Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan kararname kapsamında, Türkiye genelindeki çeşitli üniversitelerde bazı fakülteler kapatılırken, yeni birimlerin kurulmasına karar verildi. Resmi Gazete'de yer alan karara göre, üniversitelerin akademik yapılanmalarında önemli değişikliklere gidildi. Bu kapsamda, bazı enstitü ve fakültelerin kapatılması, bazılarının ise yeni bölümler eklenerek yeniden yapılandırılması dikkat çekti.
Hangi Fakülteler Kapatıldı?
Kararname ile kapatılan fakülteler arasında, özellikle eğitim fakülteleri ve meslek yüksekokulları öne çıkıyor. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) verilerine göre, kapatılan birimlerin öğrenci kontenjanlarının doluluk oranlarının düşük olması ve bölgesel ihtiyaçların değişmesi etkili oldu. Ayrıca, teknoloji ve dijitalleşme çağına uyum sağlamak amacıyla bazı mühendislik bölümlerinin kapatılıp yerine yapay zeka ve veri bilimi gibi yeni programların açılması planlanıyor.
Yeni Açılan Birimler Neler?
Öte yandan, aynı kararname ile üniversitelerde yeni enstitüler ve araştırma merkezleri kuruldu. Özellikle sağlık bilimleri, yenilenebilir enerji ve savunma sanayi alanlarında uzmanlaşmış birimler oluşturuldu. Bu adımın, Türkiye'nin 2023 hedefleri doğrultusunda nitelikli insan kaynağı yetiştirme ve Ar-Ge kapasitesini artırma hedefiyle uyumlu olduğu belirtiliyor. Yeni birimlerin 2024-2025 akademik yılında öğrenci almaya başlaması bekleniyor.
Öğrenci ve Akademisyenlere Etkisi
Kapatılan fakültelerde öğrenim gören öğrencilerin, aynı üniversitenin en yakın ilgili bölümüne veya başka bir üniversitenin eşdeğer programına yerleştirileceği açıklandı. Mağduriyet yaşanmaması için geçiş sürecinin titizlikle yürütüleceği vurgulandı. Akademisyenler ise YÖK tarafından yapılacak yeni görevlendirmelerle farklı üniversitelere atanabilecek. Bu durum, yükseköğretimde yeniden yapılanma sürecinin başladığı şeklinde yorumlanıyor.
Geçmişten Günümüze Yükseköğretimde Yaşanan Değişimler
Türkiye'de üniversitelerin kapatılması veya birleştirilmesi yeni bir uygulama değil. 1980'lerden itibaren çeşitli hükümetler, üniversiteleri verimlilik ve ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden yapılandırdı. Örneğin, 2016'daki OHAL döneminde bazı üniversitelerin kapatılması ve FETÖ ile bağlantılı kurumların tasfiye edilmesi hatırlanacaktır. Ancak bu kez farklı olarak, kapatılan birimlerin tamamen ortadan kaldırılmayıp yerine yeni ve teknoloji odaklı birimler getirilmesi, eğitim politikalarında dönüşüme işaret ediyor.
Uzmanlar, bu adımın üniversitelerin rekabet gücünü artırması ve genç nüfusu geleceğin mesleklerine hazırlaması açısından faydalı olacağını ifade ediyor. Fakat bazı eleştirmenler, kararların alınma sürecinde üniversite yönetimlerinin ve akademik kurulların yeterince sürece dahil edilmediğini, bunun üniversite özerkliği ilkesine zarar verdiğini savunuyor. Eğitim sisteminin sürdürülebilirliği ve toplumsal fayda açısından, bu tür yapısal değişikliklerin şeffaf ve katılımcı bir anlayışla hayata geçirilmesi büyük önem taşıyor.