Merkez Bankası'nın yayımladığı haftalık verilere göre, geçen hafta döviz mevduatları parite etkisinden arındırılmış olarak 1 milyar 659 milyon dolar düştü. Bu düşüş, son ayların en belirgin gerilemesi olarak kaydedildi. Toplam döviz mevduatları 185 milyar dolar seviyesinin altına inerken, yerli yatırımcıların döviz talebinin zayıfladığı gözlemlendi. Ekonomistler, bu gelişmeyi TL mevduat faizlerindeki yükseliş ve döviz kurlarındaki sakin seyirle ilişkilendiriyor.
Yerli yatırımcı dövizden çıkıyor mu?
Analistler, döviz mevduatlarındaki azalmada en önemli faktörün yerli yatırımcıların yön değiştirmesi olduğunu belirtiyor. Yılbaşından bu yana uygulanan sıkı para politikası ve yüksek faiz ortamı, tasarrufları TL cinsi varlıklara yöneltiyor. Son haftalarda bankaların TL mevduata verdiği faiz oranları yüzde 40'ın üzerine çıkarken, döviz mevduat faizleri nispeten düşük kaldı. Bu durum, özellikle kur riski taşımak istemeyen yatırımcılar için TL'yi daha cazip hale getirdi. Parite etkisinden arındırılmış veriler, döviz mevduatlarındaki gerçek değişimi gösterdiği için daha sağlıklı bir gösterge kabul ediliyor. ABD doları ve euro arasındaki parite değişimlerinin yarattığı yanıltıcı etkiler arındırıldığında, düşüşün boyutu netleşiyor.
TL'ye dönüş hızlanacak mı?
Ekonomi yönetiminin dezenflasyon programı çerçevesinde TL varlıkları özendirici adımları sürüyor. Kur korumalı mevduat hesaplarının kademeli olarak azaltılması ve rezervlerin güçlendirilmesi hedefleniyor. Geçen haftaki düşüş, bu politikaların kısa vadede işe yaradığına işaret ediyor. Ancak uzmanlar, döviz mevduatlarının hâlâ 180 milyar doların üzerinde olduğunu ve toplam mevduatlar içindeki payının yüzde 40 civarında seyrettiğini vurguluyor. Bu nedenle, sürecin daha uzun vadeli olduğu değerlendiriliyor. Enflasyondaki düşüş trendi ve TL'nin reel getirisinin artması, dönüşümü destekleyen diğer unsurlar. Piyasalarda, önümüzdeki haftalarda döviz mevduatlarındaki düşüşün devam edip etmeyeceği takip edilecek.
Sonuç olarak, döviz mevduatlarındaki keskin düşüş, TL'ye olan güvenin arttığını gösteriyor. Ancak bu eğilimin kalıcı olması, enflasyonun tek haneye inmesi ve kur istikrarının sağlanmasına bağlı. Ekonomi yönetiminin attığı adımlar doğru yönü işaret etse de, yurt içi ve yurt dışı riskler – jeopolitik gerginlikler, küresel faiz oranları – süreci etkileyebilir. Yatırımcıların olası dalgalanmalara karşı temkinli olması gerekiyor.