektedir. Bu çerçevede, yaşanan acıların son bulması ve iki halkın da güven içinde yaşayabileceği bir geleceğin inşa edilebilmesi için tüm taraflara büyük sorumluluk düşmektedir.