Filipinler, tütün ve alkol ürünlerinden alınan vergileri doğrudan sağlık hizmetlerine yönlendirerek sigara tüketimini ciddi ölçüde azalttı. 2012 yılında hayata geçirilen vergi reformu kapsamında, bu ürünlerden elde edilen gelirler genel bütçeye değil, doğrudan sağlık bütçesine aktarılıyor. Uygulama sonrası ülkede sigara kullanım oranı yüzde 15 seviyesine kadar geriledi. Bu model, tütünle mücadelede benzer adımlar atmayı düşünen ülkeler için örnek teşkil ediyor.
Filipinler modelinin temel mantığı
Filipinler'de 2012 yılında çıkarılan "Tütün ve Alkol Ürünlerinden Alınan Özel Tüketim Vergisi Reformu" yasası, tütün ve alkol ürünlerine uygulanan vergileri kademeli olarak artırdı. Ancak bu reformun en ayırt edici özelliği, toplanan vergilerin doğrudan sağlık sektörüne aktarılması oldu. Yasa ile birlikte, tütün ve alkolden elde edilen gelirlerin belirli bir kısmı Sağlık Bakanlığı'nın bütçesine, bir kısmı da ulusal sağlık sigortası programına (PhilHealth) ayrıldı. Böylece hem tüketim caydırıcılığı sağlandı hem de sağlık hizmetlerinin finansmanı güçlendirildi.
Uygulamanın ilk yıllarında sigara fiyatlarında önemli artışlar yaşandı. Örneğin, 2012'de en düşük fiyatlı sigara paketi 1,50 dolar civarındayken, 2017'ye gelindiğinde bu fiyat 2,50 doları aştı. Fiyat artışına paralel olarak sigara kullanım oranı da düzenli bir düşüş gösterdi. Dünya Sağlık Örgütü'nün verilerine göre, 2009'da yetişkin nüfusta sigara içme oranı yüzde 28 civarındayken, 2020'de bu oran yüzde 15'e kadar indi. Gençler arasında da sigara kullanımı azaldı.
Sağlık bütçesine doğrudan katkı
Filipinler örneğinde, tütün vergilerinden elde edilen gelirlerin sağlık bütçesine aktarılması, kamu sağlığı açısından kritik bir kaynak yarattı. 2013'te yürürlüğe giren yasa sonrası ilk yıl, tütün ve alkol vergilerinden yaklaşık 1,2 milyar dolar gelir elde edildi. Bu gelirin büyük bölümü, özellikle yoksul kesimlerin sağlık sigortası primlerinin karşılanması ve kırsal bölgelerde sağlık altyapısının iyileştirilmesi için kullanıldı. Ayrıca, sigara bırakma poliklinikleri ve tütün kontrol programları da bu fonlardan desteklendi.
Uzmanlar, bu modelin sadece tüketimi azaltmakla kalmadığını, aynı zamanda tütün kaynaklı hastalıkların tedavi maliyetlerini de hafiflettiğini belirtiyor. Sigara içme oranındaki düşüş, kalp hastalıkları, KOAH ve akciğer kanseri gibi hastalıkların görülme sıklığını azaltarak uzun vadede sağlık harcamalarını düşürüyor. Filipinler hükümeti, reformun ilk on yılında sağlık harcamalarının GSYİH içindeki payını artırmayı başardı.
Türkiye için olası çıkarımlar
Türkiye'de de tütün ürünlerine uygulanan özel tüketim vergisi (ÖTV) yüksek olmakla birlikte, bu gelirler genel bütçeye gitmekte ve sağlık hizmetlerine doğrudan aktarılmamaktadır. Filipinler modeli, Türkiye gibi tütün tüketiminin yüksek olduğu ülkeler için alternatif bir politika aracı olabilir. Eğer tütün ve alkol vergileri doğrudan sağlık bütçesine aktarılırsa, hem sigara kullanımının azalması hem de sağlık finansmanının güçlenmesi mümkün olabilir. Ancak böyle bir sistemin başarılı olması için vergi kaçakçılığının önlenmesi, fiyat artışlarının düzenli takibi ve toplumun bilinçlendirilmesi gerekiyor.
Filipinler deneyimi, tütün kontrolünde vergi politikasının ne kadar etkili olabileceğini gösteriyor. Ancak uzmanlar, tek başına verginin yeterli olmadığını, kapalı alanlarda sigara yasağı, reklam yasakları ve eğitim kampanyaları gibi diğer önlemlerle birlikte uygulanması gerektiğini vurguluyor. Türkiye'de son yıllarda sigara kullanım oranı yüzde 30 civarında seyrediyor; gençler arasında ise artış eğilimi var. Bu nedenle, Filipinler benzeri bir modelin Türkiye'ye uyarlanması tartışmaya değer bir seçenek olarak öne çıkıyor.