Eski Ulaştırma Bakanı ve Süleymancılar cemaatinin eski lideri Arif Ahmet Denizolgun’un doktoru Nurettin Demirkol, yalan tanıklık suçlamasıyla tutuklandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınan Demirkol, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olay, Denizolgun’un vefatı sonrası başlayan miras ve cemaat içi gerilimlerin hukuki boyutunu gözler önüne serdi.
Tutuklama Kararı ve Gerekçesi
Nurettin Demirkol, 2023 yılında görülen bir davada tanık olarak dinlenmiş, verdiği ifadede gerçeğe aykırı beyanlarda bulunduğu iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılmıştı. Soruşturmayı derinleştiren savcılık, Demirkol’un ifadesinin çelişkili olduğunu ve somut delillerle uyuşmadığını tespit etti. Bunun üzerine Demirkol 10 Ocak 2025’te gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği, ‘yalan tanıklık’ suçundan tutuklanmasına karar verdi. Kararda, suçun niteliği ve delil durumu etkili oldu.
Türk Ceza Kanunu’nun 272. maddesi uyarınca yalan tanıklık suçu, mahkeme huzurunda gerçeğe aykırı beyanda bulunmayı kapsıyor. Suçun cezası, somut olayın özelliklerine göre değişmekle birlikte, dört yıla kadar hapis cezası öngörülüyor. Tutuklama kararı, dosyanın kamuoyunda yarattığı hassasiyet nedeniyle dikkatle takip ediliyor.
Denizolgun ve Süleymancılar Bağlantısı
Arif Ahmet Denizolgun, 1940’lı yıllardan itibaren Süleyman Hilmi Tunahan’ın talebesi olarak yetişmiş, cemaatin önde gelen isimlerinden biriydi. 1990’lı yıllarda Süleymancıların liderliğini üstlenen Denizolgun, 1991-1995 yılları arasında Doğru Yol Partisi’nden İstanbul Milletvekili olarak TBMM’de görev yaptı. 1995-1996 yıllarında ise 52. Hükümet’te Ulaştırma Bakanı olarak kabinede yer aldı. Siyasi kariyerinin yanı sıra cemaat içindeki etkinliğiyle tanınan Denizolgun, 2010 yılında hayatını kaybetti.
Denizolgun’un ölümünden sonra cemaat içinde liderlik ve mal varlığı konusunda anlaşmazlıklar çıktığı, bu anlaşmazlıkların yargıya taşındığı biliniyor. Nurettin Demirkol, Denizolgun’un özel doktoru olarak uzun yıllar ailesine hizmet etmiş bir isim. Tutuklama, cemaat içi hesaplaşmanın yeni bir safhası olarak değerlendiriliyor.
Kamuoyu ve Hukuki Süreç
Karar, siyaset ve hukuk çevrelerinde geniş yankı buldu. Denizolgun ailesine yakın kaynaklar, Demirkol’un ifadesinin baskı altında alındığını öne sürerken, savcılık iddiaların somut delillere dayandığını belirtiyor. Süleymancılar cemaatine muhalif gruplar ise tutuklamayı ‘adaletin tecellisi’ olarak yorumluyor.
Hukukçular, yalan tanıklık suçunun kamu düzenini doğrudan ilgilendirdiğini, bu nedenle tutuklama kararının usule uygun olduğunu ifade ediyor. Ancak bazı uzmanlar, soruşturmanın siyasi boyutu olabileceğine dikkat çekiyor. Önümüzdeki günlerde iddianamenin tamamlanması ve davanın açılması bekleniyor. Demirkol’un avukatı, tutuklama kararına itiraz edeceklerini açıkladı.
Bu gelişme, Türkiye’de cemaat yapılanmaları ve bunların siyasi bağlantılarına dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Denizolgun’un bakanlık dönemi ve sonrasındaki faaliyetleri, kamuoyunda halen tartışılıyor. Tutuklama, söz konusu tartışmaların hukuki bir boyut kazandığını gösteriyor.