Enstitü Sosyal, Türkiye'deki yükseköğretim sisteminin mevcut durumunu, yapısal sorunlarını ve çözüm önerilerini ele alan kapsamlı bir rapor yayımlayarak "bütüncül reform" çağrısında bulundu. Son 20 yılda üniversite sayısının hızla arttığı, ancak nitelik ve istihdam odaklı bir yapıya kavuşulamadığı belirtilen raporda, süre esasına dayalı mevcut sistemin terk edilerek nitelik temelli bir modele geçilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Mevcut durum ve yapısal sorunlar
Raporda, Türkiye'deki üniversite sayısının 2002'de 76 iken bugün 208'e ulaştığı, kontenjanların 320 binden 1 milyonu aştığı ifade ediliyor. Ancak bu niceliksel büyümenin beraberinde nitelik kaybını getirdiği, araştırma üniversitesi modelinin yaygınlaşamadığı, öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısının OECD ortalamasının üzerinde olduğu kaydediliyor. Ayrıca, YÖK'ün merkeziyetçi yapısının üniversitelerin özerkliğini sınırladığı, akreditasyon süreçlerinin ise yetersiz kaldığı vurgulanıyor.
Reform önerileri: Süre değil nitelik
Enstitü Sosyal'in raporunda öne çıkan başlıca reform önerileri şöyle sıralanıyor: Lisans eğitiminde süre sınırlamasının kaldırılması, öğrencilerin kendi hızlarında ilerlemesine olanak tanıyan esnek bir müfredat modeli; kontenjanların işgücü piyasası ihtiyaçlarına göre belirlenmesi; üniversitelerin araştırma yayın performansına göre kategorize edilmesi; öğretim üyesi alımında liyakatın esas alınması; YÖK'ün yeniden yapılandırılarak denetleyici ve koordinasyon rolüne çekilmesi. Raporda ayrıca, "süre değil nitelik" anlayışıyla, öğrencilerin mezuniyet için belli bir kredi ve yeterliliği tamamlamasının yeterli olacağı, bu sayede hem yetenekli öğrencilerin erken mezun olabileceği hem de daha fazla derinleşme imkânı bulacağı belirtiliyor.
Bağlam ve tartışmalar
Son yıllarda Türkiye'de yükseköğretim reformu sıkça gündeme geliyor. 2023'te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "üniversite kontenjanlarının azaltılacağı" yönündeki açıklamaları sonrası çalışmalar hızlanmıştı. Enstitü Sosyal'in raporu bu tartışmalara akademik bir katkı niteliği taşırken, bağımsız düşünce kuruluşu olarak önerilerin hayata geçirilmesi için kamuoyu ve karar alıcılara sesleniyor. Raporda ayrıca, Finlandiya ve Singapur gibi başarılı yükseköğretim sistemlerinin model alınması gerektiği ifade ediliyor. Ancak bazı eğitim sendikaları, süre esasının kaldırılmasının öğrenciler üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulunurken, Enstitü Sosyal raporunu destekleyen akademisyenler de bu adımın nitelik artışı sağlayacağını savunuyor. Türkiye'nin genç nüfus potansiyelini doğru yönlendirmesi ve küresel rekabette yerini alabilmesi için yükseköğretimde köklü bir dönüşümün kaçınılmaz olduğu değerlendiriliyor.