İzmir Konak Meydanı, Türkiye'nin dört bir yanından gelen emeklilerin sesiyle yankılandı. Tüm Emekliler Sendikası'nın öncülüğünde sürdürülen oturma eyleminin 31. haftasında bir araya gelen emekliler, artan hayat pahalılığı, düşük maaşlar ve sağlık hizmetlerindeki sorunlara dikkat çekti. Eylemde konuşan emekliler, “Yaşamak ve yaşatmak için mücadele etmekten başka yolumuz yok” sloganıyla taleplerini yineledi.
31 Haftadır Süren Direniş: Emeklilerin Talepleri Değişmedi
Tüm Emekliler Sendikası tarafından başlatılan oturma eylemi, 31 haftadır kesintisiz devam ediyor. Her hafta olduğu gibi bu hafta da İzmir Konak'ta toplanan emekliler, taleplerini kamuoyuna duyurdu. Emeklilerin en büyük şikayeti, emekli maaşlarının enflasyon karşısında erimesi ve geçim sıkıntısının her geçen gün derinleşmesi. Sendika yetkilileri, açılış konuşmalarında emeklilerin satın alma gücünün son yıllarda ciddi şekilde düştüğüne vurgu yaparak, “Emekli maaşları açlık sınırının altında kaldı. İnsan onuruna yakışır bir yaşam için mücadelemizi sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.
Sağlık Hizmetlerinden Özel Talepler
Eylemde öne çıkan bir diğer başlık ise sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan zorluklar. Emekliler, hastanelerde muayene sıralarının uzunluğu, ilaç temininde yaşanan aksaklıklar ve özel sağlık sigortası primlerinin yüksekliğinden yakındı. Bir emekli vatandaş, “Devlet hastanesinde randevu bulmak imkansız denecek kadar zor. Özel hastanelere gittiğimizde ise ceplerimizdeki paraya bakıyorlar. Yaşlılıkta sağlık hizmeti almak bir lüks haline geldi” diyerek sitemini dile getirdi.
Sosyal Güvenlik Sistemindeki Çöküş
Uzmanlar, emeklilerin bu eylemlerinin aslında Türkiye'deki sosyal güvenlik sisteminin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdiğini belirtiyor. Emekli maaşlarındaki düzensiz artışlar, prim gün sayılarındaki değişiklikler ve genç nüfusun işsizliği gibi faktörler, sistemin sürdürülebilirliğini tehdit ediyor. Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) açıkladığı verilere göre, en düşük emekli maaşı bugün itibarıyla 10 bin TL civarında olsa da, bu rakamın açlık sınırı olan 25 bin TL'nin çok altında kaldığı görülüyor. TÜİK verilerine göre, yıllık enflasyon yüzde 70'lere ulaşırken, emekli maaşlarına yapılan zamlar bu oranın oldukça gerisinde kalıyor.
Emeklilerin Yoksulluk Tablosu
Araştırmalara göre, emeklilerin yoksulluk oranı genel nüfusun ortalamasının üzerinde. Özellikle 65 yaş üstü bireylerin yüzde 30'dan fazlası yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Bu durum, emeklilerin sadece kendi geçimlerini değil, ailelerine de maddi destek sağlamakta güçlük çekmelerine yol açıyor. İzmir Konak'taki eylemde bu tablo gözler önüne serilirken, bir emekli, “Çocuğuma harçlık veremiyorum, torunuma hediye alamıyorum. Kendi sağlık masraflarımı bile karşılayamıyorum. Bu ülkede onurlu bir şekilde yaşlanmak bu kadar mı zor?” şeklinde konuştu.
Mücadele Kararlılıkla Sürecek
Tüm Emekliler Sendikası, eylemlerinin hükümet tarafından dikkate alınmadığını, ancak mücadeleden vazgeçmeyeceklerini belirtiyor. Sendika temsilcileri, bir sonraki haftaki eylem programını duyurarak, “Bizler bu ülkenin alın teriyle kazanılmış emekleriyiz. Bugün bize reva görülen bu muamele kabul edilemez. Haklarımızı alana kadar bu meydanlardan çekilmeyeceğiz” dedi. Eylem, saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla sona erdi.
Geniş Toplumsal Kesimlerden Destek
Oturma eylemine sadece emekliler değil, aynı zamanda çeşitli sivil toplum örgütleri, sendikalar ve vatandaşlar da destek verdi. Destek verenler arasında gençlerin de olması dikkat çekti. Bir genç, “Bugün emeklilerin sorunu yarın hepimizin sorunu. Onların yanındayız çünkü bu ülkenin geleceği için direniyorlar” şeklinde konuştu. Bu destek, emekli hareketinin toplumsal bir duyarlılık yarattığını gösteriyor.
Emeklilerin bu direnişi, aslında Türkiye'nin karşı karşıya olduğu gelir dağılımı adaletsizliğinin ve sosyal devlet anlayışındaki erozyonun en somut göstergesi konumunda. Yaşlanan nüfus ve artan yaşam maliyetleri göz önünde bulundurulduğunda, emekli maaşlarının satın alma gücünün korunması yalnızca emeklilerin değil, toplumun geneli için bir öncelik haline gelmelidir. Aksi takdirde, bu mücadelenin daha da büyüyerek toplumsal bir huzursuzluğa dönüşmesi kaçınılmaz görünüyor.