Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Suudi Arabistan'a 48 adet F-35 savaş uçağı satışını onaylamasının ardından hükümete sert eleştiriler yöneltti. Erbakan, "ABD, Suudi Arabistan'a F-35 satışını onaylarken Türkiye'ye karşı yıllardır sürdürdüğü belirsizlik politikası kabul edilemez. Bu çifte standart, Türkiye'nin stratejik ortaklık söylemiyle bağdaşmıyor" dedi.
ABD'nin Suudi Arabistan'a F-35 Onayı ve Erbakan'ın Tepkisi
ABD Dışişleri Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan'a 48 adet F-35 savaş uçağı satışını onayladığını duyurdu. Bu karar, Orta Doğu'daki askeri dengeleri yakından ilgilendiriyor. Fatih Erbakan, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin uzun süredir F-35 programından çıkarılmasının ve uçakların tedarik edilememesinin ardından böyle bir satışın gerçekleşmesinin Ankara'nın dış politikadaki etkinliğini sorgulattığını belirtti.
Erbakan, "Türkiye, NATO içinde en büyük ikinci orduya sahip, bölgesel güvenlikte kilit rol oynayan bir ülkedir. Buna rağmen ABD'nin Suudi Arabistan'a F-35 satışını onaylaması, müttefiklik ilişkilerinde ciddi bir tutarsızlığa işaret ediyor. Hükümet, bu konuda gereken diplomatik girişimleri yapmakta yetersiz kalıyor" ifadelerini kullandı.
Erbakan ayrıca, Türkiye'nin yerli ve millî savunma sanayii projelerine hız verilmesi gerektiğini vurgulayarak, dışa bağımlılığın azaltılmasının önemine dikkat çekti. "KAAN projesi ve diğer millî savunma hamleleri desteklenmeli, ancak bu süreçte müttefiklerimizden gelen çifte standartlara da sessiz kalınmamalıdır" dedi.
Türkiye'nin F-35 Süreci ve Arka Plan
Türkiye, 2000'li yılların başından itibaren F-35 Müşterek Taarruz Uçağı (JSF) programının ortağıydı. Türk şirketleri, uçağın üretiminde önemli parçalar imal ediyordu. Ancak Türkiye'nin Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi alması sonrasında ABD, 2019 yılında Türkiye'yi programdan çıkardı ve uçakların teslimatını durdurdu. O tarihten bu yana Türkiye, F-35 tedarik etmek için çeşitli diplomatik kanalları zorlasa da somut bir ilerleme kaydedilemedi.
ABD'nin Suudi Arabistan'a yönelik F-35 satış onayı, aslında Washington'un Orta Doğu'daki müttefiklik ilişkilerini gözden geçirdiği bir döneme denk geliyor. Suudi Arabistan, uzun süredir F-35 talep ediyordu ve bu satış, ABD-Suudi ilişkilerinde yeni bir sayfa açılması olarak yorumlanıyor. Ancak aynı ABD yönetiminin Türkiye'ye karşı tutumu, Ankara'da rahatsızlık yaratıyor.
Uzmanlar, ABD'nin Suudi Arabistan'a F-35 satışını onaylarken İsrail'in niteliksel askeri üstünlüğünü koruma kaygısı taşıdığını, ancak Türkiye'nin durumunun farklı bir jeopolitik bağlamda değerlendirildiğini belirtiyor. Türkiye'nin S-400 ısrarı, ABD Kongresi'ndeki Türkiye karşıtı lobiler ve Doğu Akdeniz'deki gerilimler, F-35 tedarik sürecini kilitleyen faktörler arasında gösteriliyor.
Siyasi Yansımalar ve Muhalefetin Tutumu
Fatih Erbakan'ın açıklamaları, muhalefetin savunma ve dış politika konularında hükümete yönelik eleştirilerinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Yeniden Refah Partisi, özellikle son dönemde millî ve yerli savunma sanayii vurgusuyla öne çıkarken, iktidarın dış politikadaki açmazlarını sık sık gündeme getiriyor.
Erbakan, "Türkiye'nin bölgesel güç olma iddiası, ancak bağımsız ve etkin bir dış politikayla mümkündür. ABD'nin Suudi Arabistan'a verdiği desteği Türkiye'den esirgemesi, hükümetin stratejik körlüğünün bir sonucudur. Milletimizin vergileriyle finanse edilen savunma projeleri, dışa bağımlılığı bitirecek şekilde hızlandırılmalıdır" diye konuştu.
Hükümet kanadından ise henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak daha önce yapılan açıklamalarda, Türkiye'nin F-35 konusundaki haklılığının uluslararası platformlarda savunulduğu ve alternatif savunma sistemleri üzerinde çalışıldığı belirtilmişti. Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, KAAN'ın 2028'de envantere girmesinin planlandığını ve bu süreçte hava savunma ihtiyaçlarının karşılanması için çeşitli seçeneklerin değerlendirildiğini ifade ediyor.
Uluslararası ilişkiler uzmanları, ABD'nin Suudi Arabistan'a F-35 satışının bölgesel güç dengesini değiştirebileceğini, Türkiye'nin bu durumda kendi millî muharip uçağı KAAN'a odaklanmasının stratejik bir zorunluluk haline geldiğini vurguluyor. Ancak KAAN'ın geliştirilme sürecinin uzunluğu ve teknik zorluklar, kısa vadede hava gücünde bir boşluk yaratabilir.
Erbakan'ın çağrısı, aslında Türkiye'nin savunma sanayiinde yerlileşme politikalarının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. ABD'nin çifte standart olarak algılanan tutumu, Ankara'nın Batı ile ilişkilerini yeniden sorgulamasına yol açarken, alternatif iş birlikleri ve kendi öz kaynaklarına yönelmesini hızlandırabilir. Önümüzdeki dönemde F-35 krizi, Türk-Amerikan ilişkilerinin seyrini belirleyen başlıklardan biri olmaya devam edecek gibi görünüyor.