İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 'Ahbap Derneği' hakkında yürüttüğü soruşturma kapsamında ifade veren şarkıcı Feyza Altun ve ünlü sanatçı Mahsun Kırmızıgül'ün beyanları Takvim.com.tr tarafından gün yüzüne çıkarıldı. Soruşturma, derneğin kurucusu Haluk Levent'in yanı sıra birçok ünlü ismin de yer aldığı organizasyon hakkında çeşitli iddiaları içeriyor. Altun, daha önce dernekle ilgili yaptığı paylaşımın bir 'hata' olduğunu söylerken; Kırmızıgül, Levent'in geçmişi ve deprem dönemindeki yardım faaliyetlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Feyza Altun'un İfadesi
Feyza Altun, savcılıkta verdiği ifadede Ahbap Derneği'ne olan desteğini gösteren eski sosyal medya paylaşımına açıklık getirdi. Altun, o dönemde derneğin yardım çalışmalarından etkilenerek paylaşım yaptığını ancak daha sonra dernek yönetimi ve finansal yapısıyla ilgili ortaya çıkan iddialar üzerine bu paylaşımın bir 'hata' olduğunu düşündüğünü belirtti. İfadesinde, "O dönemde sadece depremzedelere yardım etmek istemiştim. Kimsenin kötü niyetli olduğunu bilmiyordum. Şimdi geriye baktığımda keşke o paylaşımı yapmasaydım" dediği öğrenildi. Altun, ayrıca derneğe herhangi bir maddi bağışta bulunmadığını, yalnızca sosyal medya üzerinden destek verdiğini ifade etti.
Mahsun Kırmızıgül'ün Açıklamaları
Mahsun Kırmızıgül ise ifadesinde Ahbap Derneği'nin kuruluş sürecinden ve deprem dönemindeki çalışmalarından bahsetti. Kırmızıgül, Haluk Levent ile olan dostluğuna vurgu yaparak, Levent'in yardımsever bir insan olduğunu ancak derneğin mali kaynakları ve harcamaları konusunda yeterli şeffaflık gösterilmediğini düşündüğünü söyledi. Deprem döneminde derneğin bölgeye hızlı ulaştığını ve birçok insana yardım ettiğini aktaran sanatçı, yine de bazı usulsüzlük iddialarının araştırılması gerektiğini sözlerine ekledi. "Depremde herkes elinden geleni yaptı. Ahbap da önemli bir görev üstlendi, ancak şimdi ortaya çıkan sorular var. Bunların cevaplanması lazım" şeklinde konuştuğu belirtildi.
Soruşturmanın Arka Planı
Ahbap Derneği'ne yönelik soruşturma, derneğin bağış toplama yöntemleri ve para akışındaki şeffaflık eksikliği iddiaları üzerine başlatılmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü geniş çaplı soruşturmada, derneğin kurucusu Haluk Levent'in yanı sıra birçok tanınmış isim de ifade vermişti. Soruşturma kapsamında bugüne kadar derneğin banka hesapları ve harcamaları incelenirken, birden fazla kişinin ifadesine başvuruldu. Feyza Altun ve Mahsun Kırmızıgül'ün ifadeleri, soruşturmanın magazin dünyasındaki yansımaları olarak öne çıkıyor.
Haluk Levent'in Geçmişi ve Deprem Dönemi Çalışmaları
Haluk Levent, uzun yıllardır rock müzik sahnesinde yer alan bir sanatçı olarak biliniyor. Özellikle 6 Şubat 2023'te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Ahbap Derneği aracılığıyla yürüttüğü yardım kampanyalarıyla geniş kitlelerin takdirini kazanmıştı. Deprem bölgesine çadır, gıda, ısıtıcı gibi temel ihtiyaçları ulaştıran dernek, milyonlarca liralık bağış toplamıştı. Ancak ilerleyen süreçte derneğin bu paraları yönetimi ve bazı ayrıcalıklı kişilere verilen öncelikler nedeniyle eleştiri okları hedefi olmuştu. Kırmızıgül'ün ifadesinde de belirttiği gibi, bu durum soruşturmanın odak noktasını oluşturuyor.
Sanat Dünyasından Tepkiler ve Beklentiler
Ahbap soruşturması, Türkiye'deki sanat camiasında geniş yankı uyandırmış durumda. Birçok ünlü isim, soruşturmanın şeffaf bir şekilde yürütülmesini ve gerçeklerin ortaya çıkmasını talep ediyor. Feyza Altun'un "hata" itirafı ve Mahsun Kırmızıgül'ün dengeli açıklamaları, konunun hem hukuki hem de toplumsal boyutunu gözler önüne seriyor. Kamuoyu, özellikle depremzedelere ulaşan yardımların ne kadarının gerçekten ihtiyaç sahiplerine gittiğini ve derneğin iç işleyişinde herhangi bir usulsüzlük olup olmadığını büyük bir merakla bekliyor.
Bu gelişmeler ışığında, Ahbap Derneği'nin geleceği ve Haluk Levent'in bu süreçteki tutumu belirsizliğini korurken, soruşturmanın sonuçları ülke gündemini uzun süre meşgul edeceğe benziyor. Sanatın toplumsal fayda için kullanılması önemli olmakla birlikte, yardımseverliğin kötüye kullanılması gibi bir algının yaratılmaması için tüm süreçlerin şeffaf bir şekilde yürütülmesi gerektiği bir kez daha anlaşılıyor. Türkiye, deprem gibi büyük felaketlerin yaralarını sarmaya çalışırken, yardım kuruluşlarının güvenilirliği de toplumsal vicdan için kritik bir önem taşıyor.