FETÖ'nün 'Kamu Mahrem Yapılanması' ve 'Kamu Mahrem İzdivaç Yapılanması'na yönelik düzenlenen operasyonlarda 26 kişi gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, örgütün kamu kurumlarındaki gizli yapılanmasına sızan şüphelilerin, aynı zamanda örgüt içi evlilik yönlendirmeleri yaptığı tespit edildi. Operasyon, FETÖ'nün sivil ayağını çökertmeye yönelik geniş çaplı bir çalışmanın parçası olarak değerlendiriliyor.
İzdivaç Yapılanması Nedir?
FETÖ'nün 'Mahrem İzdivaç Yapılanması', örgüt mensuplarının kendi aralarında evlendirilerek bağların güçlendirilmesi ve gizliliğin korunması amacıyla kurulan bir yapıdır. Bu yapı, özellikle kamu kurumlarına sızmış 'mahrem imamlar' olarak adlandırılan kişilerin, kendilerine bağlı örgüt üyelerini uygun gördükleri kişilerle evlendirmesini içeriyor. Evlilikler genellikle örgütün belirlediği kriterlere göre ayarlanıyor ve çiftlerin örgüt içindeki konumlarına göre eşleştirmeler yapılıyor. Bu sayede örgüt, hem kadın hem erkek üyelerini kontrol altında tutuyor hem de yeni nesil örgüt mensuplarının yetiştirilmesini sağlıyor.
Soruşturma dosyasına göre, gözaltına alınan şüphelilerin bir kısmı 'mahrem imam' olarak görev yapıyordu. Bu kişiler, kamu kurumlarında çalışan örgüt üyelerini yönlendiriyor, onlara belirli aralıklarla örgütsel talimatlar iletiliyordu. 'Mahrem izdivaç' yapılanması ise bu kişilerin evlilik yoluyla örgüt içi bağları kuvvetlendirmesini sağlıyordu. Şüphelilerin, örgütün kripto haberleşme uygulamaları üzerinden iletişim kurduğu ve ByLock benzeri programları kullandığı belirlendi.
Operasyonun Detayları ve Gözaltılar
Sabah saatlerinde İstanbul merkezli olarak başlatılan operasyon, 5 ilde eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Kocaeli'de belirlenen adreslere düzenlenen baskınlarda 26 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin ev ve iş yerlerinde yapılan aramalarda çok sayıda dijital materyal, örgütsel doküman ve kripto şifreleme yöntemleri ele geçirildi. Gözaltına alınanlar arasında aktif kamu görevlilerinin yanı sıra daha önce ihraç edilmiş kişilerin de bulunduğu öğrenildi.
Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığı koordinesinde yürütülen operasyonda, şüphelilerin örgütün 'gaybubet evi' olarak adlandırılan güvenli evlerinde barındıkları ve firari durumdaki örgüt yöneticileriyle irtibatlı oldukları da tespit edildi. Soruşturma kapsamında, örgütün kamu yapılanmasına yönelik çalışmaların devam edeceği ve yeni gözaltıların olabileceği belirtiliyor.
FETÖ ile Mücadelede Son Durum
Türkiye, 15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadelesini kararlılıkla sürdürüyor. O tarihten bu yana örgütün kamu kurumlarındaki yapılanmasına yönelik binlerce operasyon düzenlendi, on binlerce kişi gözaltına alındı ve yargı süreçleri başlatıldı. Örgütün özellikle 'mahrem' olarak nitelendirilen gizli yapılanmaları, son yıllarda düzenlenen operasyonlarla büyük ölçüde çökertildi. Ancak örgütün yurt dışı bağlantıları ve dijital platformlar üzerinden yeniden yapılanma çabaları sürüyor.Güvenlik kaynakları, FETÖ'nün özellikle gençleri hedef alarak üniversite ve liselerde yapılandığına dikkat çekiyor. 'Mahrem izdivaç' gibi yapıların, örgütün geleceğini güvence altına almak için kullandığı bir araç olduğu vurgulanıyor. Bu tür yapılanmaların tespiti ve çökertilmesi, örgütün toplum içindeki gizli ağını ortaya çıkarmak açısından kritik önem taşıyor.
Uzmanlar, FETÖ ile mücadelenin sadece güvenlik boyutuyla değil, aynı zamanda eğitim, sosyal ve kültürel alanlarda da sürdürülmesi gerektiğini belirtiyor. Örgütün ideolojik olarak zayıflatılması ve toplumun tüm kesimlerinin bilinçlendirilmesi, uzun vadeli başarı için şart. Aksi halde örgüt, farklı isimler ve yapılar altında varlığını sürdürmeye çalışacaktır.
Son operasyon, FETÖ'nün sadece silahlı kanadının değil, sivil ve gizli yapılanmalarının da hedef alındığını gösteriyor. Kamu kurumlarına sızmış militanların temizlenmesi, devletin güvenliği açısından hayati önem taşıyor. Ancak bu süreçte hukuk devleti ilkelerinden taviz verilmemesi, masumiyet karinesinin korunması ve delil yetersizliği nedeniyle mağduriyet yaşanmaması gerekiyor. FETÖ ile mücadelede kararlılık kadar, hukukun üstünlüğü de temel bir ilke olarak korunmalıdır.