Türkiye'de artan enflasyon ve hayat pahalılığı, çalışan kesimin alım gücünü her geçen gün daha da düşürüyor. Kamu Araştırmaları Derneği (KAMU-AR) tarafından yayımlanan son rapor, yoksulluk sınırının haziran ayında 116 bin TL'yi aştığını ortaya koydu. Bu rakam, dört kişilik bir ailenin asgari geçim standardını sürdürebilmesi için gereken toplam hane gelirini ifade ediyor. Mevcut asgari ücretin 17 bin 2 TL olduğu düşünüldüğünde, bir ailede dört kişinin tamamının asgari ücretle çalışması durumunda dahi hane geliri yoksulluk sınırının gerisinde kalıyor.
Yoksulluk sınırı ve asgari ücret arasındaki makas açılıyor
KAMU-AR'ın verilerine göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı ise 45 bin TL'nin üzerine çıkmış durumda. Açlık sınırı, yalnızca temel gıda harcamalarını kapsarken, yoksulluk sınırı barınma, ulaşım, sağlık, eğitim gibi zorunlu giderleri de içeriyor. Son bir yılda gıda fiyatlarındaki yüzde 60'ı aşan artış, toplu taşıma ve kira zamları, dar gelirli hanelerin bütçesini ciddi şekilde zorluyor. Özellikle büyükşehirlerde kira fiyatlarının ortalama 20 bin TL'yi bulması, hanelerin en büyük harcama kalemini oluşturuyor.
Memur ve emekli maaşları eriyor
Araştırma ayrıca, mevcut memur ve emekli maaşlarının temel ihtiyaçları karşılamada yetersiz kaldığını gösteriyor. En düşük memur maaşı 30 bin TL civarında seyrederken, en düşük emekli maaşı ise 10 bin TL'nin altında. Bu rakamlar, yoksulluk sınırının oldukça altında kalarak, milyonlarca vatandaşı geçim sıkıntısına sürüklüyor. KAMU-AR uzmanları, mevcut sosyal yardım sisteminin yoksulluğu azaltmada etkisiz kaldığını ve gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderek derinleştiğini vurguluyor.
Yoksullukla mücadelede yeni adımlar gerekiyor
Ekonomistler, yoksulluk sınırının altında kalan hanelerin sayısının her yıl arttığına dikkat çekiyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2023 yılı itibarıyla nüfusun yaklaşık yüzde 30'u yoksulluk riski altında yaşıyor. Uzmanlar, sadece asgari ücret artışının yeterli olmadığını, yapısal reformlarla enflasyonun kontrol altına alınması ve ücretlerin alım gücünün artırılması gerektiğini belirtiyor. Aksi halde, dört asgari ücretin dahi yetmediği bir ekonomik tablo daha da ağırlaşarak toplumsal refahı tehdit edecek.