Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan meslekten ihraç eski polis memuru E.B. hakkında 6 yıl 3 ay hapis cezası kararı verildi. Sanığın, örgütün 'mahrem imam' yapılanması içinde yer aldığı ve 'himmet' adı altında düzenli olarak örgüte finansal destek sağladığı savcılık mütalaasında tespit edildi.
Mahrem imam yapılanması ve himmet toplanması
İddianameye göre, 2016 yılındaki darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturma kapsamında, emniyet teşkilatı içerisinde örgütün gizli yapılanması olan 'mahrem imam' ağına sızmış olduğu belirlenen E.B., özellikle 2012-2015 yılları arasında aktif olarak görev yaptığı dönemde, örgütle bağlantılı kişilerle iletişim kurduğu ve onlardan aldığı talimatlar doğrultusunda hareket ettiği öne sürüldü. Savcılık, sanığın ifadesinde, örgütün finans kaynaklarından biri olan 'himmet' adı altında para topladığını ve bu paraları kuryeler aracılığıyla örgüt yöneticilerine ilettiğini itiraf ettiğini açıkladı. Ayrıca, sanığın BYLOCK ve Eagle adlı gizli haberleşme programlarını kullandığı, bu programlar üzerinden örgüt üyeleriyle koordinasyon sağladığı teknik takip ve dijital incelemelerde ortaya çıktı.
Yargılama süreci ve karar
Mahkeme heyeti, sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma talebini değerlendirdi. Ancak sanığın, örgütteki konumu ve faaliyetlerinin yoğunluğu göz önüne alındığında, pişmanlık duygusunun samimi olmadığı ve verdiği bilgilerin örgütün deşifresine önemli katkı sağlamadığı gerekçesiyle bu talebi reddetti. Kararda, E.B.'nin 'silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına, ayrıca adli para cezasına hükmedilmesine karar verildi. Mahkeme, sanığın mevcut durumunun tutuklulukta geçirdiği süre dikkate alınarak tahliyesine, ancak adli kontrol tedbirlerinin devamına hükmetti.
Örgütün polis yapılanması ve FETÖ davaları
FETÖ/PDY'nin emniyet teşkilatı içerisindeki yapılanması, 'mahrem imam' ya da 'emniyet imamı' olarak bilinen sivil kişiler tarafından yönetiliyordu. Bu yapı, özellikle 2010 yılındaki açılımlardan sonra polis akademisi ve emniyet müdürlüklerine yerleştirilen örgüt üyeleri aracılığıyla devlet kademelerinde etkinlik sağlamaya çalıştı. Darbe girişiminin ardından başlatılan kapsamlı soruşturmalarda, binlerce emniyet mensubu meslekten ihraç edildi ve haklarında çeşitli cezalar verildi. Bugüne kadar yapılan yargılamalarda, örgütün 'himmet' adı altında topladığı paraların, örgütün okulları, vakıfları ve medya kuruluşlarının finansmanında kullanıldığı tespit edildi. Türkiye genelindeki FETÖ davalarında, örgüt üyelerine verilen cezalar, örgütteki hiyerarşik konum ve faaliyetlerin niteliğine göre değişiklik gösteriyor. Bu dava, örgütün polis yapılanmasının deşifre edilmesi ve adalet önünde hesap vermesi açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Yargı sürecinin, devletin terörle mücadele kararlılığını gösterirken, aynı zamanda örgütün mahrem yapılarının ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalara da katkı sağladığı değerlendiriliyor.