Edirne’nin Enez ilçesinde, belediye tarafından tehlike arz ettiği gerekçesiyle yıkılmasına karar verilen bir binanın yıkımı, Enez Asliye Hukuk Mahkemesi’nin verdiği ihtiyati tedbir kararıyla durduruldu. Mahkeme, yapının yıkımı halinde telafisi güç zararlar doğabileceğine hükmetti. Dava, binanın malikleri tarafından açılmıştı.
Mahkeme Kararının Detayları
Enez Asliye Hukuk Mahkemesi, 2024/… D. İş sayılı dosyada verdiği kararda, binanın yıkılması durumunda ileride haklı çıkılması halinde eski hale getirmenin imkansız olacağını vurguladı. Bilirkişi raporunda, binanın acil yıkım gerektirir derecede tehlikeli olmadığı, ancak bazı onarımlarla güvenli hale getirilebileceği belirtildi. Mahkeme, bu nedenle yıkım kararının uygulanmasını, esas dava sonuçlanana kadar durdurdu.
Bina Sahiplerinin İddiaları
Binanın malikleri avukatları aracılığıyla yaptıkları başvuruda, belediyenin yıkım kararının hukuka aykırı olduğunu, yapının deprem yönetmeliğine uygun olduğunu ve sadece cephedeki bazı sıva dökülmeleri nedeniyle tehlike oluşturduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. Ayrıca, belediyenin kendilerine yıkım öncesinde herhangi bir bildirimde bulunmadığını, bu nedenle savunma haklarının ihlal edildiğini öne sürdüler.
Belediye Cephesi
Enez Belediyesi ise yaptığı açıklamada, yıkım kararının ilgili kurumlardan alınan raporlar doğrultusunda alındığını, binanın can ve mal güvenliği açısından risk taşıdığını savundu. Belediye yetkilileri, mahkeme kararına saygı duyduklarını ancak sürecin takipçisi olacaklarını belirtti. Öte yandan, belediyenin yaklaşık bir yıl önce benzer bir binayı aynı gerekçeyle yıktığı, o dönemde de mahkeme sürecinin yaşandığı öğrenildi.
Bağımsız Değerlendirme
Enez’deki bu dava, kentsel dönüşüm ve yapı güvenliği tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Özellikle eski yapı stoku bulunan kıyı ve turistik ilçelerde, belediyelerin riskli yapı tespiti ve yıkım kararlarında keyfilik iddiaları sıkça gündeme geliyor. Uzmanlar, yıkım kararlarının bilirkişi raporlarına dayanması ve maliklere yeterli savunma süresi tanınması gerektiğini vurguluyor. Mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir kararı, hukukun üstünlüğü ve mülkiyet hakkı açısından önemli bir emsal teşkil edebilir. Önümüzdeki günlerde esas dava sürecinin nasıl sonuçlanacağı, benzer durumdaki diğer mülk sahipleri tarafından da yakından takip edilecek.