Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın açıkladığı haziran ayı bütçe uygulama sonuçlarına göre, merkezi yönetim bütçesi haziranda 114.2 milyar lira fazla verirken, yılın ilk altı ayında toplam bütçe açığı 942.8 milyar lira olarak gerçekleşti. En dikkat çekici kalem ise faiz harcamaları oldu: Ocak-haziran döneminde faize 1 trilyon 531.1 milyar lira ödendi. Bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 73 artış anlamına geliyor.
Bütçe dengesi ve faiz yükü
Haziran ayında bütçe gelirleri 1 trilyon 97.5 milyar lira, giderler ise 983.3 milyar lira oldu. Böylece haziran ayı 114.2 milyar lira fazla ile kapandı. Ancak yılın ilk yarısında gelirler 4 trilyon 672.3 milyar lira, giderler 5 trilyon 615.1 milyar lira olarak kaydedildi. Faiz dışı denge ise ilk altı ayda 588.3 milyar lira açık verdi. Faiz harcamaları, toplam bütçe giderlerinin yüzde 27'sini oluşturdu. Bu oran, geçen yılın aynı döneminde yüzde 19 seviyesindeydi. Artışın temel nedeni, yüksek enflasyon ortamında Merkez Bankası'nın faiz artırımlarına gitmesi ve iç borçlanma maliyetlerinin yükselmesi olarak gösteriliyor.
Vergi gelirleri ve ekonomik yansımalar
İlk altı ayda vergi gelirleri 3 trilyon 964.7 milyar lira olarak gerçekleşti. En büyük payı yüzde 29 ile gelir vergisi alırken, onu yüzde 24 ile KDV ve yüzde 18 ile kurumlar vergisi izledi. Özel tüketim vergisi (ÖTV) ise toplam vergi gelirlerinin yüzde 13'ünü oluşturdu. Ekonomistler, faiz harcamalarındaki bu artışın bütçe üzerindeki baskıyı artırdığını ve kamu mali disiplinini tehdit ettiğini belirtiyor. Ayrıca, yüksek faiz ödemelerinin yatırım ve sosyal harcamalara ayrılan kaynağı daralttığına dikkat çekiliyor. Öte yandan, haziran ayı bütçe fazlası, geçici bir iyileşme olarak değerlendirilirken, yılın ikinci yarısında seçim harcamaları ve deprem yardımları nedeniyle açığın daha da büyüyebileceği öngörülüyor.
Türkiye'nin kamu borç stoku ise nisan sonu itibarıyla 6,5 trilyon lira olarak açıklanmıştı. Faiz harcamalarındaki artış, borç çevirme oranlarını da etkiliyor. Hazine, artan borçlanma ihtiyacı nedeniyle yurt içi piyasalarda daha yüksek faizle borçlanmak zorunda kalıyor. Bu durum, faizlerin daha da yükselmesine yol açarak bir kısır döngü yaratıyor. Merkez Bankası'nın politika faizini yüzde 50'ye yükseltmesiyle birlikte, kısa vadeli faizler de tarihi zirvelere ulaştı. Uzmanlar, mevcut mali politikaların sürdürülebilirliği için faiz dışı fazla verilmesi gerektiğini vurgularken, bunun için de kamu harcamalarında kemer sıkma veya vergi gelirlerinde artış gerektiğini ifade ediyor.
Sonuç olarak, faiz giderlerindeki patlama, Türkiye ekonomisinin en önemli yapısal sorunlarından biri haline gelmiş durumda. Enflasyonla mücadele kapsamında yüksek faiz politikası sürerken, kısa vadede bu yükün hafiflemesi beklenmiyor. Kamu maliyesinin sağlıklı bir zemine oturması için yapısal reformların hayata geçirilmesi gerektiği değerlendiriliyor.