Ramazan Bayramı’nda ailesini ziyaret ederken gözaltına alınan gazeteci İsmail Arı, 75 günlük tutukluluğun ardından bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. İddianamede Arı hakkında 8 yıl 3 aya kadar hapis cezası talep ediliyor. Durumada konuşan Arı, “58 satırlık bir iddianame yüzünden içerideyim” diyerek yargılamanın siyasi saiklerle yapıldığını savundu.
Gözaltı ve tutuklama süreci
İsmail Arı, Ramazan Bayramı’nda memleketi Sivas’ta ailesini ziyaret ettiği sırada jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Gözaltı işleminin ardından adliyeye sevk edilen Arı, çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince “terör örgütü propagandası yapmak” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamalarıyla tutuklanmıştı. Tutuklama kararının ardından 75 gündür Sivas T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Arı, bugün Sivas 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşmasına katıldı.
Duruşmada yaşananlar
Mahkeme heyetindeki sadece bir hakimin bulunduğu duruşma yaklaşık 40 dakika sürdü. Savunmasını yapan İsmail Arı, iddianamenin yalnızca 58 satırdan oluştuğuna dikkat çekerek, “Bu kadar kısa bir metinle bir gazeteciyi aylarca içeride tutmak, ifade özgürlüğüne açık bir saldırıdır” dedi. Arı, ayrıca suçlamaları reddederek, haberlerinin kamu yararına olduğunu ve hiçbir suç unsuru içermediğini savundu. Sanık avukatı ise müvekkilinin tutuksuz yargılanması talebinde bulundu. Mahkeme heyeti, talebi reddederek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.
Bağlam ve değerlendirme
İsmail Arı’nın yargılanması, Türkiye’de basın özgürlüğü ve gazetecilik faaliyetlerinin sınırlarına dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. 2023 yılı itibarıyla Türkiye, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 180 ülke arasında 165. sırada yer alıyor. Arı’nın avukatı, iddianamenin soyut ve ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini belirterek, Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapacaklarını açıkladı. Öte yandan, uluslararası gazetecilik örgütleri davayı yakından takip ediyor. 58 satırlık bir iddianame ile 8 yıl hapis cezası istenmesi, hukuki sürecin ciddiyetini sorgulatıyor. Bu dava, gazetecilerin haber yapma özgürlüğü ile güvenlik kaygıları arasındaki hassas dengeyi bir kez daha gündeme getirdi.