FETÖ'nün siyasi ayağı yoktur; ancak kullandığı siyasetçiler vardır. Bu gerçek, 8 Haziran 2026'da Özgür Özel'in hukuksuz biçimde CHP Genel Başkanı sıfatını kullanmasıyla bir kez daha gündeme geldi. O gün bu köşede yayımlanan "FETÖ'cüler, Özgür Özel'i neden destekliyor" başlıklı yazımda, örgütün siyasi partilerle ilişkisinin taktiksel ve çıkar odaklı olduğunu, ideolojik bir yakınlık taşımadığını vurgulamıştım. Bugün ise FETÖ'cülerin CHP'den yeni kurulan bir partiye yönelmesi, bu tezi doğrular nitelikte.
FETÖ'nün Parti Değiştirme Stratejisi
FETÖ, kurulduğu günden bu yana siyasi partilere sızma ve kendi gündemini dayatma çabası içinde olmuştur. Ancak bu çaba, örgütün belirli bir partiye gönülden bağlılığı anlamına gelmez. Örgüt, her dönemde kendisine en uygun zemini hazırlayan, kadrolarına alan açan ve mücadele alanlarını genişleten partileri desteklemiştir. Bu bağlamda, FETÖ'cülerin CHP'den yeni partiye geçişi, örgütün siyasi stratejisinin doğal bir uzantısı olarak değerlendirilmelidir.
CHP'de Özgür Özel'in Genel Başkan olmasıyla birlikte parti içinde yaşanan değişim, bazı FETÖ bağlantılı isimlerin tasfiye edilmesine yol açtı. Bu tasfiye süreci, örgütün CHP içindeki etkinliğini kaybetmesine neden oldu. Bunun üzerine FETÖ, kendisine daha güvenli bir liman arayışına girdi ve yeni kurulan bir partide kadrolaşma yoluna gitti. Bu geçiş, örgütün hiçbir partiye sadakat duymadığını, yalnızca kendi çıkarlarını ön planda tuttuğunu göstermektedir.
Yeni Parti ve FETÖ İlişkisi
Yeni partinin kuruluş aşamasında FETÖ ile bağlantılı isimlerin yer alması, partinin kuruluş felsefesiyle çelişen bir durumdur. Zira bu parti, toplumun geniş kesimlerini kucaklamayı ve demokratik değerleri esas almayı hedeflediğini açıklamıştır. Ancak FETÖ'nün sızma taktikleri bilinmektedir; örgüt, kendisine yakın isimleri legal görünümlü yapılar aracılığıyla öne çıkararak, kurumlarda derinleşmeyi ve nihayetinde kontrolü ele geçirmeyi amaçlar. Bu nedenle, yeni partinin FETÖ'cü geçişlerine karşı dikkatli olması ve gerekli güvenlik önlemlerini alması büyük önem taşımaktadır.
FETÖ'cülerin CHP'den yeni partiye geçişi, aynı zamanda örgütün kendini yeniden yapılandırma çabasının bir parçasıdır. Örgüt, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında kamuoyunda itibar kaybına uğramış ve etkinliği azalmış olsa da, farklı kanallar üzerinden varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. Bu kanallardan biri de siyasi partilerdir. Örgüt, bu sayede hem kamuoyu nezdinde meşruiyet kazanmaya hem de karar alma mekanizmalarını etkilemeye çabalamaktadır.
Toplumsal ve Hukuki Boyut
FETÖ'nün siyasi partilere sızma girişimleri, yalnızca siyasi bir sorun olmaktan öte, ulusal güvenlik meselesidir. Bu nedenle, ilgili kurumların bu tür girişimlere karşı sürekli tetikte olması ve hukuki çerçevede önlemler alması gerekmektedir. Vatandaşların da özellikle siyasi partilere üye olurken veya destek verirken dikkatli olmaları, örgütle bağlantılı kişilere karşı duyarlılık göstermeleri önemlidir.
Sonuç olarak, FETÖ'nün CHP'den yeni partiye geçişi, örgütün çıkara dayalı siyasi ilişkilerinin bir göstergesidir. Bu durum, örgütün hiçbir partiye sadakat duymadığını, yalnızca kendi varlığını sürdürme amacını taşıdığını ortaya koymaktadır. Siyasi partilerin de bu tür sızma girişimlerine karşı kapılarını kapatması ve şeffaf bir yönetim anlayışı benimsemesi, demokrasimizin sağlıklı işlemesi açısından hayati önemdedir.