FETÖ'nün istihbarat yapılanması içinde yer alan eski polislerin, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nu, 25 Mart 2009'da geçirdiği helikopter kazasıyla sonuçlanan suikast öncesinde, örgütün elebaşı Fethullah Gülen'in talimatıyla gayri resmi bir birim olan C5 Şube üzerinden "terörist" olarak takibe aldığı belirlendi. Yakın dönemde FETÖ soruşturmaları kapsamında ortaya çıkan belgeler ve tanık ifadeleri, Yazıcıoğlu'nun ölümüne giden süreçte FETÖ'cü istihbaratçıların aktif bir rol oynadığını gösteriyor.
Suikast öncesi gizli takip
İddialara göre, FETÖ'nün emniyet içindeki yapılanması, Yazıcıoğlu'nu toplumda geniş bir karşılığı olan siyasi bir figür olarak görüyor ve onun etkinliğini kırmak için plan yapıyordu. Bu kapsamda, dönemin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi'nde faaliyet gösteren ve devletin resmi birimleriyle doğrudan bağlantısı olmayan C5 Şube, Yazıcıoğlu hakkında "terör örgütü üyesi" etiketiyle dosya tuttu. Bu dosyada, Yazıcıoğlu'nun eylemleri, toplantıları ve özel yaşamına ilişkin ayrıntılar yer aldı. Söz konusu takibin, suikastın planlandığı iddia edilen dönemde yoğunlaştığı ve FETÖ elebaşının talimatıyla yürütüldüğü öne sürüldü.
Eski istihbaratçıların ifadelerine göre, C5 Şube, FETÖ'nün emniyetteki pozisyonunu güçlendirmek ve muhalif isimleri sindirmek amacıyla kurulmuştu. Yazıcıoğlu'nun yanı sıra birçok siyasetçi, gazeteci ve sivil toplum lideri de benzer şekilde fişlenmişti. Ancak Yazıcıoğlu'nun takibi, onun 2009 yılında Yozgat yakınlarında düşen helikopter kazasında hayatını kaybetmesinin hemen öncesinde en üst düzeye çıktı. Bu durum, kazanın bir suikast olduğu yönündeki iddiaları güçlendirdi.
Şüpheli helikopter kazası
Muhsin Yazıcıoğlu, 25 Mart 2009'da seçim çalışmaları kapsamında gittiği Yozgat'tan Ankara'ya dönerken içinde bulunduğu helikopter, Keşlik köyü yakınlarında düştü. Kazada Yazıcıoğlu'nun yanı sıra 5 kişi daha hayatını kaybetti. Kazanın ardından yapılan ilk incelemelerde helikopterin kötü hava koşulları nedeniyle düştüğü açıklandı. Ancak yıllar sonra ortaya çıkan itirafçı ifadeleri ve teknik analizler, kazanın bir sabotaj olabileceğine işaret etti. İddialara göre, helikopterin bakımından sorumlu olan kişiler FETÖ ile bağlantılıydı ve kazada bir arıza varmış gibi gösterildi.
Yazıcıoğlu'nun ölümü, Türkiye'de geniş yankı uyandırdı. BBP liderinin cenazesi, binlerce kişinin katılımıyla Ankara'da toprağa verildi. Kazanın üzerindeki sis perdesi, özellikle 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından FETÖ'nün deşifre edilmesiyle yeniden aralandı. Dönemin emniyet içindeki FETÖ yapılanmasına yönelik soruşturmalarda, Yazıcıoğlu'nun takip edildiğine dair belgeler savcılık dosyalarına girdi.
C5 Şube'nin işleyişi
C5 Şube, resmi makamlarda kayıtlı olmayan ve doğrudan FETÖ'cü polisler tarafından yönetilen bir birim olarak çalışıyordu. Bu birim, dinleme, fiziki takip ve dosyalama işlemlerini yürütüyor. Elde edilen bilgiler, FETÖ'nün elebaşı Fethullah Gülen'e ve örgütün sivil kanadındaki yöneticilere iletilip talimatlar alınıyordu. Yapılan takiplerde, hedef kişilerin itibarını zedeleyecek bilgiler toplanıyor ve gerektiğinde bu bilgiler basın yoluyla servis ediliyordu. Yazıcıoğlu'nun dosyasında da bu tür karalama kampanyalarında kullanılabilecek materyaller bulunduğu iddia ediliyor.
Uzmanlar, C5 Şube'nin FETÖ'nün emniyet içindeki istihbarat ağının en önemli ayaklarından biri olduğunu belirtiyor. Bu birimin, örgütün siyasi rakiplerine karşı "kirli işleri" yürüttüğü ve hukuk dışı yöntemler kullandığı aktarılıyor. Yazıcıoğlu'nun takibi de bu çerçevede değerlendiriliyor. Ancak olayın üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen, suikast iddialarıyla ilgili kesin bir yargıya varılamadı.
Adalet arayışı sürüyor
Muhsin Yazıcıoğlu'nun ailesi ve BBP camiası, kazayla ilgili olarak adalet talebini her platformda dile getiriyor. Ailenin avukatları, kazaya ilişkin yeni delillerin ortaya çıktığını ve dosyanın yeniden açılması gerektiğini savunuyor. FETÖ'cü istihbaratçıların takibine ilişkin belgeler de bu talebi güçlendiriyor. Ancak yargı süreci, henüz beklenen sonucu vermedi. Türkiye'nin yakın tarihinin bu karanlık sayfası, FETÖ'nün devlet içindeki yapılanması çözülmeye devam ettikçe aydınlanmayı bekliyor.
Bu olay, ülkemizde hukuk devleti ilkesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Devletin kurumlarına sızan yapıların, bireylerin yaşam hakkına nasıl kast edebildiğini gösteren bu vaka, geçmişle yüzleşme ve hesap verme mekanizmalarının gerekliliğini ortaya koymaktadır.