26 Eylül 1960'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda tarihi bir an yaşandı. Küba Başbakanı Fidel Castro, kürsüye çıktığında konuşmasını kısa tutacağını söyledi, ancak tam 4 saat 29 dakika (269 dakika) boyunca konuştu. Bu konuşma, BM kayıtlarına göre Genel Kurul tarihindeki en uzun konuşma olarak geçti. Peki, aradan 60 yıldan fazla geçmesine rağmen bu konuşma neden hâlâ unutulmuyor? İşte nedeni...
Rekor Konuşmanın Anatomisi
Castro, konuşmasına "konuşmamı kısa tutmaya çalışacağım" diyerek başladı. Ancak saatler ilerledikçe, konuşma Birleşmiş Milletler tarihine geçecek bir maratona dönüştü. 269 dakika boyunca Castro, ABD'nin Küba'ya yönelik politikalarını, sömürgeciliği, emperyalizmi ve Latin Amerika'nın sorunlarını anlattı. Konuşma sırasında zaman zaman notlarına baktı, zaman zaman doğaçlama yaptı. Delegelerin bir kısmı salonu terk etti, bir kısmı uyukladı. Ancak Castro, kararlılıkla konuşmasını sürdürdü.
BM Genel Kurulu'nda konuşma süresi genellikle 15-20 dakika ile sınırlıdır. Ancak Castro, bu kuralı hiçe sayarak tam 4,5 saat konuştu. Bu süre, birçok ülkenin BM'deki yıllık toplam konuşma süresinden bile fazlaydı. O gün, BM tercümanları da zorlu bir sınav verdi. Konuşma, İspanyolca yapıldı ve eşzamanlı olarak İngilizce, Fransızca, Rusça ve Çince'ye çevrildi. Tercümanlar vardiya değiştirerek bu uzun konuşmayı çevirmeye çalıştı.
Soğuk Savaş'ın Zirvesi
1960 yılı, Soğuk Savaş'ın en hararetli dönemlerinden biriydi. Küba Devrimi'nin lideri Castro, bir yıl önce iktidara gelmiş ve ABD ile ilişkiler hızla gerilmişti. ABD, Küba'ya ekonomik ambargo uygulamaya başlamış, Castro ise Sovyetler Birliği'ne yakınlaşmıştı. Bu konuşma, Castro'nun BM kürsüsünden ABD'ye meydan okuması olarak yorumlandı. Konuşmasında ABD'yi "emperyalist" olmakla suçladı ve Latin Amerika ülkelerini birlik olmaya çağırdı.
Konuşmanın en dikkat çekici bölümlerinden biri, Castro'nun ABD Başkanı Dwight D. Eisenhower'a doğrudan hitap etmesiydi. Castro, "Eisenhower'a sesleniyorum: Küba'ya karşı ekonomik saldırılarınızı durdurun" dedi. Ancak Eisenhower, o sırada salonda değildi. Konuşma, dünya basınında geniş yankı buldu. New York Times, "Castro'nun 4,5 saatlik konuşması BM tarihine geçti" başlığıyla duyurdu. Havana'da ise konuşma kahramanlık destanı olarak sunuldu.
Konuşmanın bir diğer önemli yönü, Castro'nun kullandığı dil ve üsluptu. Castro, sade ve halkın anlayacağı bir dil kullandı. Konuşmasında sık sık "halk", "sömürge", "bağımsızlık" gibi kavramlara yer verdi. Bu, onun sadece bir devlet adamı değil, aynı zamanda bir devrimci lider olduğunu gösteriyordu. Konuşma, Küba halkı için bir motivasyon kaynağı oldu.
Neden Hâlâ Hatırlanıyor?
Bu konuşmanın unutulmamasının birkaç nedeni var. Birincisi, süresi itibarıyla bir rekor olması. BM tarihinde bir daha bu kadar uzun bir konuşma yapılmadı. İkincisi, konuşmanın Soğuk Savaş'ın simgesel anlarından biri olması. Castro, bu konuşmayla dünya sahnesinde etkili bir lider olduğunu kanıtladı. Üçüncüsü, konuşmanın içeriği ve üslubu, bugün hâlâ tartışılıyor. Castro'nun sözleri, emperyalizm karşıtı söylemin klasikleri arasına girdi.
Ayrıca, bu konuşma, Birleşmiş Milletler'in işleyişi açısından da bir dönüm noktasıdır. O günden sonra BM, konuşma sürelerine ilişkin daha sıkı kurallar getirmeyi tartıştı ancak hiçbir zaman resmi bir sınırlama getirilmedi. Bu da Castro'nun konuşmasının ne kadar istisnai olduğunu gösteriyor.
Bugün, BM Genel Kurulu'nda konuşmalar genellikle 15-20 dakikayı geçmez. Ancak Castro'nun 4,5 saatlik konuşması, hâlâ konuşulan ve ders olarak okutulan bir örnektir. Siyaset bilimciler, bu konuşmayı liderlik, hitabet ve uluslararası ilişkiler açısından inceliyor. Kimilerine göre bu konuşma, bir liderin kararlılığının simgesi; kimilerine göre ise gereksiz bir uzatma. Ama herkesin hemfikir olduğu bir şey var: Fidel Castro, 26 Eylül 1960'ta BM kürsüsünden indiğinde, tarihe geçmişti.
Sonuç olarak, Fidel Castro'nun BM konuşması, sadece uzunluğuyla değil, aynı zamanda Soğuk Savaş döneminin ruhunu yansıtmasıyla da önemli. Bugün hâlâ hatırlanmasının nedeni, bir dönemin bitişini ve yeni bir dönemin başlangıcını simgelemesi. Castro'nun sesi, 1960'ta BM salonlarında yankılandı ve o yankı, günümüze kadar geldi.