Türkiye otomotiv pazarında elektrikli dönüşüm binek araçlarla sınırlı kalmıyor. Hafif ticari araç segmentinde de elektrikli modellere yönelik talep patlaması yaşanıyor. Yılın ilk beş ayında satışlar, geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık 2,5 kat artarak 5 bin adedi geçti. Bu yükselişte filo araçlarının elektrikliye dönüşümü, düşük işletme maliyetleri ve çevre düzenlemeleri etkili oldu.
Satış rakamları ve pazar payı
Ocak-mayıs döneminde toplam 5.200 elektrikli hafif ticari araç satıldı. Bu, geçen yılın aynı dönemindeki 2.100 adede kıyasla yüzde 147 artış anlamına geliyor. Pazar payı ise yüzde 1,2'den yüzde 2,8'e çıktı. En çok tercih edilen modeller arasında Ford E-Transit, Renault Kangoo E-Tech ve Peugeot e-Partner öne çıkıyor. Satışların büyük bölümü İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerde yoğunlaştı.
Dönüşümün nedenleri
Elektrikli hafif ticari araçlara ilginin artmasında birkaç faktör var. İlk olarak, operasyonel maliyetlerin içten yanmalı motorlu araçlara göre yüzde 60'a varan oranda daha düşük olması filoları cezbediyor. İkinci olarak, sıfır emisyon hedefi koyan şirketler yeşil dönüşümün bir parçası olarak elektrikli araçlara yöneliyor. Üçüncü olarak, devlet teşvikleri ve vergi avantajları da satışları destekliyor. Elektrikli ticari araçlarda ÖTV oranı yüzde 10'a kadar düşerken, hibrit modellerde bu oran yüzde 20-30 arasında değişiyor.
Altyapı ve gelecek beklentileri
Şarj altyapısındaki gelişmeler de dönüşümü hızlandırıyor. Türkiye genelinde şarj istasyonu sayısı 8 binin üzerine çıkarken, özellikle otoyol kenarlarında ve büyükşehirlerde DC hızlı şarj üniteleri yaygınlaşıyor. Sektör temsilcileri, yıl sonunda elektrikli hafif ticari araç satışlarının 15 bin adedi bulabileceğini öngörüyor. 2030 yılına kadar ise her iki hafif ticari araçtan birinin elektrikli olması bekleniyor.
Bağımsız değerlendirme
Elektrikli hafif ticari araçlardaki bu sıçrama, Türkiye'nin karbon nötr hedeflerine ulaşması açısından umut verici. Ancak şarj altyapısının kırsal ve küçük şehirlere de yayılması, batarya maliyetlerinin daha da düşmesi ve ikinci el piyasasının oluşması gerekiyor. Aksi halde dönüşüm büyük ölçüde filolarla sınırlı kalabilir. Yine de mevcut ivme, sektördeki yeşil dönüşümün kalıcı olduğunu gösteriyor.