Türkiye'de yurt içi yerleşiklerin döviz mevduatları, geçen hafta 1,66 milyar dolar azalarak 236,5 milyar dolara geriledi. Merkez Bankası tarafından açıklanan haftalık para ve banka istatistiklerine göre, parite etkisinden arındırılmış verilerle döviz mevduatlarındaki düşüş, yabancı para cinsinden tasarrufların çözülmeye başladığına işaret ediyor. Bu gelişme, Türk lirasına olan güvenin artması ve döviz kurlarındaki sakin seyirle ilişkilendiriliyor.
Döviz mevduatlarındaki düşüşün ayrıntıları
Geçen hafta (19 Nisan haftası) yurt içi yerleşiklerin döviz tevdiat hesapları (DTH) 1,66 milyar dolar azalışla 236,5 milyar dolar seviyesine indi. Parite etkisinden arındırılmış verilere göre ise düşüş 1,2 milyar dolar olarak hesaplandı. Bu, döviz mevduatlarının dört hafta üst üste gerilediği anlamına geliyor. Gerilemede, döviz kurlarındaki yatay seyir ve TL mevduat faizlerinin cazip hale gelmesi etkili oldu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, TL mevduat faizleri ortalama yüzde 40'ın üzerinde seyrederken, döviz mevduat faizleri ise yüzde 2-3 bandında kalıyor. Bu fark, tasarruf sahiplerini TL'ye yöneltiyor.
Piyasalara yansımaları ve beklentiler
Döviz mevduatlarındaki düşüş, Merkez Bankası'nın rezervlerine olumlu yansıyor. Geçen hafta Merkez Bankası brüt rezervleri 2 milyar dolar artarak 120 milyar doların üzerine çıktı. Net rezervlerde de iyileşme görülürken, swap hariç net rezervler eksi 60 milyar dolardan eksi 55 milyar dolara geriledi. Ekonomistlere göre, döviz mevduatlarındaki erime devam ederse, Merkez Bankası'nın rezerv birikimi hızlanabilir. Ancak enflasyonun yüksek seyretmesi ve jeopolitik riskler, döviz talebini canlı tutabilir. Önümüzdeki dönemde TL mevduat faizlerinin seyri ve kur istikrarı, döviz mevduatlarının yönü üzerinde belirleyici olacak.
Türkiye'de döviz mevduatlarının toplam mevduat içindeki payı yaklaşık yüzde 55 seviyesinde bulunuyor. Bu oranın düşmesi, finansal istikrar açısından önemli görülüyor. Hükümetin ve Merkez Bankası'nın uyguladığı politikalar, TL'yi cazip kılmaya odaklanırken, döviz mevduatlarındaki çözülme bu politikaların başarılı olduğunun bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Ancak uzun vadede enflasyonun kontrol altına alınması ve yapısal reformların hayata geçirilmesi, kalıcı bir TL talebi için kritik öneme sahip.