Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde emekli din görevlisi Zeki İnam (62), babasından kalan atıl arazide eşinin ısrarı üzerine aronya (superfruit) yetiştirmeye başladı. Dört yıl önce kurduğu bahçede bugüne kadar üretimi artıran İnam, bu yıl yaklaşık 2 bin 100 fidanından 300 kilogram hasat bekliyor. Aronya'nın yüksek antioksidan içeriğiyle bilinen ve 'süper meyve' olarak adlandırılan bir bitki olduğunu belirten İnam, bu yatırımın ailesine önemli bir gelir kapısı sağladığını söylüyor.
Emeklilikte Yeni Bir Başlangıç
Zeki İnam, yıllarca din görevlisi olarak çalıştıktan sonra emekli oldu. Babasından kalan Çaycuma'ya bağlı köydeki arazi ise uzun süredir atıl durumdaydı. İlk başta bu araziye ceviz fidanı dikmeyi düşündüğünü anlatan İnam, ancak eşi Hatice İnam'ın araştırmaları sonucu aronya meyvesini keşfettiklerini belirtiyor. ‘Eşim internette aronya ile ilgili bir yazı görmüş. Özellikle kanser hastalığına iyi geldiği ve çok değerli olduğu yazıyordu. İkna edici bulduk ve bu işe girmeye karar verdik’ diyor.
Çift, 2019 yılında küçük bir alanda deneme amaçlı 50 fidanla başladı. Fidanların tutması ve ürünün pazar bulması üzerine dikim alanını her geçen yıl genişletti. Bugün 2 bin 100 fidanla yaklaşık 10 dönümlük bir alanda üretim yapıyorlar. İnam, ‘Merakla başladık ama şimdi ciddi bir işletme haline geldi. Gelecek yıllarda bu sayıyı daha da artırmayı hedefliyoruz’ dedi.
Aronya Nedir, Neden Değerli?
Aronya, Kuzey Amerika kökenli bir meyve türü olup, özellikle antioksidan maddeler açısından zengin. Neredeyse tüm meyvelerden daha yüksek oranda antosiyanin içeriyor. Bu özelliği nedeniyle bağışıklık sistemini güçlendirdiğine, kalp damar sağlığını koruduğuna ve kansere karşı koruyucu etkileri olduğuna inanılıyor. Son yıllarda Türkiye'de de popülerliği artan aronya, hem taze tüketimde hem de meyve suyu, reçel, marmelat, kurutulmuş meyve gibi ürünlerde değerlendiriliyor. İlaç ve kozmetik sanayisinde de hammadda olarak kullanılıyor.
İnam, aronyanın bakımının kolay olduğunu ancak ilk tesis maliyetinin yüksek olduğunu vurguluyor. Fidanların 2-3 yıl içinde tam verime geçtiğini belirten İnam, ‘Bir kez diktiğinizde 30-40 yıl ürün alabiliyorsunuz. Bizim ağaçlar şu anda tam verim çağı. Bu sene 300 kilo bekliyoruz. Önümüzdeki yıl bu rakam 500-600 kiloya çıkabilir. Kilosu şu anda marketlerde 300-400 TL arasında satılıyor. Biz üretici olarak toptan 200 TL'ye veriyoruz. Bu, önemli bir gelir anlamına geliyor’ diye konuştu.
İhracat İmkânları ve Gelecek Planları
Aronya yetiştiriciliği sadece iç pazara değil, ihracata da yönelik bir tarım kolu. Özellikle Avrupa ülkelerinden talebin yüksek olduğu biliniyor. Zeki İnam, henüz ihracata başlamadığını ama üretim arttıkça bu pazarlara girmeyi planladığını söylüyor. ‘Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri bize destek oluyor. Yurt dışı bağlantıları konusunda bilgi veriyorlar. İnşallah önümüzdeki dönemde ihracat yapabileceğim’ diye umutlu.
Çift, aronya bahçesinin yanı sıra organik sertifikasyon almak için de süreci başlatmış. Kimyasal gübre ve ilaç kullanmadıklarını belirten Hatice İnam, ‘Doğal yöntemlerle üretiyoruz. Bu sayede hem sağlıklı hem de pazarda değerli bir ürün oluyor. Müşterilerimiz memnun, tekrar geliyorlar’ dedi.
Genç Çiftçilere Örnek Olmak
Emekli bir çiftin azmi, yöredeki diğer üreticilere de ilham kaynağı oldu. Çaycuma ilçesinde tarımın genellikle fındık ve mısır üzerine olduğunu belirten İnam, aronyanın yeni bir ürün olduğunu ve genç çiftçilerin bu alana yönelmelerini tavsiye ettiğini anlatıyor. ‘Tarımda yeniliğe açık olmak lazım. Devlet de bu tür ürünlere hibe ve destek veriyor. Biz, keşke daha erken başlasaydık diyoruz ama geç değil. Aronya, Türkiye'de çok yeni. Önümüzdeki dönemde çok daha fazla üreticinin bu işe gireceğine inanıyorum’ diye sözlerine ekledi.
Başvuru ve Destek Süreci
Aronya yetiştiriciliğine başlamak isteyenler için Tarım ve Orman Bakanlığı'nın çeşitli destekleri bulunuyor. Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında hibe, sıfır faizli kredi ve danışmanlık hizmetleri veriliyor. Zeki İnam, bu desteklerden faydalandığını ve yeni üreticilere de öncelikle il/ilçe müdürlüklerine başvurmalarını öneriyor.
Sonuç olarak, 300 kilogramlık hasat, hem aile ekonomisine katkı sağlayacak hem de bölgede aronya üretiminin yaygınlaşmasına öncülük edecek gibi görünüyor. Bu başarı hikayesi, emeklilikte aktif kalmanın ve tarıma yatırım yapmanın önemini bir kez daha gösteriyor.