Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun cezaevinde milletvekilleriyle görüştürülmediği yönündeki sosyal medya paylaşımlarının gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Savcılık, bu iddiaları yayan hesaplar hakkında TCK’nın 217/A maddesi kapsamında soruşturma başlattı. İddialar, İmamoğlu’nun cezaevinde olduğu bir dönemde bazı sosyal medya kullanıcıları tarafından ortaya atılmış ve kısa sürede geniş yankı bulmuştu. Başsavcılık resmî yazılı açıklamasında, söz konusu görüşme yasağının kesinlikle söz konusu olmadığını, aksine İmamoğlu’nun avukatları ve ziyaretçileriyle usulüne uygun olarak görüştürüldüğünü belirtti. Açıklamada, kamuoyunu yanıltmaya yönelik bu tür paylaşımların hukuki boyutu olduğu vurgulanarak, soruşturmanın başlatıldığı ifade edildi.
İddiaların kaynağı ve yayılma süreci
İddialar, ilk olarak Twitter’da “İmamoğlu vekillerle görüştürülmüyor” etiketiyle gündeme geldi. Kısa sürede binlerce paylaşım yapılırken, bazı muhalefet partisi milletvekilleri de konuya ilişkin açıklamalar yaparak Başsavcılığa bilgi verilmesini talep etmişti. Ancak Başsavcılık yaptığı incelemede, cezaevi kayıtlarının bu iddiaları doğrulamadığını tespit etti. Cezaevi idaresi, İmamoğlu’nun Milletvekili ziyaretlerine açık olduğunu, ancak mevzuat gereği randevu sistemiyle çalışıldığını bildirdi. Bu noktada, iddianın dayanağının randevu talebine verilen geçici bir gecikme yanıtından kaynaklanmış olabileceği değerlendiriliyor.
Hukuki süreç ve TCK 217/A
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu paylaşımları yapan hesaplar hakkında TCK’nın 217/A maddesi uyarınca soruşturma başlattı. Bu madde, “halkın bir kesimini yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçunu düzenliyor. Suçun unsurları arasında, kamu barışını bozmaya elverişli, gerçeğe aykırı bilginin kasıtlı olarak yayılması yer alıyor. Savcılık, bu kapsamda paylaşımların içeriğini, yayılma hızını ve etkisini incelemeye aldı. Soruşturma kapsamında şüphelilerin ifadelerine başvurulacağı ve dijital materyallerin inceleneceği öğrenildi. Uzmanlar, bu tür asılsız iddiaların özellikle siyasi kriz dönemlerinde kamuoyunu yönlendirme amacıyla kullanıldığına dikkat çekiyor.
Benzer vakalar ve kamuoyu algısı
Bu olay, Türkiye’de son yıllarda sıkça karşılaşılan “yalan haber” veya “dezenformasyon” vakalarına bir yenisini ekledi. Özellikle yüksek profilli siyasi figürlerin tutuklu olduğu dönemlerde, infial yaratmaya yönelik iddiaların sosyal medyada hızla yayıldığı gözlemleniyor. İletişim uzmanları, bu tür içeriklerin doğrulanmadan paylaşılmaması gerektiğini vurguluyor. Öte yandan, Başsavcılığın hızlı müdahalesi, kurumların dezenformasyonla mücadeledeki kararlılığını gösteriyor. Kamuoyu, soruşturmanın sonucunu merakla beklerken, olayın siyasi polemiklere malzeme olmaması için tarafların sağduyulu davranması bekleniyor.
Sonuç ve değerlendirme
Yaşanan bu gelişme, cezaevi süreçlerinde kamuoyuna yansıyan bilgilerin doğruluğunun teyit edilmesinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. İmamoğlu’nun vekillerle görüşmediği iddiasının asılsız çıkması, kurumsal açıklamaların hızlıca yapılması sayesinde spekülasyonların önüne geçilmesini sağladı. Olay, aynı zamanda sosyal medyada yayılan bilgilerin hukuki sorumluluk doğurabileceğinin altını çiziyor.