Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), yaklaşık 85 bin ücretli öğretmenin kadro talebine ilişkin tartışmaları sonlandıran bir açıklama yaptı. Bakan Yusuf Tekin, ders saati karşılığı görevlendirilen öğretmenlerin doğrudan kadrolu öğretmen olarak atanmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek, bu konuda yeni bir düzenleme yapılmayacağını duyurdu. Karar, eğitim sendikaları ve öğretmenler arasında büyük hayal kırıklığı yaratırken, muhalefet partileri de uygulamayı eleştirdi.
MEB'in Gerekçesi Ne?
Bakan Tekin, ücretli öğretmenlik sisteminin ihtiyaç halinde başvurulan geçici bir istihdam modeli olduğunu vurgulayarak, bu kişilerin kadrolu öğretmenler ile aynı statüye sahip olmadığını söyledi. Tekin, "Öğretmen atamaları, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ihtiyaç analizleri ve kadro planlaması çerçevesinde yapılır. Ders saati karşılığı görevlendirilenlerin doğrudan kadrolu öğretmen olarak atanmasının mümkün olmadığını" ifade etti. Ayrıca, ücretli öğretmenlerin KPSS puanına göre yapılacak atamalarda öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini ancak bunun otomatik bir kadro hakkı doğurmadığını ekledi.
Bu açıklama, uzun süredir eğitim gündemini meşgul eden "ücretli öğretmenlerin kadroya alınması" tartışmalarına net bir yanıt niteliği taşıyor. Özellikle 2023 yılında yapılan 45 bin öğretmen ataması sonrasında ücretli öğretmenlerin talebi yeniden gündeme gelmişti. Ancak MEB, her yıl belirlenen kontenjanlar çerçevesinde kadrolu öğretmen alımı yapacağını, bunun dışında bir uygulamanın söz konusu olmadığını dile getirdi.
Öğretmenlerin ve Sendikaların Tepkisi
Eğitim-Bir-Sen, Türk Eğitim-Sen ve Eğitim-İş gibi sendikalar, yapılan açıklamayı sert bir dille eleştirdi. Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı, ücretli öğretmenlerin uzun yıllardır aynı okullarda görev yaptığını, eğitim sisteminin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğini belirterek, "Bu öğretmenler, mülakat ve KPSS gibi süreçlerden geçerek atanmış olmasalar da aynı özveriyle çalışıyorlar. Onları kadroya almamak, eğitimde kaliteyi düşürmek anlamına gelir" dedi. Eğitim-İş ise yaptığı yazılı açıklamada, "MEB'in bu kararı, eğitimde yaşanan öğretmen açığını kapatmak için başvurulan geçici çözümleri kalıcı hale getiriyor. Binlerce öğretmen mağdur ediliyor" ifadelerine yer verdi. Ücretli öğretmenler ise sosyal medyada #ücretliöğretmenkadro istiyor etiketiyle kampanya başlattı. Pek çok öğretmen, yıllardır emek verdiği okullardan ayrılmak zorunda kalacaklarını belirterek yetkililere seslendi. Bir ücretli öğretmen, "10 yıldır aynı okulda görev yapıyorum, öğrenciler beni asıl öğretmenleri gibi görüyor. Şimdi kadro hakkım verilmediği için işime yarıyıl tatilinde son verilecek" dedi.
Muhalefetin ve Uzmanların Görüşü
CHP, Gelecek Partisi ve İYİ Parti sözcüleri, hükümeti ücretli öğretmenlerin sorunlarını çözmeye davet etti. CHP Milli Eğitim Bakanlığı'ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, "Binlerce ücretli öğretmen aynı işi yapıyor ama kadro alamıyor. Bu bir adalet meselesidir. Hükümet, eğitim yatırımlarını kısarken, öğretmenleri de geçici işçi olarak çalıştırmak istiyor. Bu politika, eğitimin geleceğini tehdit ediyor" değerlendirmesinde bulundu.
Eğitim uzmanları ise atama bekleyen öğretmen sayısının 500 bini aştığına dikkat çekerek, ücretli öğretmenlik uygulamasının aslında sınavsız öğretmen istihdamına dönüştüğünü belirtiyor. Uzmanlara göre, MEB'in bu tutumu, öğretmen ihtiyacını karşılamak yerine kadrolu öğretmen alımını sınırlandırmanın bir sonucu. Bu durum, eğitimde fırsat eşitliğini de olumsuz etkiliyor; çünkü sosyo-ekonomik düzeyi düşük bölgelerde ücretli öğretmen oranı daha yüksek.
Bakanlığın Geleceğe Yönelik Planları
Bakan Tekin, konuşmasında öğretmen ihtiyacını karşılamak için yeni politikalar üzerinde çalıştıklarını söyledi. "Önümüzdeki dönemde sözleşmeli öğretmenlik uygulamasına ağırlık vereceğiz. Ayrıca, ücretli öğretmenlerin mesleki gelişimlerini destekleyerek onları sözleşmeli öğretmenlik sınavlarına hazırlayacağız" dedi. Ancak bu hedeflerin somut bir takvimi olmadığı da biliniyor.
Değerlendirme
MEB'in bu kararı, eğitim sisteminin kronikleşen sorunlarından biri olan öğretmen istihdamındaki belirsizliği daha da derinleştiriyor. Ücretli öğretmenler, eğitim öğretim yılının her döneminde okulların kapanma riskiyle karşı karşıya kalırken, öğrencilerin eğitim hakkı da kesintiye uğruyor. Hükümetin, kadrolu öğretmen atamalarını artırmak yerine, geçici çözümlere sarılması uzun vadede eğitim kalitesini düşürecek bir yaklaşım. Öğretmenlerin ve sendikaların haklı taleplerinin karşılanması, sadece bu kişilerin mağduriyetini gidermekle kalmayacak, aynı zamanda eğitim sistemini güçlendirecektir. Bu konudaki kararlı tutum, Türkiye'nin geleceği açısından kritik bir önem taşıyor.