İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı'ya yönelik sözleri nedeniyle yargılandığı davada 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme, İmamoğlu hakkında siyasi yasak kararı da verdi. Karar, İstanbul Anadolu 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada açıklandı. İmamoğlu'nun avukatları karara itiraz edeceklerini bildirdi.
Davanın Geçmişi ve Suçlama
Dava, İmamoğlu'nun 2019 yılında Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı hakkında söylediği iddia edilen sözler üzerine açılmıştı. Yazıcı'nın şikayeti üzerine başlatılan soruşturma kapsamında İmamoğlu hakkında 'kamu görevlisine hakaret' suçlamasıyla dava açıldı. İddianamede, İmamoğlu'nun bir televizyon programında Yazıcı için 'CHP'li belediyelere çökmeye çalışan bir yapı' ifadelerini kullandığı öne sürüldü. İmamoğlu ise suçlamayı reddederek sözlerinin siyasi eleştiri kapsamında olduğunu savundu.
Duruşmada mahkeme heyeti, İmamoğlu'nun sözlerinin hakaret suçunu oluşturduğuna kanaat getirerek 2 yıl 1 ay hapis cezası verdi. Ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesi uyarınca İmamoğlu'nun cezası ertelenmedi ve siyasi yasak uygulanmasına karar verildi. Bu karar, İmamoğlu'nun milletvekilliği veya belediye başkanlığı gibi siyasi görevlerde bulunmasını geçici olarak engelleyebilir. Ancak karar henüz kesinleşmedi; istinaf ve temyiz yolları açık.
İmamoğlu'ndan İlk Tepki: 'Karar Siyasi'
Duruşma sonrası açıklama yapan Ekrem İmamoğlu, kararı 'siyasi' olarak nitelendirdi ve 'Bu karar, milletin iradesine vurulmak istenen bir gölgedir. Yargı eliyle siyaset yapılmaya çalışılıyor.' dedi. İmamoğlu, kararın kesinleşmediğini ve hukuki mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti. Avukatları ise kararın temyiz edileceğini ve dosyanın istinafa taşınacağını duyurdu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, karara tepki göstererek 'Bu karar, iktidarın muhalefeti sindirme çabasının bir parçasıdır. İmamoğlu, milletin oylarıyla seçilmiş bir belediye başkanıdır ve bu karar asla kabul edilemez.' ifadelerini kullandı. Özel, partisinin konuyu tüm hukuki ve siyasi platformlarda takip edeceğini söyledi.
Siyasi Yasak Ne Anlama Geliyor?
Siyasi yasak, bir kişinin seçme ve seçilme hakkı dahil olmak üzere belirli siyasi haklardan mahrum bırakılmasıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesine göre, hapis cezası alan kişiler için hak yoksunlukları uygulanabilir. Ancak bu tür kararlar, istinaf ve temyiz süreçleri sonunda kesinleşmedikçe uygulanamaz. İmamoğlu'nun durumunda, kararın kesinleşmesi halinde bir sonraki seçimlere katılamama riski bulunuyor. Bu da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevini fiilen sürdüremeyeceği anlamına gelebilir; ancak kararın kesinleşmesi aylar sürebilir.
Hukukçular, benzer davalarda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) başvuru yolunun da açık olduğunu hatırlatıyor. İmamoğlu'nun avukatları, kararın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini savunarak AİHM'e taşıyabileceklerini belirtti.
Kamuoyu ve Siyasi Yansımalar
Karar, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Sosyal medyada hem destek hem de eleştiri mesajları paylaşıldı. Muhalefet partileri kararı 'hukuki değil siyasi' olarak değerlendirirken, iktidar kanadından henüz resmi bir açıklama gelmedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, konuya ilişkin yaptığı açıklamada 'Yargı kararlarına saygı duyulmalıdır. Süreç devam ediyor.' dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden yapılan yazılı açıklamada, 'Belediye başkanımızın hukuki süreci takip edilecek, görevine devam edecektir.' denildi. İmamoğlu'nun görevine devam edip edemeyeceği ise önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Karar istinafa taşınırsa, dosya Bölge Adliye Mahkemesi'ne gidecek.
Bu dava, Türkiye'de siyasi yasakların sıklıkla tartışıldığı bir dönemde geldi. Son yıllarda birçok belediye başkanı ve milletvekili hakkında benzer davalar açılmış, bazıları siyasi yasakla karşılaşmıştı. İmamoğlu'nun davası, 2028 seçimleri öncesinde muhalefetin en güçlü isimlerinden biri olarak görülmesi nedeniyle ayrıca önem taşıyor. Karar, muhalefetin seçim stratejilerini de etkileyebilir.
Önümüzdeki süreçte, istinaf mahkemesinin kararı ne yönde bozacağı veya onaylayacağı merak konusu. İmamoğlu'nun avukatları, dosyanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Kararın kesinleşmesi halinde ise Türkiye siyasetinde yeni bir dengenin oluşması bekleniyor.