Eylül ayı enflasyon verileri beş yıl aranın ardından ilk kez yüzde 30'un altına gerileyerek yıllık bazda yüzde 29,8 olarak açıklandı. Türkiye İstatistik Kurumu'nun verilerine göre manşet enflasyondaki bu düşüş, hükümet cephesinde dezenflasyon sürecinin güçlendiği şeklinde yorumlanırken, hanelerin gerçek harcama sepetine yansımayan bir tablo ortaya koyuyor. Vatandaşın mutfağında ve aylık bütçesinde belirleyici olan başlıca harcama kalemlerindeki fiyat artışları, manşet enflasyondaki iyileşmenin henüz sofraya oturmadığını gösteriyor.
Manşet Enflasyon ile Hissedilen Enflasyon Arasındaki Uçurum
TÜİK'in açıkladığı yıllık enflasyonun yüzde 30'un altına inmesi, ekonomistler tarafından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de, özellikle dar ve orta gelirli hanelerin hissettiği enflasyon bu oranın belirgin şekilde üzerinde seyrediyor. Gıda enflasyonu yıllık bazda yüzde 35'in üzerinde kalırken, konut ve kira artışları yüzde 40'ı aşan oranlarla dikkat çekiyor. Ulaştırma kalemindeki fiyat artışları ise akaryakıt ve toplu taşıma zamlarıyla birlikte çift haneli seviyelerini koruyor.
Ekonomistler, manşet enflasyondaki düşüşün büyük ölçüde baz etkisi ve kur istikrarından kaynaklandığını, ancak hizmet enflasyonu ve gıda fiyatlarındaki katılığın sürdüğünü belirtiyor. Hanehalkı bütçesinde en büyük payı oluşturan kalemlerdeki fiyat artışlarının devam etmesi, dezenflasyonun henüz istenen düzeyde olmadığını ortaya koyuyor.
Baba Harcama Kalemleri Tabloyu Kırılganlaştırıyor
Gıda, konut, ulaştırma ve enerji gibi zorunlu harcama kalemlerindeki fiyat artışları, enflasyonun düşüş eğiliminin kırılgan olduğunu gösteriyor. Örneğin, konut kiralarındaki yıllık artış oranı yüzde 40'ı aşarken, gıda fiyatlarındaki artış da yüzde 35 civarında seyrediyor. Bu iki kalem, dar gelirli bir ailenin bütçesinin yarısından fazlasını oluşturuyor. Dolayısıyla manşet enflasyon düşse bile, bu ailelerin alım gücünde kayda değer bir iyileşme yaşanmıyor.
Ayrıca, elektrik ve doğalgaz gibi enerji kalemlerine yapılan zamlar, dolaylı olarak diğer tüm mal ve hizmet fiyatlarını yukarı çekiyor. Bu durum, dezenflasyon sürecinin önündeki en büyük engellerden biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, enflasyonun kalıcı olarak düşmesi için bu yapısal kalemlerde istikrar sağlanması gerektiğini vurguluyor.
Politika Faizi ve Kur Etkisi
Merkez Bankası'nın son dönemde faiz indirimine gitmesi, piyasalarda dezenflasyon beklentisini güçlendirse de, kur tarafındaki dalgalanmalar risk unsuru olarak duruyor. Türk lirasının reel değer kazancı, ithal malların fiyatlarını bir miktar aşağı çekse de, iç piyasada fiyatlama davranışları henüz bu duruma tam olarak yansımış değil. Özellikle hizmet sektöründe fiyat artışlarının sürmesi, enflasyonun düşüşünün yavaş ve dalgalı olacağına işaret ediyor.
Öte yandan, asgari ücret ve kamu çalışanı maaşlarına yapılacak zamlar, yılın son çeyreğinde enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Bu da dezenflasyonun henüz kırılgan bir zeminde olduğunu gösteriyor.
Sonuç: Dezenflasyon Sofraya Oturmadı
Eylül enflasyonunun yüzde 30'un altına inmesi sembolik bir eşik olarak önem taşısa da, vatandaşın mutfağında ve cebinde aynı rahatlamayı sağlamış değil. Gıda, konut ve ulaştırma gibi temel harcama kalemlerindeki fiyat artışları, enflasyonun düşüşünün henüz kalıcı ve geniş tabanlı olmadığını gösteriyor. Dezenflasyonun gerçek anlamda başarıya ulaşması için bu kalemlerde fiyat istikrarının sağlanması ve hanehalkı gelirlerinin artırılması gerekiyor. Aksi halde, manşet enflasyondaki düşüş, istatistiksel bir iyileşmeden öteye geçemeyecek.