Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi'nin kuzeydoğusu ve Doğu Akdeniz'de ilan edilen deniz parkları nedeniyle yeni bir diplomatik kriz yaşanıyor. Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis, Türkiye'nin söz konusu bölgelerdeki deniz parkı ilanlarının "uluslararası hukuka aykırı" olduğunu ve "hiçbir hukuki sonuç doğurmadığını" iddia etti. Gerapetritis, Ankara'ya bu konuda nota verildiğini açıkladı.
Gerapetritis'in Açıklamaları ve Nota Detayı
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Gerapetritis, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'nin ilan ettiği deniz parklarının Ege Denizi ve Doğu Akdeniz'deki egemenlik haklarına ve kıta sahanlığına saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Gerapetritis, "Türkiye'nin tek taraflı olarak ilan ettiği deniz parkları, Yunanistan'ın egemenlik haklarıyla çelişmektedir. Bu ilanlar uluslararası hukuk açısından geçersizdir ve Yunanistan'ın deniz yetki alanlarını etkilemez" dedi.
Bakan, Ankara'ya resmi nota verildiğini doğrularken, Avrupa Birliği kurumlarının da konuyla ilgili bilgilendirildiğini ve sürecin takipçisi olacaklarını belirtti. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nın, Türkiye'nin deniz parkı kararının geri çekilmesi için diplomatik girişimlerini sürdüreceği ifade edildi.
Türkiye'nin Deniz Parkı İlanı ve Gerekçeleri
Türkiye, geçtiğimiz aylarda Ege Denizi'nin kuzeydoğusunda ve Doğu Akdeniz'de bazı bölgeleri deniz parkı ilan etmişti. Ankara yönetimi, bu adımın deniz biyoçeşitliliğini korumak ve sürdürülebilir balıkçılığı teşvik etmek amacıyla atıldığını açıklamıştı. Deniz parkları, Türkiye'nin kendi karasuları ve kıta sahanlığı içinde yer aldığı belirtilen alanlarda kuruldu. Ancak Yunanistan, bu alanların bazılarının kendi karasularına veya kıta sahanlığına girdiğini iddia ederek itiraz ediyor.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ise Yunanistan'ın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, deniz parklarının uluslararası hukuka uygun olarak ilan edildiğini savunuyor. Yetkililer, Türkiye'nin deniz yetki alanlarındaki haklarından vazgeçmeyeceğini ve bu tür tek taraflı beyanların hukuki bir dayanağı olmadığını kaydediyor.
Ege ve Doğu Akdeniz'deki Uzun Süreli Anlaşmazlık
Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi'nde kıta sahanlığı, karasuları genişliği, hava sahası ve adaların silahlandırılması gibi birçok konuda köklü anlaşmazlıklar bulunuyor. Doğu Akdeniz'de ise hidrokarbon kaynaklarının paylaşımı, iki ülke arasında zaman zaman gerginlik yaratıyor. İki ülke liderleri son yıllarda diyaloğu artırma ve sorunları müzakere yoluyla çözme konusunda irade beyan etse de, sahadaki gelişmeler zaman zaman gerilimi yeniden tırmandırıyor.
Deniz parkları meselesi, bu bağlamda yeni bir gerginlik unsuru olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, denizlerin korunması gibi çevresel kaygıların, ulusal egemenlik tartışmalarının gölgesinde kalmaması gerektiğini, ancak bu tür adımların karşılıklı rıza olmadan atılmasının sorunları derinleştirebileceğini ifade ediyor.
Tarafların Tutumu ve Uluslararası Hukuk Perspektifi
Yunanistan'ın nota vermesi, diplomatik bir girişim olarak değerlendiriliyor. Notada, Türkiye'nin karardan geri adım atması ve deniz parklarının statüsünün belirsizliğini koruduğu vurgulanıyor. Yunan hükümeti, konuyu Avrupa Birliği nezdinde de gündeme taşımaya hazırlanıyor. AB kurumlarının bu konuda nasıl bir tutum alacağı merak edilirken, Brüksel'in Yunanistan'ı desteklemesi bekleniyor.
Türkiye ise bu durumu bir egemenlik meselesi olarak görüyor ve uluslararası hukuktan doğan haklarını kullanmakta kararlı olduğunu vurguluyor. Ankara, deniz parklarının tamamen kendi yetki alanlarında olduğunu savunuyor. İki ülke arasındaki bu yeni krizin, NATO'nun güney kanadında istikrarı tehdit edebileceği yorumları yapılıyor.
Sonuç olarak, deniz parkları krizi, Türkiye ile Yunanistan arasındaki köklü sorunlara yeni bir boyut ekliyor. Uluslararası hukuk bağlamında çözümün ancak müzakere ile mümkün olabileceği, tarafların karşılıklı haklara saygı göstermesi gerektiği gerçeği, bu gerilimin aşılmasında kilit rol oynayacak gibi görünüyor.