Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, PISA 2025 sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamada, Türkiye ortalamasındaki yükselişin toplumun tüm kesimlerine yansımadığını savundu. Özbay, elde edilen başarının ağırlıklı olarak sosyoekonomik açıdan avantajlı öğrencilerin performansından kaynaklandığını, yoksul ve dezavantajlı bölgelerdeki öğrencilerin ise geride kaldığını ifade etti. Eğitim sendikası, sonuçların eğitim sistemindeki yapısal eşitsizlikleri gözler önüne serdiğini belirtti.
PISA 2025 Sonuçları ve Eğitim-İş'in Değerlendirmesi
Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) 2025 sonuçları, Türkiye'nin matematik, fen ve okuma becerilerinde ortalamasını yükselttiğini gösterdi. Ancak Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, bu artışın gerçek bir başarıyı yansıtmadığını, aksine derinleşen bir eşitsizliği işaret ettiğini vurguladı. Özbay, "PISA 2025'te Türkiye ortalamasının yükselmesi sevindirici görünse de, bu tablo sosyoekonomik açıdan avantajlı öğrencilerin yüksek performansıyla oluşmuştur. Yoksul ailelerin çocukları, kırsal bölgelerdeki okullar ve dezavantajlı gruplar aynı başarıyı gösteremiyor. Bu nedenle gerçek başarıdan değil, eşitsizlikten söz etmek daha doğru olur" dedi.
Özbay, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanması için acil adımlar atılması gerektiğini belirterek, "Eğitim bütçesinin adil dağıtılması, okullar arası kaynak farklılıklarının giderilmesi ve öğretmen atamalarında dezavantajlı bölgelere öncelik verilmesi şarttır. Aksi halde PISA gibi sınavlarda alınan ortalamalar, sadece belirli bir kesimin başarısını gösterir" ifadelerini kullandı.
Eğitimde Derinleşen Uçurum: Sosyoekonomik Farklılıklar
PISA 2025 verileri, Türkiye'deki öğrenciler arasındaki sosyoekonomik uçurumun altını çiziyor. Üst gelir grubuna mensup öğrenciler, matematik ve fen alanlarında OECD ortalamasının üzerinde performans sergilerken, alt gelir grubundaki öğrenciler ciddi anlamda geride kalıyor. Eğitim-İş'in analizine göre, bu fark son yıllarda artış gösterdi. Özellikle kırsal kesimdeki okullarda altyapı eksiklikleri, öğretmen sıkıntısı ve eğitim materyallerine erişim zorluğu, öğrencilerin potansiyelini ortaya koymasını engelliyor.
Özbay, "PISA sonuçları, eğitim sistemimizin sadece belirli bir kesime hizmet ettiğini gösteriyor. Yoksul çocukların okul öncesi eğitime erişimi kısıtlı, ailelerin ekonomik sıkıntıları nedeniyle çocuklar okula devam etmekte zorlanıyor. Devlet, bu eşitsizliği gidermek için köklü politikalar üretmeli" diye konuştu.
Çözüm Önerileri ve Beklentiler
Eğitim-İş, PISA 2025 sonuçlarının ardından bir dizi çözüm önerisi sundu. Sendika, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için şu adımların atılmasını istiyor:
- Okullar arasındaki altyapı ve kaynak farklılıklarının giderilmesi,
- Dezavantajlı bölgelerdeki öğretmenlere ek teşvik ve destek sağlanması,
- Ücretsiz okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması,
- Eğitim bütçesinden yoksul öğrencilere yönelik ayrı bir fon oluşturulması,
- Öğrencilere ücretsiz kaynak ve teknoloji desteği sunulması.
Özbay, "Bu öneriler hayata geçirilmezse, Türkiye'nin PISA sıralamasındaki yeri ne olursa olsun, gerçek başarı yakalanamaz. Eğitim, toplumun tüm kesimlerini kucaklamalıdır" dedi.
PISA Nedir ve Türkiye'nin Durumu?
PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üç yılda bir düzenlenen ve 15 yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen becerilerini ölçen uluslararası bir araştırmadır. Türkiye, PISA'ya ilk kez 2003 yılında katılmış ve o günden bu yana genel ortalamada dalgalı bir seyir izlemiştir. 2018 ve 2022 sonuçlarında matematik ve fen alanlarında kısmi iyileşme görülse de, okuma becerilerinde benzer bir artış kaydedilememiştir. PISA 2025'te ise Türkiye'nin ortalaması bir miktar yükselmiş, ancak OECD ülkeleri arasında hâlâ alt sıralarda yer almıştır. Uzmanlar, bu yükselişin eğitimdeki eşitsizlikleri maskeleme riski taşıdığını belirtiyor.
Eğitim-İş, PISA sonuçlarını değerlendirirken, sadece ortalamalara odaklanmanın yanıltıcı olduğunu, sosyoekonomik verilerle birlikte analiz edilmesi gerektiğini savunuyor. Sendika, Milli Eğitim Bakanlığı'nı şeffaf veri paylaşımına ve eşitsizliği giderici politikalar uygulamaya davet ediyor.
Sonuç olarak, PISA 2025 sonuçları Türkiye'de eğitimdeki başarıyı değil, derinleşen eşitsizliği gözler önüne seriyor. Eğitim-İş'in tepkisi, eğitim sisteminin acilen reforme edilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye'nin uluslararası sınavlarda üst sıralara çıkması için öncelikle tüm çocuklara eşit ve nitelikli eğitim imkânı sunması gerekiyor.