Trabzon 360 Haber'in imtiyaz sahibi Hatice Aksoy ile sorumlu yazı işleri müdürü eşi Muhsin Aksoy, AKP Diyarbakır Milletvekili Suna Kepoğlu Ataman'ın terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ve İmralı heyetine ilişkin sözlerini haberleştirmelerinin ardından gece saatlerinde gözaltına alındı. Olay, basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Gözaltı Süreci ve Gerekçeler
Edinilen bilgilere göre, Aksoy çifti, Ataman'ın açıklamalarını haberleştirdikten kısa süre sonra Trabzon Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Soruşturmanın, "terör örgütü propagandası yapmak" ve "örgüt üyeleriyle irtibatlı olmak" iddiaları üzerine yürütüldüğü öğrenildi. Gözaltı kararının, haberin yayınlanmasından saatler sonra gece yarısı gerçekleşmesi dikkat çekti. Hatice Aksoy ve Muhsin Aksoy, ifadelerinin alınmasının ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık, çiftin tutuklanması talebiyle mahkemeye başvurdu. Mahkeme, dosyayı incelemek üzere ara verdi.
Trabzon 360 Haber avukatları, gözaltı işleminin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, haberin kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıdığını ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Avukatlar, müvekkillerinin gazetecilik faaliyeti yürüttüğünü, herhangi bir terör bağlantısının bulunmadığını vurguladı. Basın meslek örgütleri de gözaltına tepki gösterdi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, yaptığı yazılı açıklamada, "Gazetecilerin haber yapma faaliyeti nedeniyle gözaltına alınması kabul edilemez. Bu tür uygulamalar basın özgürlüğüne gölge düşürmektedir" ifadelerini kullandı.
AKP Milletvekilinin Sözleri ve Haberin İçeriği
Gözaltına neden olan haberin konusu, AKP Diyarbakır Milletvekili Suna Kepoğlu Ataman'ın, terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ve İmralı heyetine ilişkin açıklamalarıydı. Ataman'ın söz konusu açıklamaları, kamuoyunda geniş yankı uyandırmış, çeşitli kesimler tarafından tartışılmıştı. Trabzon 360 Haber, Ataman'ın bu açıklamalarını haberleştirerek kamuoyuna duyurdu. Haberde, milletvekilinin sözlerine doğrudan yer verildiği, herhangi bir yorum veya ekleme yapılmadığı öğrenildi. Ancak savcılık, haberin "terör örgütü propagandası" içerdiği iddiasıyla soruşturma başlattı. Hukukçular, bir milletvekilinin açıklamalarının haberleştirilmesinin suç unsuru taşımadığını, aksine kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından gerekli olduğunu belirtiyor. Anayasa'nın 28. maddesi, basın özgürlüğünü güvence altına alırken, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi de ifade özgürlüğünü korumaktadır. Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, gazetecilik faaliyetlerinin korunmasını gerektirmektedir.
Olay, son yıllarda artan gazeteci gözaltıları ve tutuklamalarına bir yenisini ekledi. Uluslararası basın özgürlüğü kuruluşları, Türkiye'deki gazetecilere yönelik baskıların arttığını raporlarına yansıtmış durumda. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından hazırlanan 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye, 180 ülke arasında 165. sırada yer aldı. Avrupa Birliği İlerleme Raporları'nda da ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü alanındaki gerilemelere dikkat çekiliyor. Türkiye'deki gazetecilik meslek örgütleri, benzer olayların sıklıkla yaşandığını ve bunun basın emekçileri üzerinde caydırıcı bir etki yarattığını vurguluyor.
Basın Özgürlüğü ve Hukuki Boyut
Gözaltı kararının ardından birçok hukukçu, haberin içeriğinin suç teşkil etmediğini, milletvekili sözlerinin haberleştirilmesinin gazetecilik faaliyeti olduğunu belirtti. İstanbul Barosu Basın ve İfade Özgürlüğü Komisyonu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Bir gazetecinin, bir milletvekilinin açıklamalarını haber yapması nedeniyle gözaltına alınması, Anayasa'nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğüne aykırıdır. Bu tür uygulamalar, kamuoyunun haber alma hakkını da ihlal etmektedir" dedi. Açıklamada ayrıca, gözaltının keyfi olduğu ve derhal serbest bırakılması gerektiği ifade edildi.
Öte yandan, Trabzon 360 Haber'in daha önce de benzer haberler nedeniyle hedef gösterildiği, hatta bazı çalışanlarının tehdit edildiği iddia edildi. Hatice Aksoy'un sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarda, zaman zaman yerel yönetim ve iktidar partisi yetkililerini eleştirdiği görülüyor. Bu durumun, gözaltı kararında etkili olabileceği öne sürülüyor. Ancak yetkililer, gözaltının tamamen soruşturma kapsamında alındığını ve siyasi bir yönü bulunmadığını savunuyor.
Olayın ardından gözler yargı sürecine çevrildi. Aksoy çiftinin avukatları, müvekkillerinin serbest bırakılması için itirazda bulunacaklarını açıkladı. Basın örgütleri, uluslararası kuruluşları da harekete geçmeye çağırdı. Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), Türkiye'deki gazetecilere yönelik baskıları kınadığını ve gelişmeleri yakından takip ettiğini duyurdu. AB Komisyonu Sözcüsü de, "Türkiye'de basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü konusundaki endişelerimizi yineliyoruz. Gazetecilerin görevlerini yaparken engellenmemesi gerekir" ifadelerini kullandı.
Bu olay, Türkiye'de gazetecilik mesleğinin ne denli zor koşullar altında icra edildiğini bir kez daha gözler önüne serdi. Yerel bir haber sitesinin imtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürünün, sadece bir milletvekilinin sözlerini haberleştirdiği için gözaltına alınması, basın özgürlüğü açısından kaygı verici bir gelişmedir. Gözaltının hukuki dayanağı sorgulanırken, kamuoyunun haber alma hakkının da korunması gerektiği unutulmamalıdır. Adaletin tecellisi için yargı sürecinin şeffaf ve tarafsız bir şekilde yürütülmesi, basın emekçilerinin güvenliği ve mesleki faaliyetlerini serbestçe sürdürebilmeleri demokrasinin temel gereğidir. Uluslararası toplum ve sivil toplum kuruluşları, Türkiye'deki gelişmeleri izlemeye devam edecektir.