Avrupa Merkez Bankası (ECB), 2023 yılının Eylül ayından bu yana ilk kez faiz oranlarında artışa gitti. Karar, ABD ve İsrail'in başlattığı savaşın küresel enflasyonist baskıları tetiklemesiyle alındı. ECB, politika faizini 25 baz puan artırarak %4,50 seviyesine yükseltti. Banka, enflasyonun hedef olan %2'nin üzerinde seyretmesi ve jeopolitik risklerin fiyat istikrarını tehdit etmesi nedeniyle bu adımı attığını duyurdu. Karar, piyasalarda bekleniyordu ancak zamanlaması sürpriz oldu.
Faiz Artışının Gerekçesi
ECB Başkanı Christine Lagarde, kararın ardından yaptığı açıklamada, enflasyonun son aylarda yeniden yükselişe geçtiğini ve özellikle enerji fiyatlarındaki artışın bu durumu tetiklediğini belirtti. Lagarde, 'Jeopolitik gerilimler ve tedarik zincirindeki aksaklıklar, fiyat baskılarını artırıyor. Bu nedenle para politikasında sıkılaşmaya gitmek zorunda kaldık' ifadelerini kullandı. ECB, enflasyon beklentilerini de yukarı yönlü revize ederek, 2024 yılı için ortalama enflasyon tahminini %3,2'den %3,5'e çıkardı.
Piyasaların Tepkisi
Faiz artışı kararı, Avrupa borsalarında dalgalanmaya neden oldu. Frankfurt ve Paris borsaları günü yüzde 1 civarında kayıpla kapatırken, tahvil faizleri de yükseldi. Euro/dolar paritesi ise 1,12 seviyesinden 1,10'a geriledi. Analistler, ECB'nin önümüzdeki dönemde de faiz artırımına gidebileceğini ancak bunun ekonomik büyümeyi olumsuz etkileme riskini de beraberinde getirdiğini vurguluyor. Avrupa ekonomisi, yüksek enerji maliyetleri ve zayıf talep nedeniyle zaten yavaşlama sinyalleri veriyor.
Bağlam ve Arka Plan
ECB, 2022 yazından bu yana enflasyonla mücadele kapsamında faizleri tarihinin en hızlı şekilde artırmış, 2023 yılı Eylül ayında son artışı yaparak faizi %4,25'te sabit bırakmıştı. Ancak son dönemde Orta Doğu'daki çatışmaların küresel enerji fiyatlarını yükseltmesi ve ticaret rotalarını tehdit etmesi, ECB'yi yeniden harekete geçirdi. Banka, ayrıca pandemi döneminde aldığı varlık alım programlarını da azaltma kararı aldı. Uzmanlar, ECB'nin bu hamlesinin, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) politikalarıyla paralellik gösterdiğini ancak Avrupa'nın daha kırılgan bir ekonomik yapıya sahip olduğunu hatırlatıyor.