İsrailli gazeteci ve yazar Gideon Levy, İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich'in, Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarını artırmadaki rolünün çok büyük olduğunu kaydetti. Levy, bu saldırıların işgal altındaki Batı Şeria'ya sıçradığını ve sistematik bir etnik temizlik projesine dönüştüğünü vurguladı. İsrailli gazetecinin açıklamaları, bölgede artan şiddetin siyasi sorumlularını işaret ediyor.
Levy: Şiddetin arkasında bakanlar var
Gideon Levy, İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz'de yayımlanan yazısında ve çeşitli medya kuruluşlarına verdiği demeçlerde, Batı Şeria'daki Filistinlilere yönelik saldırıların rastgele olmadığını, aksine hükümetin üst kademelerinden gelen teşvikle beslendiğini ifade etti. Levy'ye göre, Ben-Gvir ve Smotrich, yasadışı yerleşimci grupların eylemlerini açıkça destekleyerek ve koruyarak bu şiddetin tırmanmasına zemin hazırlıyor.
Levy, "Ben-Gvir ve Smotrich, sadece sessiz kalmakla kalmıyor, aynı zamanda yerleşimci şiddetini meşrulaştırıyor ve teşvik ediyor. Bu, Filistinlileri topraklarından sürmeye yönelik bilinçli bir politikanın parçası" dedi. İsrailli gazeteci, bu durumun işgal altındaki topraklarda yaşayan Filistinliler için hayatı dayanılmaz hale getirdiğini belirtti.
Yerleşimci saldırıları ve etnik temizlik iddiası
Batı Şeria'da son aylarda Filistin köylerine yönelik yerleşimci saldırılarında ciddi bir artış gözlemleniyor. Görgü tanıkları ve uluslararası kuruluşların raporlarına göre, İsrailli yerleşimciler Filistinlilere ait evleri, tarım arazilerini ve ibadet yerlerini hedef alıyor; birçok Filistinli ailesi yaşadığı bölgeyi terk etmek zorunda kalıyor. Gideon Levy, bu eylemlerin "etnik temizlik" olarak nitelendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Levy, "Buradaki amaç Filistinlileri topraklarından koparmak ve bölgeyi Yahudi yerleşimine açmak. Bu sistematik bir plan ve arkasında hükümetin aşırı sağcı kanadı var" ifadelerini kullandı. Uluslararası hukuk kuruluşları da yerleşimci şiddetinin işgal altındaki topraklarda Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yol açtığını belirtiyor.
Ben-Gvir ve Smotrich'in rolü
Itamar Ben-Gvir, göreve geldiğinden bu yana sert söylemleri ve Filistin karşıtı politikalarıyla biliniyor. Ulusal Güvenlik Bakanı olarak polis üzerindeki yetkisini, yerleşimci saldırılarına karşı yeterli önlem almamak yönünde kullandığı iddia ediliyor. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise Batı Şeria'daki yerleşim inşaatlarını hızlandırma ve yasadışı yerleşim karakollarını yasallaştırma çabalarıyla gündemde. Her iki bakan da açıkça Filistin devleti fikrine karşı çıkıyor ve toprakların ilhakını savunuyor.
Gideon Levy, bu iki ismin sadece söylemle kalmadığını, aynı zamanda pratik adımlarla yerleşimci şiddetini kolaylaştırdığını vurguluyor. Levy'ye göre, İsrail ordusunun ve polisinin yerleşimcilere yönelik yaptırım uygulamaması, bu şiddetin cezasız kalmasına neden oluyor.
Uluslararası tepkiler ve sessizlik
Uluslararası toplum, Batı Şeria'daki artan şiddete dair çeşitli açıklamalar yapsa da somut bir yaptırım uygulamakta isteksiz davranıyor. Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler, yerleşimci şiddetini kınayan raporlar yayımlasa da İsrail'e yönelik ciddi bir yaptırım mekanizması devreye girmiş değil. Gideon Levy, bu sessizliğin Filistinlileri yalnız bıraktığını ve İsrail'in eylemlerini cesaretlendirdiğini belirtiyor.
Levy, "Dünya sessiz kaldıkça, işgal ve ilhak daha da derinleşiyor. Filistinlilerin yaşadığı bu trajedi, sadece bölgesel değil, küresel bir insanlık sorunudur" diyerek uluslararası topluma çağrıda bulundu.
Gazze'den sonra Batı Şeria
İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları tüm dünyanın gündemindeyken, Batı Şeria'da yaşananlar gölgede kalıyor. Ancak Gideon Levy gibi isimler, Batı Şeria'daki gelişmelerin Gazze'deki yıkımdan bağımsız düşünülemeyeceğini savunuyor. İsrail'in genel stratejisinin Filistin topraklarını parçalayarak kontrol altına almak olduğunu belirten Levy, Batı Şeria'nın da benzer bir akıbete sürüklendiğini ifade ediyor.
Son haftalarda Batı Şeria'da yaşanan olaylar, bölgede yeni bir insani krizin kapıda olduğunu gösteriyor. Filistinli aileler, evlerini terk etmek zorunda kalırken, uluslararası yardım kuruluşları artan ihtiyaçlara cevap vermekte zorlanıyor.
Sonuç: Sorumluluk ve gelecek
Gideon Levy'nin işaret ettiği isimler ve politikalar, İsrail'in Filistin topraklarındaki eylemlerinin sadece askeri değil, aynı zamanda siyasi bir proje olduğunu ortaya koyuyor. Ben-Gvir ve Smotrich gibi aşırı sağcı bakanların yönlendirmesiyle yerleşimci şiddeti devlet destekli bir hal alırken, Filistinlilerin sistematik olarak yerinden edilmesi etnik temizlik tartışmalarını derinleştiriyor.
Uluslararası hukuk ve insan hakları kuruluşları, bu durumun daha fazla görmezden gelinemeyeceğini vurguluyor. Ancak gerçek bir değişim için sadece kınamalar değil, somut yaptırımlar ve hesap verebilirlik mekanizmaları gerekiyor. Batı Şeria'da yaşananlar, Filistin-İsrail çatışmasının geleceğini belirleyecek kritik bir eşikte duruyor. Levy'nin uyarıları, bölgede adil ve kalıcı bir barışın ancak işgalin sona ermesi ve Filistinlilerin haklarının tanınmasıyla mümkün olabileceğini bir kez daha gözler önüne seriyor.