Erzurum ve çevre illerde yaşayan, kronik yaralar ve diyabete bağlı iyileşmeyen yaralar nedeniyle uzuv kaybı riskiyle karşı karşıya kalan hastalar, Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi'nde uygulanan multidisipliner tedavi yaklaşımı sayesinde sağlıklarına kavuşuyor. Hastanenin uzman ekipleri, cerrahi müdahale, enfeksiyon kontrolü, yara bakımı ve rehabilitasyonu bir arada yürüterek hastaların organlarını kaybetmelerini engelliyor.
Multidisipliner tedavi süreci nasıl işliyor?
Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi bünyesinde oluşturulan Yara Bakım Merkezi, ortopedi, plastik cerrahi, enfeksiyon hastalıkları, endokrinoloji ve hiperbarik oksijen tedavisi uzmanlarını bir araya getiriyor. Kronik yaraları bulunan hastalar, öncelikle detaylı bir değerlendirmeden geçiriliyor. Kan dolaşımı, enfeksiyon durumu ve doku canlılığı gibi faktörler inceleniyor. Ardından her hastaya özel bir tedavi planı oluşturuluyor. Diyabetik ayak sendromu olan hastalarda kan şekeri kontrolü, damar cerrahisi müdahaleleri ve gerekirse hiperbarik oksijen tedavisi uygulanıyor. Bu sayede birçok hasta, ampütasyon (uzuv kesilmesi) riskini yaşamadan iyileşme şansı elde ediyor.
Uzmanlardan kritik uyarılar
Hastanenin Yara Bakım Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Ali Yılmaz, kronik yaraların özellikle diyabet ve damar tıkanıklığı gibi hastalıklarda sık görüldüğünü belirterek, “Yaralar, küçük bir sıyrık gibi başlayıp ihmal edildiğinde ciddi enfeksiyonlara ve doku kaybına yol açabilir. Erken müdahale hayati önem taşıyor. Merkezimizde hastalarımıza multidisipliner bir yaklaşımla hizmet veriyoruz. Bu sayede birçok hastamızın uzuvlarını kurtarıyoruz” dedi.
Diyabet ve kronik yara hastalarına önemli tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. Yılmaz, şunları söyledi: “Özellikle diyabet hastaları ayaklarını her gün kontrol etmeli, nasır, çatlak veya renk değişikliği gibi belirtileri ciddiye almalı. Uygun ayakkabı seçimi ve düzenli doktor kontrolü ihmal edilmemeli.”
Bölgedeki hastalar umut buluyor
Erzurum ve çevresinden gelen hastalar, daha önce büyük şehirlere gitmek zorunda kaldıklarını, ancak artık kendi bölgelerinde bu tedaviyi alabildikleri için memnuniyetlerini dile getiriyor. Tedavi gören hastalardan 62 yaşındaki Mehmet Kaya, diyabete bağlı olarak gelişen ayak yarası nedeniyle doktora başvurduğunu, uzuv kaybı riskiyle karşı karşıya kaldığını ancak burada yapılan tedavilerle sağlığına kavuştuğunu belirtti. Kaya, “Ayağım kesilecekti, çok korkuyordum. Buradaki doktorlar sayesinde kurtuldum. Artık rahatça yürüyebiliyorum” dedi.
Hastane yönetimi, bu tür merkezlerin bölgedeki sağlık turizmine de katkı sağladığını vurguluyor. Özellikle Doğu Anadolu Bölgesi'nden gelen hastaların yanı sıra komşu illerden de yoğun talep olduğu belirtiliyor.
Kronik yaralar ve tedavi yöntemleri
Kronik yaralar; diyabet, damar tıkanıklığı, bası yaraları (yatak yarası) ve venöz yetmezlik gibi durumlarda ortaya çıkar. İyileşme süreci uzun olan bu yaralar, ciddi enfeksiyonlara neden olabilir ve yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Günümüzde uygulanan modern yara bakım ürünleri, negatif basınçlı yara terapisi ve hiperbarik oksijen tedavisi gibi yöntemlerle iyileşme süreci hızlandırılmaktadır. Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi'nde bu yöntemlerin tamamı hastalara sunulmaktadır.
Erken teşhis ve düzenli takip önemli
Uzmanlar, kronik yara riskini azaltmak için diyabet ve damar hastalarının düzenli olarak kontrol ettirmesi gerektiğini vurguluyor. Özellikle ayaklarda oluşan hissizlik, renk değişikliği ve iyileşmeyen kesikler mutlaka ciddiye alınmalıdır. Erken teşhis, hem hastalığın ilerlemesini engelliyor hem de uzuv kaybını önlüyor. Hastanelerde kurulan multidisipliner merkezler, bu hastaların takibi ve tedavisi için en etkili yöntemlerden biri olarak öne çıkıyor.