Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiye sürecine giren fonlara ilişkin başlattığı incelemede, yurt dışındaki offshore hesaplara yapılan milyarlarca liralık hisse virmanlarını mercek altına aldı. Lüksemburg, İsviçre ve yurt içindeki kurumlara aktarılan hisselerin virman sonrasında satılıp satılmadığı araştırılıyor. Ocak 2025'ten itibaren gerçekleşen tüm virman işlemleri ve para hareketleri tek tek inceleniyor. Sabah yazarı Dilek Güngör'ün köşesine taşıdığı iddialara göre, fonların tasfiyesi öncesinde yapılan bu transferlerle ilgili ciddi şüpheler bulunuyor.
Virmanlar ve Offshore Bağlantısı
SPK'nın incelemesi, tasfiye kararı alan fonların öncesinde gerçekleştirdiği virman işlemlerine odaklanmış durumda. Bu kapsamda, fon portföylerinde bulunan hisse senetlerinin Lüksemburg, İsviçre ve Türkiye'deki çeşitli kurumlara aktarıldığı tespit edildi. Söz konusu virmanların ardından hisselerin satılıp satılmadığı, satıldıysa elde edilen gelirin nereye transfer edildiği sorgulanıyor. Özellikle offshore merkezler olarak bilinen Lüksemburg ve İsviçre'ye yapılan transferlerin, vergi kaçırma veya kara para aklama amacı taşıyıp taşımadığı araştırılıyor.
Edinilen bilgilere göre, inceleme yalnızca yurt dışı transferlerle sınırlı değil. Yerli kurumlara yapılan virmanlar da aynı kapsamda değerlendiriliyor. Ocak 2025'ten itibaren gerçekleşen tüm işlemler, para hareketleriyle birlikte analiz ediliyor. SPK uzmanları, virmanların zincirleme işlemlerle gizlenmeye çalışılıp çalışılmadığını da mercek altına almış durumda.
İsviçre, Lüksemburg, Dubai ve Londra Hattı
Fon soruşturmasının odağında yalnızca İsviçre ve Lüksemburg yok. İddialara göre, para trafiğinin Dubai ve Londra üzerinden de döndüğü belirtiliyor. Bu şehirler, offshore finans merkezleri olarak biliniyor ve uluslararası para transferlerinde sıklıkla tercih ediliyor. SPK'nın, bu merkezlerdeki hesaplara ulaşmak için ilgili ülke otoriteleriyle temas kurup kurmadığı ise henüz netlik kazanmadı.
Uzmanlar, offshore hesaplara yapılan transferlerin genellikle karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ve izinin sürülmesinin zor olduğunu belirtiyor. Ancak SPK'nın, virman işlemlerini belgeleyen kayıtları inceleyerek paranın izini sürmeye çalıştığı ifade ediliyor. Fon yöneticilerinin, tasfiye öncesinde hisseleri değerinin altında satarak veya hayali şirketler üzerinden transfer ederek para kaçırdığı iddiaları da soruşturma kapsamında değerlendiriliyor.
Sabah Yazarı Dilek Güngör'ün İddiaları
Sabah gazetesi yazarı Dilek Güngör, bugünkü köşe yazısında fon soruşturmasının detaylarını kamuoyuna taşıdı. Güngör, SPK'nın tasfiye sürecindeki fonlara yönelik incelemesinin genişletildiğini ve offshore ayaklarının olduğunu yazdı. Yazıda, milyarlarca lira değerindeki hissenin virmanlandığı ve bu işlemlerin ardından satılıp satılmadığının araştırıldığı vurgulandı.
Güngör'ün aktardığına göre, inceleme yalnızca son birkaç aylık dönemi değil, Ocak 2025'ten bu yana yapılan tüm işlemleri kapsıyor. Bu da soruşturmanın ne kadar geniş bir zaman dilimini kapsadığını gösteriyor. Ayrıca, virmanların kimler tarafından yapıldığı, hangi kurumların aracılık ettiği ve paranın nihai olarak nerede toplandığı da araştırılıyor.
Piyasalara Olası Etkileri
Fon soruşturmasının, Türkiye sermaye piyasalarında güveni sarsabileceği endişesi dile getiriliyor. Özellikle yabancı yatırımcıların, bu tür haberler sonrasında Türkiye'deki fonlara ve piyasalara olan ilgisini azaltabileceği belirtiliyor. Uzmanlar, soruşturmanın hızlı ve şeffaf bir şekilde sonuçlandırılması gerektiğini, aksi halde piyasalarda belirsizliğin artacağını ifade ediyor.
Öte yandan, SPK'nın bu tür incelemeleri sıkılaştırması, uzun vadede piyasa disiplini açısından olumlu karşılanıyor. Ancak soruşturmanın nasıl sonuçlanacağı ve hangi isimlere ulaşacağı merak konusu. Fon yöneticileri ve aracı kurumlar, olası bir ceza veya yaptırımla karşılaşmamak için savunma hazırlığı yapıyor olabilir.
Sonuç ve Değerlendirme
SPK'nın fon soruşturması, Türkiye'deki sermaye piyasalarının denetim ve gözetim mekanizmalarının ne kadar etkin çalıştığını göstermesi açısından kritik bir sınav niteliğinde. Offshore hesaplara yapılan milyarlarca liralık transferin ortaya çıkarılması, hem vergi adaleti hem de piyasa güveni için hayati önem taşıyor. Soruşturmanın derinleştirilmesi ve gerekli yaptırımların uygulanması, benzer suiistimallerin önlenmesi adına caydırıcı olacaktır. Kamuoyu, SPK'nın bu süreci şeffaf bir şekilde yönetmesini ve hesap verebilirlik ilkesini gözetmesini bekliyor.