Türk basınının duayen isimlerinden, Cumhuriyet gazetesinin emektar muhabiri Şükran Abla, 60 yıllık gazetecilik kariyerinin ardından hayata veda etti. Edinilen bilgilere göre, uzun süredir tedavi gördüğü hastalık nedeniyle dün akşam saatlerinde İstanbul'daki evinde yaşamını yitiren Şükran Abla, meslek hayatı boyunca sayısız önemli habere imza attı. Cumhuriyet gazetesi çatısı altında 1960'lı yıllardan itibaren görev yapan Abla, Türkiye'nin yakın siyasi tarihine tanıklık etti ve birçok genç gazetecinin yetişmesine katkı sağladı.
60 Yıllık Meslek Hayatı
Şükran Abla, gazeteciliğe 1960'lı yılların başında Cumhuriyet gazetesinde adım attı. O dönemden itibaren Türkiye'nin geçirdiği askeri darbeler, siyasi çalkantılar, ekonomik krizler ve toplumsal dönüşümleri yakından takip eden Abla, özellikle siyaset ve toplum haberleriyle tanındı. Mesleki titizliği ve tarafsızlığıyla bilinen Şükran Abla, 60 yıl boyunca aynı gazetede çalışarak Türk basın tarihinde ender görülen bir istikrar örneği sergiledi.
Genç gazetecilere her zaman yol gösteren, bilgi ve deneyimini paylaşmaktan çekinmeyen Şükran Abla, meslek etiğine bağlılığıyla da tanınıyordu. Uzun yıllar boyunca sayısız stajyere mentorluk yaptı ve birçok başarılı gazetecinin yetişmesinde rol oynadı. Cumhuriyet gazetesi yönetimi, Abla'nın vefatının ardından bir taziye mesajı yayımlayarak, "Değerli muhabirimiz ve ailemizin bir parçası olan Şükran Abla'yı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Türk basınına yaptığı katkılar asla unutulmayacak" ifadelerine yer verdi.
Türk Basınında Derin İz Bıraktı
Şükran Abla'nın vefatı, siyaset ve medya çevrelerinde büyük üzüntüyle karşılandı. Birçok siyasi parti lideri ve gazeteci, sosyal medya hesaplarından taziye mesajları yayımladı. CHP Genel Başkanı, "Türk basınının çınarı, Cumhuriyet'in sadık kalemi Şükran Abla'yı kaybettik. Başımız sağ olsun" derken, gazetenin eski Genel Yayın Yönetmeni ise "Onunla çalışmak bir ayrıcalıktı. Mesleğe adanmış bir ömürdü" şeklinde konuştu.
Şükran Abla, meslek hayatı boyunca birçok ödüle layık görüldü. 1990'lı yıllarda Türkiye Gazeteciler Cemiyeti tarafından yılın gazetecisi seçilen Abla, 2000'li yıllarda da meslek dalında üstün hizmet ödülüne değer görüldü. Ancak o, ödüllerden çok mesleğin kutsallığına inanıyor ve her zaman halkın haber alma hakkını savunuyordu. "Gazetecilik, sadece haber yazmak değil, aynı zamanda topluma karşı sorumluluk taşımaktır" sözü, meslektaşları tarafından sık sık hatırlanıyor.
Türkiye'de 60 yıl boyunca aynı gazetede çalışmak, basın sektörünün sıkıntılı dönemlerinde bile görevini sürdürmek büyük bir özveri gerektirir. Şükran Abla, bu süre zarfında ülkenin değişen siyasi iklimine rağmen gazetecilik ilkelerinden taviz vermedi. Özellikle 12 Eylül darbesi sonrası yaşanan baskılarda bile kalemini doğrudan kullanmaktan çekinmedi. 1980'li ve 1990'lı yıllarda birçok zorlu dönemde haber yapmaya devam etti. Bu duruşu, onu sadece bir gazeteci değil, aynı zamanda bir vicdan sesi haline getirdi.
Şükran Abla'nın cenazesi, yarın öğle namazının ardından İstanbul'daki Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Törene siyaset, medya ve iş dünyasından geniş katılım olması bekleniyor. Cumhuriyet gazetesi çalışanları, Abla'nın anısını yaşatmak için gazete binasında bir köşe oluşturmayı planlıyor. Ayrıca Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, onun adına bir burs fonu kurmayı değerlendiriyor.
Şükran Abla'nın vefatı, Türk basınının karşı karşıya olduğu sorunları bir kez daha gündeme getirdi. Deneyimli gazetecilerin birer birer aramızdan ayrılması, mesleki hafızanın kaybolması riskini doğuruyor. Genç nesil gazetecilerin onun açtığı yolda ilerlemesi, hem basın özgürlüğü hem de kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi açısından kritik önem taşıyor. Şükran Abla geride sadece haber arşivi değil, aynı zamanda ilkeli gazetecilik anlayışını da miras bıraktı. Onun meslek ahlakı ve kararlılığı, gelecek kuşaklara ışık tutmaya devam edecek.