Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nin 46. yılı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Erdoğan mesajında, darbe döneminde mağdur edilen, işkence gören ve haksız yere idamla yargılanan vatandaşların acılarını bir kez daha andığını belirterek, "Darbecileri ve onların vesayet düzenini asla unutmayacağız" ifadelerini kullandı.
Darbenin Karanlık Bilançosu
12 Eylül 1980'de Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en kapsamlı askeri müdahalesi gerçekleşti. Genelkurmay Başkanı Kenan Evren liderliğindeki cunta yönetime el koydu; parlamento feshedildi, anayasa askıya alındı ve tüm siyasi partiler kapatıldı. Darbenin ardından ülke genelinde sıkıyönetim ilan edildi. Resmi rakamlara göre darbe döneminde 650 bin kişi gözaltına alındı, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 230 bin kişi askeri mahkemelerde yargılandı. 7 bin kişi için idam cezası istendi; 517 kişiye idam cezası verildi ve bunlardan 50'si infaz edildi. 14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı, 30 bin kişi de siyasi mülteci olarak yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. İşkence nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının 171 olduğu belgelenirken, faili meçhul cinayetler ve kayıplar hâlâ aydınlatılamadı.
Erdoğan, mesajında bu bilançoyu hatırlatarak, "Darbe döneminde çocuklarını, eşlerini, kardeşlerini kaybedenlerin acısını yüreğimizde taşıyoruz. İdam sehpalarında can veren vatandaşlarımızın hesabını sormak boynumuzun borcudur" dedi. Cumhurbaşkanı, 12 Eylül'ün sadece bir askeri müdahale değil, aynı zamanda milletin iradesine vurulmuş bir zincir olduğunu vurguladı.
Mağdurların Acısı ve Hukuki Süreç
Darbe sonrası yargılamalar yıllarca sürdü. 2010 yılında başlatılan 12 Eylül Davası kapsamında Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında müebbet hapis istemiyle dava açıldı. Ancak 2014'te verilen mahkumiyet kararı, sanıkların yaşlılık ve sağlık gerekçeleriyle cezalarının infaz edilmemesiyle sonuçlandı. Evren 2015'te, Şahinkaya ise 2019'da hayatını kaybetti. Darbenin diğer sorumluları hakkında açılan davalar ise zamanaşımına uğradı veya düştü. Bu durum, mağdur ailelerinin adalet arayışını derinden sarstı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, mesajında bu hukuki akamete de değinerek, "Darbecilerin bir kısmı hesap vermeden bu dünyadan gitti. Ancak milletimizin hafızasında yargılanmaktan kurtulamayacaklar. Tarih, onları vesayetçi ve antidemokratik bir zihniyetin temsilcileri olarak yazacaktır" ifadelerini kullandı. Erdoğan, darbe mağdurlarının haklarının iadesi için bugüne kadar atılan adımları hatırlattı ve sürecin takipçisi olacaklarını belirtti.
Darbelerle Mücadele ve Demokrasi Vurgusu
Erdoğan'ın mesajı, sadece 12 Eylül'le sınırlı kalmadı; Türkiye'nin geçmişte yaşadığı diğer darbelere ve 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimine de atıflar içerdi. Cumhurbaşkanı, "27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat... Bu ülkenin demokrasisine vurulan her darbe, milletin iradesine karşı işlenmiş bir suçtur. 15 Temmuz'da milletimiz tanklara, uçaklara karşı göğsünü siper ederek bu zinciri kırmıştır. Bir daha bu ülkede darbe olmayacak, vesayet düzeni geri gelmeyecek" dedi.
Mesajda ayrıca, darbe döneminde idam edilen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan, Necdet Adalı, Mustafa Pehlivanoğlu, Erdal Eren gibi isimler anıldı. Erdoğan, "İdam sehpalarında can veren tüm vatandaşlarımızı rahmetle anıyorum. Onların hatırası, demokrasi mücadelemizin ölümsüz sembolleridir" ifadelerine yer verdi.
12 Eylül'ün Toplumsal ve Siyasal Mirası
12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye'nin yakın siyasi tarihini derinden etkiledi. Darbe sonrası hazırlanan 1982 Anayasası, uzun yıllar boyunca vesayet rejiminin hukuki temelini oluşturdu. Askeri yönetim, sivil siyaseti dizayn etmek için yeni partiler kurdurdu, eski siyasetçileri yasakladı. 1983 seçimleriyle sivil yönetime geçilse de askerin siyaset üzerindeki vesayeti 2000'li yıllara kadar sürdü. 2007 yılında başlatılan ve 2010'da hız kazanan "Darbeleri Araştırma Komisyonu" çalışmaları, 12 Eylül'ün karanlık noktalarını aydınlatmayı amaçladı. Ancak birçok belge ve tanık ifadesi hâlâ tam olarak gün yüzüne çıkmadı. Bugün 12 Eylül, Türkiye'de demokrasi ve insan hakları mücadelesinin simge tarihlerinden biri olarak anılıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da mağdur aileleri, sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler çeşitli etkinliklerle darbeyi lanetliyor, mağdurlar için adalet talep ediyor. Ancak uzmanlar, darbelerin sadece askeri müdahalelerle sınırlı olmadığını, ekonomik, sosyal ve kültürel boyutlarıyla toplumu dönüştürdüğünü vurguluyor. 12 Eylül, Türkiye'de apolitizasyon sürecini hızlandırdı, sendikal hareketleri zayıflattı, sol ve sağ siyaseti tasfiye etti. Bu etkiler, bugünkü siyasi ve toplumsal yapının şekillenmesinde önemli rol oynadı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajı, bu bağlamda bir yüzleşme çağrısı olarak da okunabilir. Erdoğan, "Darbelerle hesaplaşmak, geleceğe daha güçlü bir demokrasi bırakmak için elzemdir. Bu konuda kararlıyız" diyerek, geçmişle yüzleşmenin önemine işaret etti.
Sonuç olarak, 12 Eylül 1980 darbesi, Türkiye'nin demokrasi tarihindeki en büyük kırılma noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 46. yıl mesajı, bir yandan mağdurların acısını paylaşırken, diğer yandan darbelerin bir daha yaşanmaması için kararlılık mesajı veriyor. Ancak gerçek anlamda bir yüzleşme ve adalet için hukuki süreçlerin tamamlanması, toplumsal hafızanın canlı tutulması ve demokratik kurumların güçlendirilmesi gerekiyor. Tarih, darbecileri ve onların destekçilerini mahkûm ederken, demokrasiye inananları ve direnenleri onurlandıracaktır.
12 Eylül'ün Unutulmayan İsimleri
- Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan – 6 Mayıs 1972'de idam edildi.
- Necdet Adalı – 7 Ekim 1980'de idam edildi.
- Mustafa Pehlivanoğlu – 7 Ekim 1980'de idam edildi.
- Erdal Eren – 13 Aralık 1980'de idam edildi (17 yaşında).
- Veysel Güney – 10 Ağustos 1981'de idam edildi.
Bu isimler, 12 Eylül döneminde idam edilen 50 kişiden sadece birkaçı. Her biri, Türkiye'nin demokrasi mücadelesinin simgesi haline geldi.