İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkese rağmen düzenlediği saldırılarda 11 aylık süreçte 1359 Filistinli hayatını kaybetti. Ateşkesin ilan edilmesinin üzerinden neredeyse bir yıl geçmesine karşın şiddetin durmaması, bölgede kalıcı bir barış umudunu zayıflatırken, uluslararası toplumun etkisizliği bir kez daha gündeme geldi. Filistinli yetkililer, ateşkesin kağıt üzerinde kaldığını ve İsrail'in askeri operasyonlarını aralıksız sürdürdüğünü belirtiyor.
Ateşkesin İlanı ve Gerçekleşen İhlaller
10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkes, Mısır ve Katar'ın arabuluculuğuyla sağlanmıştı. Ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesinden kısa süre sonra taraflar arasında çatışmalar yeniden başladı. İsrail, ateşkesi ihlal ettiği yönündeki suçlamaları reddederken, Filistin tarafı her gün yeni saldırı haberleriyle sarsılıyor. Son 11 ayda yaşamını yitiren 1359 Filistinlinin önemli bir kısmının sivil olduğu, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu bildiriliyor. Saldırılar özellikle Gazze'nin kuzeyinde ve Han Yunus çevresinde yoğunlaşırken, mülteci kampları da zaman zaman hedef alınıyor.
Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre, ateşkes döneminde öldürülenlerin sayısı, çatışmaların en yoğun olduğu dönemlerdeki kayıplara yaklaşmış durumda. Bölgedeki hastaneler, ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı nedeniyle yaralılara müdahale etmekte zorlanıyor. Altyapının büyük bölümü tahrip olmuş durumda; elektrik, su ve kanalizasyon hizmetleri çalışmıyor. Bu koşullar, salgın hastalık riskini artırıyor ve insani yardım kuruluşlarının çalışmalarını güçleştiriyor.
Uluslararası Tepkiler ve Ekonomik Yansımalar
Birleşmiş Milletler ve çeşitli insan hakları örgütleri, İsrail'in ateşkesi ihlal ettiğine dair raporlar yayımlasa da, bu raporlar somut bir yaptırıma dönüşmüş değil. ABD ve Avrupa Birliği'nden yapılan açıklamalar genellikle "taraflara itidal çağrısı"nın ötesine geçemiyor. Türkiye ise İsrail'in saldırılarını kınayan en net tutum sergileyen ülkeler arasında yer alıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, çeşitli platformlarda Gazze'deki katliama dikkat çekerek, İslam dünyasını ortak hareket etmeye davet etti.
Öte yandan Gazze'deki istikrarsızlık, Orta Doğu ekonomisini de olumsuz etkiliyor. Bölgedeki ticaret yolları sekteye uğrarken, enerji fiyatları dalgalanıyor. İsrail'in saldırıları, Filistin ekonomisini de çökertmiş durumda. İşsizlik oranı %70'e yaklaşmış, tarım ve sanayi üretimi durma noktasına gelmiş durumda. Uluslararası yardımlar ise yetersiz kalıyor; Gazze'ye giren yardım tırlarının sayısı ihtiyacın çok altında. Dünya Bankası, bölgedeki yeniden inşa maliyetinin 50 milyar doları aşacağını tahmin ediyor.
Mısır ve Katar'ın yeni bir ateşkes girişimi için temasları sürdürdüğü, ancak İsrail'in askeri operasyonları durdurmayı reddetmesi nedeniyle müzakerelerin tıkandığı belirtiliyor. Hamas yetkilileri, ateşkesin ancak İsrail'in saldırılarını tamamen durdurması ve ablukanın kaldırılmasıyla mümkün olacağını vurguluyor. İsrail yönetimi ise güvenlik gerekçeleriyle operasyonların süreceğini açıklıyor.
Gazze'de 11 aydır süren ve ateşkese rağmen devam eden saldırılar, uluslararası hukukun ve insani değerlerin ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. 1359 Filistinlinin hayatını kaybetmesi, sadece bir rakam değil; her biri birer insan hikayesi, yok olan bir aile, sönen bir umut. Dünya kamuoyunun sessizliği, bölgede kalıcı barışın sağlanmasını daha da zorlaştırıyor. Uluslararası toplumun etkili adımlar atmaması halinde, önümüzdeki aylarda can kaybının daha da artmasından endişe ediliyor. Gazze halkı, temel yaşam haklarından yoksun bir şekilde hayatta kalma mücadelesi verirken, dünyanın geri kalanı bu trajediye seyirci kalıyor.