Muğla'nın Fethiye ilçesinde, Erdoğan Karadağ ile Maliye Hazinesi arasında tapu iptali ve tescil davası açıldı. Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2025/481 Esas numarasıyla kaydedilen dava, zilyetliğe dayalı tapu iptali ve tescil talebini içeriyor. Dava dilekçesine göre Karadağ, belirli bir taşınmaz üzerinde uzun süredir fiili hakimiyet kurduğunu ve bu nedenle tapunun kendisine tescil edilmesi gerektiğini savunuyor. Maliye Hazinesi ise taşınmazın devlet malı olduğunu ve özel mülkiyete konu edilemeyeceğini öne sürüyor.
Zilyetliğe Dayalı Tapu İptali Davasının Hukuki Çerçevesi
Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi, olağanüstü zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinimini düzenler. Buna göre, bir taşınmaz üzerinde 20 yıl boyunca aralıksız, çekişmesiz ve malik sıfatıyla zilyetlikte bulunan kişi, tapu kaydı olmasa dahi o taşınmazın mülkiyetini kazanabilir. Ancak bu hüküm, kamu malları, ormanlar, mera ve yaylaklar gibi devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler için uygulanamaz. Davanın özü, taşınmazın niteliğine ve zilyetlik süresine dayanıyor. Erdoğan Karadağ'ın avukatı, müvekkilinin 1990'lı yıllardan bu yana taşınmazı tarım arazisi olarak kullandığını, vergi kaydı bulunduğunu ve komşu parsellerle sınırlarının belirli olduğunu iddia ediyor. Maliye Hazinesi avukatı ise taşınmazın kadastro çalışmalarında hazine adına tespit edildiğini, zilyetlik iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirtiyor.
Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen dava, bölgedeki benzer tapu uyuşmazlıklarına emsal teşkil edebilecek nitelikte. Muğla ve çevresinde, özellikle kıyı kesimlerinde ve orman sınırlarında sıkça rastlanan tapu iptali davaları, hem yerel halk hem de yatırımcılar açısından yakından takip ediliyor. Mahkeme, taşınmazın fiili durumunu tespit etmek üzere keşif kararı alabilir ve tanık beyanlarına başvurabilir. Dosyada bilirkişi incelemesi yapılması halinde, zilyetlik süresi ve taşınmazın niteliği ayrıntılı olarak rapor edilecek.
Maliye Hazinesi'nin Savunması ve Olası Sonuçlar
Maliye Hazinesi, kendisine ait taşınmazların özel mülkiyete geçirilmesine karşı katı bir tutum sergiliyor. Hazine avukatları, genellikle taşınmazın kamu malı statüsünde olduğunu, bu nedenle zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağını savunuyor. Ayrıca, zilyetliğin malik sıfatıyla değil, izinli veya geçici kullanım şeklinde olduğunu ileri sürüyorlar. Davacı taraf ise, taşınmazın yıllardır tarım arazisi olarak kullanıldığını, herhangi bir kamu hizmetine tahsis edilmediğini ve bu nedenle kamu malı niteliği taşımadığını iddia ediyor. Mahkeme, öncelikle taşınmazın hukuki statüsünü belirleyecek; ardından zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığını değerlendirecek. Eğer dava kabul edilirse, tapu kaydı iptal edilerek Erdoğan Karadağ adına tescil edilecek. Reddedilirse, taşınmaz hazine adına kayıtlı kalmaya devam edecek.
Bu tür davalar, Türkiye'de tapu güvenliği ve mülkiyet hakları açısından önemli bir yere sahip. Özellikle kırsal alanlarda, kadastro öncesi dönemde edinilen arazilerin hukuki durumu sıklıkla tartışma konusu oluyor. Fethiye'deki dava, hem yerel emlak piyasasını hem de bölgede benzer durumda olan vatandaşları yakından ilgilendiriyor. Mahkemenin vereceği karar, zilyetliğe dayalı tapu iptali davalarında yeni bir içtihat oluşturabilir. Duruşma tarihleri henüz netleşmemekle birlikte, ön inceleme aşamasının önümüzdeki aylarda tamamlanması bekleniyor. Taraflar, delil listelerini sunmuş durumda; tanık dinlenmesi ve keşif talepleri mahkemece değerlendirilecek. Hukukçular, bu tür davalarda sürecin genellikle 2-3 yıl sürdüğünü, temyiz aşamasıyla birlikte bu sürenin daha da uzayabileceğini belirtiyor.
Mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 35. maddesiyle koruma altına alınmış olsa da, kamu yararı söz konusu olduğunda sınırlandırılabilir. Mahkeme, kamu yararı ile bireysel mülkiyet hakkı arasında denge kurmak zorunda. Fethiye'deki dava, bu denge arayışının somut bir örneği olarak öne çıkıyor. Öte yandan, davacı Erdoğan Karadağ'ın taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin niteliği, dosyanın kilit noktasını oluşturuyor. Zilyetliğin ekonomik amacına uygun kullanım, süreklilik ve başkasının hakkını tanımama unsurları, bilirkişi raporunda detaylandırılacak. Maliye Hazinesi'nin taşınmazı satışa çıkarma veya kamu hizmetine tahsis etme gibi bir planı olup olmadığı ise dosyada yer almıyor. Kamuoyu, benzer davalarda verilen kararları ve Yargıtay içtihatlarını yakından izliyor. Zira bu tür davalar, tapu kadastro sistemine duyulan güveni doğrudan etkiliyor.
Sonuç olarak, Fethiye 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dava, hem hukuki hem de toplumsal açıdan geniş yankı uyandıracak bir sürece işaret ediyor. Erdoğan Karadağ'ın iddiaları, uzun yıllara dayanan fiili duruma dayanırken; Maliye Hazinesi, kamu mülkiyetini koruma refleksiyle hareket ediyor. Mahkemenin vereceği karar, yalnızca taraflar için değil, benzer durumdaki binlerce vatandaş için de belirleyici olacak. Tapu iptali ve tescil davalarında zilyetlik koşullarının titizlikle incelenmesi, hukuk devleti ilkesinin bir gereği. Adaletin tecellisi için yargı sürecinin şeffaf ve makul sürede tamamlanması bekleniyor. Kamuoyu, gelişmeleri takip etmeye devam edecek.