Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) stajyer kız öğrencilere yönelik cinsel istismar iddialarıyla ilgili görülen davada mahkeme kararını açıkladı. Sanık Durmuş Uğurlu'ya 6 yıl 16 ay hapis cezası verilirken, diğer sanıklar hakkındaki yargılama süreci devam ediyor. Olay, kamuoyunda büyük yankı uyandırmış ve TBMM'nin işleyişine dair tartışmaları yeniden alevlendirmişti.
Dava süreci ve verilen ceza
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davada, TBMM bünyesinde staj yapan kız öğrencilere cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen Durmuş Uğurlu hakkında 'zincirleme cinsel istismar' suçundan mahkumiyet kararı çıktı. Mahkeme heyeti, Uğurlu'ya 6 yıl 16 ay hapis cezası verirken, sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Dava kapsamında yargılanan diğer şüpheliler hakkındaki süreç ise farklı mahkemelerde sürüyor.
Savcılık, iddianamede Uğurlu'nun birden fazla stajyer öğrenciyi farklı zamanlarda istismar ettiğini belirtmişti. Mağdurların ifadeleri ve deliller doğrultusunda hazırlanan iddianamede, sanığın TBMM'deki görevini kullanarak öğrencilere baskı yaptığı iddia ediliyordu. Mahkeme, mağdur ifadelerini ve bilirkişi raporlarını dikkate alarak kararını verdi.
TBMM'deki istismar iddiaları ve kurumsal tepkiler
Olayın ortaya çıkmasının ardından TBMM yönetimi konuya ilişkin inceleme başlatmış ve stajyer öğrencilere yönelik koruyucu tedbirlerin artırılacağını duyurmuştu. Ancak muhalefet partileri, yaşananları 'kurumsal bir zafiyet' olarak nitelendirerek TBMM Başkanlığı'nı eleştirmişti. Olay, Türkiye'de kamu kurumlarında staj yapan gençlerin karşılaştığı riskleri gündeme taşıdı.
TBMM'de stajyer öğrenciler genellikle milletvekilleri veya bürokratlar nezdinde çalışmakta, ancak yeterli denetim ve güvenlik önlemlerinin bulunmadığı yönünde eleştiriler bulunmaktadır. Bu dava, Meclis'teki çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve stajyerlerin uğradığı taciz ve istismar vakalarının önlenmesi için adımlar atılması gerektiğini bir kez daha gösterdi.
Kadın dernekleri ve insan hakları örgütleri de süreci yakından takip ederek, mağdurlara destek çağrısında bulundu. Avukatlar, kararın istismar mağdurları için caydırıcılık oluşturabileceğini ancak benzer vakaların önlenmesi için kurumsal mekanizmaların güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.