İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talebi üzerine, aralarında Evrensel gazetesinin X (eski adıyla Twitter) hesabının da bulunduğu çok sayıda sosyal medya hesabına 'milli güvenlik' gerekçesiyle erişim engeli getirildi. Erişim engeli kararı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından uygulanmaya başlandı. Kararın, sosyal medya platformlarında geniş yankı uyandırması ve ifade özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündeme taşıması bekleniyor.
Erişim Engelinin Kapsamı ve Gerekçesi
Edinilen bilgilere göre, erişim engeli kararı yalnızca Evrensel gazetesiyle sınırlı değil. Çeşitli haber siteleri, gazeteciler ve muhalif görüşlere sahip bazı kullanıcıların hesapları da aynı gerekçeyle erişime kapatıldı. Kararın gerekçesinde, söz konusu hesapların 'milli güvenliği tehdit eden içerikler paylaştığı' iddia ediliyor. Ancak hangi içeriklerin bu kapsama girdiğine dair resmi bir açıklama yapılmadı.
Evrensel gazetesi, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, erişim engelinin haber alma ve yayma özgürlüğüne yönelik ciddi bir müdahale olduğunu belirtti. Gazete, kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, yargı yoluna başvuracaklarını duyurdu. Açıklamada, "Milli güvenlik gerekçesiyle gazetemizin sosyal medya hesabına erişimin engellenmesi, basın özgürlüğüne vurulan bir darbedir. Bu kararın arkasında yatan gerçek sebep, muhalif seslerin susturulmasıdır" ifadelerine yer verildi.
Sosyal Medya Platformlarından Tepkiler
Erişim engeli kararı, sosyal medya kullanıcıları ve sivil toplum kuruluşları tarafından da eleştirildi. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, yaptığı yazılı açıklamada, erişim engellerinin keyfi uygulamalara dönüştüğünü ve bu tür kararların demokratik toplum düzenini zedelediğini vurguladı. Cemiyet, yetkilileri şeffaflığa ve hukuk devleti ilkelerine uymaya davet etti.
Uluslararası basın örgütleri de gelişmeyi yakından takip ediyor. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, Türkiye'de son dönemde artan erişim engellerinin endişe verici boyutlara ulaştığını belirterek, Türkiye'yi basın özgürlüğü konusunda uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırdı.
Öte yandan, bazı hükümet yetkilileri ise kararın 'milli güvenlik' çerçevesinde alındığını ve yargı kararı olduğunu savunarak, eleştirilerin yersiz olduğunu dile getirdi. Adalet Bakanlığı'ndan yapılan kısa açıklamada, "Erişim engeli kararları, bağımsız mahkemeler tarafından verilir. Milli güvenliğimizi tehdit eden unsurlara karşı gerekli adımlar atılmaya devam edecektir" denildi.
Arka Plan: Türkiye'de Erişim Engelleri ve Basın Özgürlüğü
Türkiye, uzun yıllardır sosyal medya platformlarına yönelik erişim engelleriyle gündemde. 2020'de yürürlüğe giren Sosyal Medya Yasası olarak bilinen 7253 sayılı kanun, platformlara temsilci bulundurma zorunluluğu getirmiş ve içerik kaldırma taleplerine hızlı yanıt verme yükümlülüğü getirmişti. Bu yasa sonrası birçok sosyal medya şirketi Türkiye'de temsilcilik açmış olsa da, erişim engelleri ve içerik kaldırma talepleri artarak devam etti.
Freedom House'un 2023 raporuna göre Türkiye, internet özgürlüğü sıralamasında 'özgür değil' kategorisinde yer alıyor. Raporda, özellikle seçim dönemlerinde ve toplumsal olaylarda sosyal medya erişiminin kısıtlandığı, gazetecilerin ve muhalif seslerin hedef alındığı belirtiliyor.
Evrensel gazetesi, Türkiye'de sol ve muhalif çizgide yayın yapan köklü bir gazete olarak biliniyor. Gazetenin X hesabı, güncel haberleri ve muhalif görüşleri paylaşmasıyla geniş bir takipçi kitlesine sahipti. Erişim engeli kararı, gazetenin dijital mecralardaki etkinliğini önemli ölçüde kısıtlayacak gibi görünüyor.
Bu son karar, Türkiye'de basın ve ifade özgürlüğü tartışmalarını bir kez daha alevlendirdi. Siyasi partiler, sivil toplum örgütleri ve uluslararası kuruluşlar, kararın demokratik değerlerle bağdaşmadığını savunurken, hükümet kanadı kararın arkasında olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki günlerde konunun yargıya taşınması ve uluslararası alanda yankı bulması bekleniyor.
Bağımsız gözlemciler, erişim engellerinin şeffaf bir şekilde gerekçelendirilmediği sürece keyfi uygulamalara dönüşebileceği uyarısında bulunuyor. Uzmanlar, milli güvenlik gerekçesinin sıkça kullanılmasının, ifade özgürlüğünü fiilen kısıtlayan bir sansür mekanizması haline geldiğini belirtiyor. Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesi, ifade özgürlüğünü güvence altına alırken, sınırlamaların ancak demokratik toplum düzeninde zorunlu ve ölçülü olması gerektiğini vurguluyor. Bu tür erişim engellerinin, Türkiye'nin uluslararası itibarına da zarar verdiği ve yatırım ortamını olumsuz etkilediği yönünde değerlendirmeler yapılıyor.