MÖ beşinci yüzyılda yaşamış sofist filozof Kallikles, tarihin en çarpıcı güç ve adalet eleştirilerinden birini ortaya koymuştu. Ona göre yasalar, doğanın güçlüleri ezmesine karşı, zayıfları korumak için güçsüz çoğunluk tarafından tasarlanmıştı. Bu görüş, bugün hâlâ siyaset felsefesinin merkezinde tartışılan bir gerilimi ifade ediyor: Toplum düzeni, doğal eşitsizlikleri mi yoksa yapay bir eşitlikçiliği mi esas almalı? Suat Dülger'in kaleme aldığı bu analiz, Kallikles'in düşüncelerini, Mezopotamya'nın en eski yazılı destanı Gılgamış'la ve günümüzdeki 'merhametli monarşi' kavramıyla ilişkilendirerek derin bir felsefi sorgulamaya kapı aralıyor.
Kallikles'in Doğal Güç Eleştirisi
Platon'un 'Gorgias' diyaloğunda karşımıza çıkan Kallikles, sofistlerin en radikal temsilcisi olarak bilinir. Ona göre insan yasaları, doğanın yasasını çarpıtmaktan başka bir işe yaramaz. Doğada güçlü olanın zayıf üzerinde hüküm sürmesi doğalken, insanlar korkularından dolayı bu doğal düzeni tersine çevirmiş ve 'eşitlik' gibi yapay bir kavram icat etmişlerdir. Bu bakış açısı, aslında günümüzdeki popülist söylemlerin de temelini oluşturur; seçkinlerin ve güçlülerin, yasaları kendi çıkarlarına göre şekillendirdiği iddiası sıklıkla dile getirilir. Ancak Kallikles daha da ileri gider: 'Doğru olan, daha güçlü olanın daha zayıf olandan daha fazlasına sahip olmasıdır' der. Bu, etik bir başkaldırı olduğu kadar, siyasal bir programın da habercisidir.
Gılgamış Destanı ve Merhametli Hükümdarlık
Kallikles'in bu sert güç felsefesi, karşısında üç bin yıl öncesinden bir alternatif durur: Gılgamış. Sümer kralı Gılgamış, halkına zulmeden, onları ağır işlere koşan ve keyfi yöneten bir tiran olarak tasvir edilir. Ancak destanın ilerleyen bölümlerinde, ölümsüzlüğü arayışı sırasında yaşadığı dönüşümle merhameti öğrenir ve adaletli bir hükümdâr olur. Bu dönüşüm, 'merhametli monarşi' kavramının ilk edebi örneklerinden birini teşkil eder. Gılgamış'ın hikâyesi, gücün yalnızca üstünlük sağlamak için değil, toplumun refahı için kullanılması gerektiğini ima eder. Bu, Kallikles'in doğal güç doktrinine zıt bir anlayıştır: Güç, adaleti tesis etmek için bir araçtır, ancak bu adalet, yapıcı bir merhametle dengelenmelidir. Aksi halde, güç yozlaşmaya ve zulme dönüşür.
Merhametli Monarşi: Tanım ve Tarihsel Kökenler
Peki, 'merhametli monarşi' kavramı tam olarak neyi ifade eder? Bu kavram, genellikle mutlak yetkilerle donatılmış bir hükümdarın, halkının iyiliği için bu yetkileri kullanmasını ve adaleti gözetmesini ifade eder. Tarihte bu modele örnek olarak, Antik Mısır'da firavunların tanrısal adaleti tesis etme görevi, Çin'de 'Cennetin Mandası'na dayanan erdemli hükümdar ideali ve hatta Osmanlı İmparatorluğu'ndaki kimi padişahların adalet anlayışı gösterilebilir. Ancak bu kavram, aynı zamanda gücün sınırlandırılması ve hukukun üstünlüğü gibi modern demokratik değerlerle de çelişebilir. 'Merhametli' bir hükümdarın iradesinin, hukukun üstünlüğünün önüne geçip geçmeyeceği sorusu, bugün hâlâ siyaset felsefesinin en canlı tartışma konularından biridir.
Günümüz Siyasetine Yansımaları
Kallikles'in güç felsefesi ile Gılgamış'ın merhametli hükümdarlığı arasındaki bu kadim gerilim, modern siyasette de kendini gösteriyor. Bir yanda, güçlü liderlerin kararlılıkla yönetmesi ve muhalefetin susturulması gerektiğini savunan otoriter eğilimler, diğer yanda adil bir düzen için gücün yargı ve kurumlarla dengelenmesini isteyenler. Suat Dülger'in analizi, bu iki uç arasında bir denge kurmanın gerekliliğine vurgu yapıyor. Belki de çözüm, ne yalnızca güçlünün doğal hakkını savunmak ne de tamamen güçsüzlerin korunması için yapılmış yapay yasalara sığınmaktır. Çözüm, toplumsal sözleşmeyi güçlülerin ve zayıfların ortak iyiliğini gözetecek şekilde yeniden düşünmekte, gücü merhamet ve adaletle yoğurmaktadır. Bu bağlamda, Gılgamış'ın hikâyesi, bugünün yöneticilerine ilham kaynağı olmaya devam ediyor: Asıl güç, sadece hükmetmekte değil, halkına karşı sorumlulukta ve onların refahı için kendini adamada yatar. Kallikles'in uyarısı ise, gücün yozlaştırıcı etkisine karşı sürekli bir teyakkuzda olmamız gerektiğini hatırlatıyor.