Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te düzenlenen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Devlet Başkanları 24'üncü Zirvesi'ne katılımının ardından yurda döndü. Erdoğan ve beraberindeki heyet, zirve kapsamında ikili temaslarda bulundu; bölgesel güvenlik, ticaret ve enerji işbirliği gibi başlıklarda görüşmeler gerçekleştirdi. Türkiye'nin ŞİÖ ile ilişkileri bağlamında önemli bir adım olarak değerlendirilen ziyaret, Batı ile yaşanan gerilimlerin gölgesinde Türk dış politikasının çok yönlülüğünü bir kez daha ortaya koydu.
Zirve: Bölgesel İşbirliği ve Güvenlik Öncelikli
Bu yılki ŞİÖ zirvesi, Kırgızistan'ın ev sahipliğinde “Çok Kutuplu Dünyada Güçlü Bir ŞİÖ” temasıyla yapıldı. Zirvede, örgütün kuruluşunun 25. yılı dolayısıyla değerlendirmelerde bulunuldu; Afganistan'daki durum, Orta Asya'da istikrarın korunması ve terörle mücadele başlıca gündem maddeleri arasında yer aldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, özellikle ticaret hacminin artırılması ve ulaştırma koridorlarının geliştirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Türkiye'nin bu sürece aktif katkı sağlamaya hazır olduğunu belirtti.
Zirve marjında Erdoğan'ın, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile ayrı ayrı görüştüğü öğrenildi. Bu görüşmelerde, ikili ilişkilerin yanı sıra Ukrayna savaşı ve Gazze'deki insani kriz gibi uluslararası meselelerin ele alındığı bildirildi. Erdoğan'ın, özellikle Gazze'de ateşkesin sağlanması ve kalıcı barışın tesisi konusunda uluslararası topluma çağrıda bulunduğu belirtildi. Ayrıca, Türkiye ile ŞİÖ üyeleri arasında vize kolaylığı ve gümrük tarifelerinin düşürülmesi gibi somut adımların atılması için ortak çalışma gruplarının kurulması kararlaştırıldı.
Erdoğan'ın Liderlik Diplomasisi
Erdoğan'ın ŞİÖ zirvesine katılımı, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile müzakerelerin askıda olduğu bir dönemde, alternatif uluslararası platformlara yönelme stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Özellikle son yıllarda Ankara'nın BRICS ve ŞİÖ gibi oluşumlarla artan teması, Batı ittifakından uzaklaşma olarak yorumlanıyor. Ancak yetkililer, bu katılımların mevcut ittifaklara alternatif değil, tamamlayıcı olduğunu savunuyor.
Türkiye, ŞİÖ'de 2012 yılından bu yana diyalog ortağı statüsüne sahip. Bu statü, Ankara'nın örgütün toplantılarına katılmasına ve çeşitli projelerde işbirliği yapmasına imkan tanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zirvelere düzenli katılımı, Türkiye'nin Asya ile bağlarını güçlendirme isteğini ortaya koyuyor. Özellikle Orta Asya'daki Türk cumhuriyetleriyle olan kültürel ve tarihi bağlar, bu ilginin arka planında önemli bir etken.
Uzmanlara göre, Türkiye'nin ŞİÖ içinde artan görünürlüğü, hem bölgesel güvenlik meselelerinde söz sahibi olma hem de enerji ve ticaret koridorlarında kilit bir konum elde etme açısından fırsatlar sunuyor. Örneğin, Orta Koridor'un geliştirilmesi, Çin'den Avrupa'ya uzanan ticaret yollarının çeşitlendirilmesi hedefiyle uyumlu bir proje olarak öne çıkıyor. Bu projede Türkiye, coğrafi avantajı sayesinde önemli bir rol oynayabilir.
Erdoğan'ın yurda dönüşünün ardından, önümüzdeki günlerde zirvede alınan kararların ve imzalanan anlaşmaların içeriğinin netleşmesi bekleniyor. Özellikle, ŞİÖ üyeleri arasında ticarette yerel para birimlerinin kullanımının artırılmasına yönelik hazırlıkların hızlandırılması, küresel ekonomideki belirsizlikler göz önüne alındığında dikkat çekici bir gelişme olarak not ediliyor.
Bir sonraki ŞİÖ zirvesinin Çin'de düzenlenecek olması, Türkiye'nin bu ülkeyle olan ekonomik ilişkilerinin seyri açısından da yeni bir test niteliği taşıyacak. Ankara, son yıllarda Pekin ile ticaret hacmini dengelemek için çaba gösteriyor. Bu bağlamda, ŞİÖ platformunun sağladığı ortamın, iki ülke arasındaki müzakerelere nasıl yansıyacağı merak konusu.
Kısacası, bu ziyaret, Türk dış politikasının Rusya-Ukrayna savaşı ve Orta Doğu'daki gelişmelerden bağımsız olarak, Asya'da yeni ortaklıklar geliştirme hedefini teyit etmiş oldu. Erdoğan'ın ŞİÖ çatısı altında yaptığı temasların, özellikle enerji, savunma ve ulaştırma alanlarında somut projelere dönüşmesi, önümüzdeki dönemin en önemli diplomatik takvim maddelerinden biri olarak duruyor.