Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu çalışmaları kapsamında bulunduğu New York'ta, Türk-Amerikan ilişkilerinin 100. yılı dolayısıyla düzenlenen etkinlikte açıklamalarda bulundu. Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump liderliğinde yakalanan ivmenin altını çizerek, iki ülkenin savunma alanındaki kısıtlamaları kaldırması ve krizleri birlikte çözmesi gerektiğini söyledi. Bakan, "Türkiye ve ABD, krizleri çözecek siyasi iradeye sahip" ifadesini kullandı.
Yüz yıllık ortaklıkta yeni dönem vurgusu
Fidan, konuşmasında iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 100. yılına atıfta bulunarak, bu sürecin ortak çıkarlar temelinde güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. New York'taki temaslarının ana eksenini savunma işbirliği, bölgesel güvenlik ve ekonomik ortaklık oluşturdu.
Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinde son dönemde olumlu bir ivme yakalandığını kaydeden Fidan, özellikle savunma sanayii alanındaki kısıtlamaların kaldırılmasının kritik olduğunu vurguladı. "CAATSA yaptırımları ve F-35 konusundaki kısıtlamaların aşılması, ittifak ruhuna uygun düşer" mesajını iletti.
Savunma kısıtlamaları ve F-35 süreci
Bakan Fidan, Türkiye'nin F-35 programına yeniden dahil olma sürecinin teknik ve siyasi boyutlarına değindi. ABD Kongresi'nde zaman zaman gündeme gelen kısıtlamaların iki ülkenin stratejik ortaklığına zarar verdiğini ifade etti.
Edinilen bilgilere göre, görüşmelerde savunma tedarik zincirindeki işbirliğinin yanı sıra terörle mücadele konusunda da beklentiler dile getirildi. Fidan, PKK/YPG konusunda ABD'nin tutumunun netleşmesi gerektiğini yineledi.
Bölgesel krizler ve Suriye
New York temaslarında Suriye'deki son gelişmeler, İsrail-Filistin çatışması ve Ukrayna savaşı gibi bölgesel başlıklar da ele alındı. Fidan, Türkiye'nin insani diplomasi ve arabuluculuk rolünün altını çizdi. "ABD ile birlikte hareket ederek bölgesel istikrarı sağlayabiliriz" dedi.
Türkiye'nin Suriye'de istikrarın tesisi için yürüttüğü çalışmaların ABD tarafından da desteklenmesi gerektiğini belirten Fidan, aksi halde terör örgütlerinin boşluktan faydalanacağı uyarısında bulundu.
Ekonomik ve ticari boyut
Fidan, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 100 milyar dolara çıkarılması hedefini hatırlatarak, yatırımların artırılması için hukuki ve idari engellerin kaldırılması çağrısı yaptı. Türkiye'nin enerji koridoru olma potansiyeline dikkat çekti.
ABD'li iş insanlarıyla yapılan toplantılarda, Türkiye'deki yatırım ortamının iyileştirilmesi ve vergi reformları hakkında bilgi verildi. Fidan, "Ekonomik işbirliği, siyasi ilişkilerin temelini güçlendirir" diye konuştu.
Diplomatik bağlar ve gelecek perspektifi
Bakan Fidan'ın New York programı, BM Genel Kurulu marjında çeşitli ülke temsilcileriyle ikili görüşmeleri de kapsıyor. Türk-Amerikan ilişkilerinin 100. yılı vesilesiyle düzenlenen resepsiyonda, iki ülkenin ortak değerleri ve stratejik ortaklığı vurgulandı.
Uzmanlar, Fidan'ın mesajlarının Ankara'nın Washington'dan beklentilerini net bir şekilde ortaya koyduğunu belirtiyor. Savunma kısıtlamalarının kaldırılması ve terörle mücadelede somut adımlar, önümüzdeki dönemde ilişkilerin seyrini belirleyecek.
Fidan, konuşmasının sonunda, "Türkiye ve ABD, krizleri çözecek siyasi iradeye sahiptir. Yeter ki karşılıklı güven ve saygı çerçevesinde hareket edelim" dedi. Bu açıklama, iki müttefik arasındaki diyaloğun güçlendirilmesi yönünde bir irade beyanı olarak yorumlandı.
Türkiye-ABD ilişkileri, 100 yıllık tarihinde inişli çıkışlı bir seyir izledi. Soğuk Savaş döneminde NATO şemsiyesi altında müttefiklik pekişirken, 2003 Irak Savaşı ve sonrasındaki süreçte farklılıklar derinleşti. 2016 sonrası dönemde FETÖ, PKK/YPG ve S-400 gibi başlıklar ilişkileri yıprattı. Ancak 2020'lerin ortasında başlayan karşılıklı ziyaretler ve diyalog kanallarının açılması, yeni bir sayfa açılması umudunu doğurdu. Fidan'ın New York'taki mesajları, bu umudun somut bir yansıması olarak okunabilir. İki ülkenin bölgesel ve küresel meselelerde işbirliği yapması, yalnızca kendi çıkarları için değil, aynı zamanda NATO'nun güney kanadı ve Orta Doğu'nun istikrarı için de kritik önem taşıyor. Önümüzdeki aylarda yapılacak üst düzey ziyaretler ve teknik görüşmeler, bu iradenin ne kadar kalıcı olduğunu gösterecek.