Etimesgut Belediyesi'ne yönelik yolsuzluk ve rüşvet soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve ardından adli kontrol şartıyla serbest bırakılan oyuncu ve belediye başkanı Erdal Beşikçioğlu'nun ifadesi basına yansıdı. Soruşturmanın odak noktasındaki isimlerden olan Beşikçioğlu, hakkındaki milyonluk rüşvet iddialarını reddederek, imar yetkisinin kendisinde olmadığını ve belediyedeki işlerin tamamının bürokratlar üzerinden yürütüldüğünü öne sürdü. Bu açıklamalar, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, dosyadaki diğer delillerin neler olduğu merak konusu.
İddialar: Aylık 2,5 Milyon Lira Rüşvet
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, Etimesgut Belediyesi'nde imar planı değişiklikleri, ruhsat süreçleri ve ihale işlemlerinde usulsüzlük yapıldığı, bunun karşılığında düzenli olarak rüşvet alındığı iddia ediliyor. İddianameye göre, belediyede faaliyet gösteren bazı müteahhit ve iş insanlarının, belediye başkanı dahil üst düzey yetkililere aylık 2,5 milyon lira tutarında ödeme yaptığı belirtiliyor. Bu paraların, kentsel dönüşüm projelerinde öncelik alınması ve imar haklarının artırılması karşılığında verildiği ileri sürülüyor.
Beşikçioğlu'nun Savunması: 'Yetkim Yok'
Savcılıkta ifade veren Erdal Beşikçioğlu, hakkındaki suçlamaları kabul etmeyerek şunları söyledi: "Ben belediye başkanı olarak görev yapıyorum ama imar konularında tek başıma karar verme yetkim yok. İmar planları, Belediye Meclisi'nin onayı ve ilgili teknik birimlerin raporları doğrultusunda hazırlanıyor. Ben sadece sürecin yürütülmesini sağlıyorum. Rüşvet aldığım iddiası tamamen asılsız. Aylık 2,5 milyon lira gibi bir gelir elde etmem söz konusu değil." Beşikçioğlu, belediyedeki işlerin genel sekreterlik ve imar müdürlüğü üzerinden yürütüldüğünü, kendisinin bu süreçlere müdahale etmediğini de sözlerine ekledi.
Soruşturmanın Geçmişi ve Gözaltılar
Soruşturma, geçtiğimiz aylarda yapılan ihbarlar üzerine başlatıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordinesinde Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince yürütülen çalışmalarda, belediyenin bazı birimlerinde aramalar yapılmış, çok sayıda belge ve dijital veriye el konulmuştu. Operasyon kapsamında Erdal Beşikçioğlu'nun yanı sıra belediyenin imar müdürü, fen işleri müdürü ve bazı özel kalem çalışanları da gözaltına alınmıştı. Şüphelilerden bazıları tutuklanırken, Beşikçioğlu ve bazı personel adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Soruşturma dosyasında şu ana kadar 23 kişinin şüpheli olarak yer aldığı öğrenildi.
Belediye Meclisi'ndeki Yolsuzluk İddiaları
İfadelere göre, rüşvet trafiğinin daha çok Belediye Meclisi'nden geçen imar planı değişiklikleri üzerinden ilerlediği iddia ediliyor. Müteahhitlerin, projelerinin mecliste onaylanması için bazı meclis üyelerine de ödemeler yapıldığı öne sürülüyor. Beşikçioğlu'nun "yetkim yok" savunması, bu iddialar karşısında "belediye başkanının meclis üzerindeki etkisi" tartışmasını da beraberinde getirdi. Hukukçular, Belediye Başkanı'nın meclis kararları üzerinde veto yetkisi ve başkanlık divanı üyelerinin seçiminde belirleyici rolü olduğuna dikkat çekiyor.
Adli Kontrol Kararı ve Yurtdışı Yasağı
Erdal Beşikçioğlu, ifadesinin ardından çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince "adli kontrol" şartıyla serbest bırakıldı. Bu kapsamda yurt dışına çıkış yasağı konulan Beşikçioğlu'nun haftada bir imza atmasına karar verildi. Beşikçioğlu'nun avukatı, sürecin adil bir şekilde yürütüleceğine inandıklarını ve müvekkilinin suçsuz olduğunu savundu.
Olayın Boyutu: Yerel Yönetimlerde Güven
Bu soruşturma, belediyelerdeki yolsuzluk iddialarının sadece belirli kişilerin hukuki süreci değil, aynı zamanda yerel yönetimlerin şeffaflığı ve hesap verebilirliği konusunu da gündeme taşıdı. Yerel demokrasi açısından önemli bir sınav olan bu tür davalar, kamuoyunda belediyelere olan güveni doğrudan etkileyebiliyor. Önümüzdeki süreçte mahkemenin vereceği karar, hem Beşikçioğlu'nun siyasi geleceği hem de Türkiye'de belediyelerdeki denetim mekanizmalarının etkinliği açısından belirleyici olacak.
Sonuç olarak, Etimesgut Belediyesi'ndeki yolsuzluk iddiaları, kamu vicdanını rahatsız ederken, adaletin tecellisi için yargı sürecinin titizlikle takip edilmesi gerekiyor. Bu tür soruşturmaların sonuçlanması, skandalın boyutunu netleştirecek ve benzer vakaların önlenmesi için önemli bir ders niteliği taşıyacaktır.