Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin yıl dönümünde yaptığı açıklamada, "Ülkemizin geleceğine kurulan bir tuzak olan 12 Eylül'ün insanımıza yaşattıklarını asla unutmayacağız. Kalkınma yolculuklarımızın darbelerle sekteye uğratılmasına bir daha izin vermeyeceğiz." dedi. Erdoğan, bu sözlerle darbenin toplum üzerindeki derin izlerine ve ekonomik maliyetine dikkat çekti.
12 Eylül'ün Ekonomik ve Toplumsal Faturası
12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye'nin siyasi ve ekonomik hayatında derin yaralar açtı. Darbe sonrası dönemde birçok iş insanı tutuklandı, sendikalar kapatıldı, grevler yasaklandı. Ekonomi politikaları askıya alındı ve ülke uzun yıllar boyunca istikrarsızlıkla boğuştu. Erdoğan, konuşmasında bu dönemin Türkiye'ye kaybettirdiği yıllara vurgu yaparak, "Darbeler sadece siyasi değil, ekonomik olarak da ülkemizi geriye götürdü. Her darbe, kalkınma hamlelerimizi sekteye uğrattı, yatırımları durdurdu, işsizliği artırdı." ifadelerini kullandı.
Darbe döneminde yaşanan hak ihlalleri, idamlar, işkenceler ve kayıplar hâlâ hafızalarda. Erdoğan, bu acıların unutulmasının mümkün olmadığını belirterek, "12 Eylül'ü unutmak, geleceğe kurulan tuzaklara göz yummak demektir. Biz bu acıları unutmadık, unutmayacağız ve gelecek nesillere de aktaracağız." dedi.
Darbelere Karşı Ekonomik Kalkınma Vurgusu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, son yıllarda Türkiye'nin ekonomik alanda gösterdiği performansa değinerek, darbelerin bu başarıyı baltalamaya çalıştığını söyledi. "Ülkemiz son 20 yılda büyük bir kalkınma hamlesi gerçekleştirdi. Ancak 15 Temmuz darbe girişimi gibi olaylar, bu yürüyüşü durdurmaya yönelikti. Milletimiz buna izin vermedi." diye konuştu.
Erdoğan, ekonomik istikrarın korunması için demokrasinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Demokrasi olmadan ekonomi olmaz. Özgürlük olmadan kalkınma olmaz. Bu nedenle darbelere karşı durmak, sadece siyasi bir tavır değil, aynı zamanda ekonomik bir zorunluluktur." şeklinde konuştu.
Ekonomistler, darbelerin ülke ekonomisine etkilerini değerlendirirken, 12 Eylül sonrası dönemde Türkiye'nin dış borçlarının arttığını, enflasyonun yükseldiğini ve sanayileşmenin yavaşladığını belirtiyor. 1980 öncesi Türkiye, ithal ikameci politikalar izlerken, darbe sonrası 24 Ocak kararları ile serbest piyasa ekonomisine geçiş yapıldı. Ancak bu geçiş, beraberinde gelir dağılımında adaletsizlikleri getirdi.
Erdoğan'ın açıklamaları, darbe döneminin ekonomik sonuçlarını yeniden gündeme taşıdı. Hükümet yetkilileri, son yıllarda darbelere karşı alınan önlemlerin ekonomik büyümeyi desteklediğini savunuyor. Türkiye, 2002 sonrası dönemde ortalama %5 civarında büyüme kaydetti, ancak 2016'daki darbe girişimi sonrası ekonomik dalgalanmalar yaşandı.
Uzmanlar, siyasi istikrarın ekonomik kalkınma için şart olduğunu, darbelerin ise uzun vadeli yatırımları olumsuz etkilediğini ifade ediyor. 12 Eylül'ün üzerinden 40 yılı aşkın süre geçmesine rağmen, toplumsal hafızada tazeliğini koruyor. Erdoğan'ın mesajı, hem geçmişle yüzleşme hem de geleceği güvence altına alma çağrısı olarak yorumlanıyor.
Sonuç olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 12 Eylül'e ilişkin sözleri, darbelerin Türkiye'ye yaşattığı acıları ve ekonomik kayıpları bir kez daha gözler önüne serdi. "Kalkınma yolculuğumuzun darbelerle sekteye uğratılmasına izin vermeyeceğiz" mesajı, demokrasi ve ekonomi arasındaki kopmaz bağı vurguluyor. Türkiye'nin geleceği için darbelere karşı durmak, sadece bir siyasi duruş değil, aynı zamanda ekonomik bir gereklilik olarak öne çıkıyor.