Akbelen Ormanı'nda termik santral genişlemesine karşı verilen mücadelenin önde gelen isimlerinden Esra Işık, 'görevi yaptırmamak için direnme' suçlamasıyla yargılandığı davada 2 yıl 1 ay hapis cezasına mahkûm edilmesinin ardından ilk kez konuştu. Işık, karar sonrası yaptığı açıklamada, 'Biz onurumuzu savunduk ve bunun hiçbir zaman suç olmadığını biliyoruz' ifadelerini kullandı.
Karar ve Esra Işık'ın tepkisi
Muğla 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, Esra Işık hakkında 'görevi yaptırmamak için direnme' suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezası verildi. Haberi alır almaz sosyal medya hesabından bir açıklama yapan Işık, 'Bugün bize verilen ceza aslında hepimize verilmiştir. Doğayı, yaşamı savunmanın suç olmadığını herkes biliyor. Biz sadece onurumuzu savunduk' dedi. Işık, kararın temyiz edileceğini ve hukuk mücadelesine devam edeceklerini belirtti.
Akbelen direnişi ve yargı süreci
Akbelen Ormanı, Muğla'nın Milas ilçesinde bulunan ve Yatağan termik santraline kömür sağlamak amacıyla genişletilmek istenen bir saha. Bölge sakinleri ve çevre aktivistleri, 2019 yılından bu yana ağaç kesimlerine karşı eylemler düzenliyor. Esra Işık, bu direnişin sembol isimlerinden biri haline geldi. Süreçte birçok kez gözaltına alınan ve çeşitli suçlamalarla yargılanan Işık, en son bu davada ceza aldı. Karar, çevre örgütleri ve muhalefet partileri tarafından tepkiyle karşılandı. CHP Milletvekilleri, kararın siyasi olduğunu savunarak süreci yakından takip edeceklerini duyurdu.
Davanın perde arkası
Mahkemenin gerekçeli kararında, Işık'ın eylemlerinin 'görevi yaptırmamak için direnme' kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Avukatı ise kararın temyiz edileceğini ve Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru yapılacağını söyledi. Esra Işık, daha önce de 'ormanı yakmak' ve 'örgüt propagandası' gibi suçlamalarla karşı karşıya kalmış, ancak bu davalardan beraat etmişti.
Bağımsız değerlendirme
Esra Işık'ın aldığı hapis cezası, Türkiye'de çevre aktivizminin karşılaştığı yargısal baskının son örneği. Akbelen direnişi, sadece bir ormanı koruma mücadelesi değil, aynı zamanda enerji politikalarının toplumsal etkilerine dair bir uyarı niteliği taşıyor. Kararın temyiz sürecinde hukuki argümanların yanı sıra, ifade özgürlüğü ve çevre hakkı tartışmalarının da gündeme gelmesi bekleniyor.