Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazının ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Ayasofya-i Kebir Camii'nin ibadete açılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Erdoğan, "Ayasofya'nın ibadete açılması için bizler gerçekten gururluyuz, mutluyuz ve bu mabet mimari özellikleriyle olsun, dünyadaki konumuyla olsun çok farklı bir eser" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı, bu tarihi adımın milletimize nasip olduğunu vurgulayarak, Ayasofya'nın yeniden cami olarak hizmet vermesinin önemine değindi.
Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması süreci
Ayasofya, 1934 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla müze haline getirilmişti. 86 yıl sonra, 2020 yılında Danıştay'ın tarihi kararıyla tekrar cami statüsü kazandı. 24 Temmuz 2020'de kılınan ilk cuma namazıyla birlikte ibadete açıldı. Erdoğan, bu kararın milletin ortak iradesini yansıttığını belirterek, Ayasofya'nın tüm insanlığın ortak mirası olduğunu ve bu mirasın korunarak ibadete açıldığını söyledi.
Mimari ve kültürel önemi
Ayasofya, Bizans İmparatoru I. Justinianus tarafından 537 yılında inşa ettirilmiş, İstanbul'un fethinden sonra camiye dönüştürülmüştür. Mimarisiyle dünyanın en önemli yapılarından biri olan Ayasofya, kubbesi ve mozaikleriyle dikkat çekiyor. Erdoğan, konuşmasında bu yapının sadece dini değil, aynı zamanda kültürel bir sembol olduğunu vurguladı. Ayasofya'nın cami olarak hizmet vermesinin, İslam medeniyetinin zenginliğini yansıttığını ifade etti.
Tarihi yapının ibadete açılması, yurt içinde ve yurt dışında geniş yankı uyandırdı. Bazı çevreler tarafından eleştirilse de, halk arasında büyük bir memnuniyetle karşılandı. Erdoğan, bu adımın Türkiye'nin egemenlik haklarının bir gereği olduğunu belirterek, Ayasofya'nın her zaman tüm ziyaretçilere açık olduğunu söyledi.
Kültür turizmine etkisi
Ayasofya'nın cami olması, kültür turizmi açısından da önemli bir değişim yarattı. Yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgi gösterdiği yapı, ibadet saatleri dışında ziyarete açık tutuluyor. Erdoğan, bu uygulamanın hem Müslümanların ibadet ihtiyacını karşıladığını hem de turistlerin tarihi görmesine imkan tanıdığını ifade etti.
Ayasofya'nın statüsü, uluslararası kamuoyunda tartışmalara yol açsa da Türkiye, bu kararın kendi iç işi olduğunu savunuyor. Erdoğan'ın açıklamaları, Ayasofya'nın sembolik değerini bir kez daha ortaya koydu. Tarihi yapının gelecekte de benzer bir hassasiyetle korunacağı ve yönetileceği belirtiliyor.
Bu gelişme, Türkiye'nin kültürel miras politikaları açısından da dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Ayasofya'nın cami olarak hizmet vermeye devam etmesi, ülkedeki dini özgürlükler ve tarihi değerlerin korunması adına önemli bir adım olarak görülüyor. Erdoğan'ın "bize nasip oldu" sözü, bu sürecin manevi boyutuna işaret ediyor.